Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2012 Pazar

İnsanoğlu Kaypaktır!

Denize düşen yılana sarılır misali şike soruşturmasında adı geçen her takım, mali açıdan ucu kendisine dokunan her takım birbirinin götüne yapışmış bırakmıyor.. Bu kahpe birliktelik tüpçüyü federasyonun başına kadar getirdi. Hem de en büyük destekçisi kim FENERBAHÇE...
Ülen aynı fener değil miydi 2005-06 sezonunda son dakikada Hasan Kabze'nin golüyle 2-1 biten Galatasaray-Beşiktaş maçından sonra Demirören'i Fenerbahçe'ye karşı kutsal ittifakla suçlayan.
Yedikleri bok boğazlarında kalınca nasılda kaypaklaşıyor insan!

27 Şubat 2012 Pazartesi

Beşiktaş Nasıl Kurtulur?

"Galatasaray'a sene başından beri o kadar transfer yapıldı ama hala takımda eksik var, Adnan Polat yönetimi takımı nasıl boşalttıysa artık" diye bir yorum okumuştum geçenlerde. Şu anda Beşiktaş'ın durumu da aynen böyle. Tüpçü öylesine laçka ve boş bir kadro kurmuş ki elini taşın altına sokacak yönetimi büyük bir enkaz bekliyor. Kağıt üzerinde kalabalık bir kadro var; ama iki sakatlık oldu mu kadro kurulamıyor, o derece boş bir kalabalık var Beşiktaş takımında.

Son söylemem gerekeni ilk söyleyeyim; kesinlikle Fernandes, Ernst ve Sivok hariç bütün yabancılar gönderilmeli, kiralıklar kesinlikle satın alınmamalı. Yazının devamında bunları ayrıntılı anlatıyorum zaten.

Öncelikle kaleden başlamak lazım. Rüştü bir takımda bulunabilecek neredeyse en iyi yedek kaleci. Dünyanın en tecrübeli kalecilerinden biri, ihtiyaç duyulduğunda oyuna girip görevini yapabilecek, sırıtmayacak, takıma da güven verebilecek bir eldiven. Yedek olarak kadroda tutulmalı. Cenk ise büyük takım kalecisi değil. Defansa güven vermiyor, takımı rahatlatmıyor. Yenecek her pozisyonu yiyor. Eğer büyük takımsan, bu ligde şampiyonluk hedefliyorsan, Avrupa'da adından söz ettirmek istiyorsan Cenk kesinlikle olmaz. Gönderilmeli, yerine de yerli kaleci alınacaksa Sinan Bolat ilk sırada düşünülmeli. İkinci sırada da Onur Recep Kıvrak düşünülebilir. Tolga Zengin Trabzon'lu olduğu için alınması soz olabilir; ancak Onur için aynı durum söz konusu değil. Trabzonspor'un futbolcularını elinde tutabilme başarısı(!) göz önüne alındığında imkansız bir transfer değil. Beşiktaş'san uğraşıp alacaksın kardeşim..

Savunmaya geçersek kesinlikle bir sağ bek şart. Malesef yerli sağ bek sıkıntımız zaten malum olduğundan yabancı pazara yönelinebilir. Valencia'daki Miguel düşünülebilir mesela. 32 yaşında. İki sene daha iyi performans sergiler Türkiye'de, iş ahlakı da iyi bir futbolcu, takımı küçümsemez. Kesinlikle takıma faydalı olacaktır. Yedek olarak Ekrem Dağ her zaman iyi bir rotasyon elemanıdır. Ekrem'in şanssızlığı kadronun boktan olması sebebiyle kendisine gereğinden fazla ilk 11'de oynama gerekliliği düşmesi. Ekrem sürekli banko oynayacak oyuncu değil; ancak her zaman iyi bir yedektir. Stoperleri zaten en sağlam bölgesi Beşiktaş'ın. Sivok, Egemen, Ersan ve Toraman iyi bir dörtlü. Atınç da bir Anadolu klübüne kiralanabilir. Sol bekte de İsmail ve Tanju vasat bir rotasyon; fakat sağ bek sıkıntısı da malum olduğundan ve yabancı bir sağ bek alınmak zorunda olduğundan yerli sol bek olarak ikisiyle bir sene daha idare etmekten başka çare yok. Zaten kötü bir rotasyon değil sadece vasat kalıyorlar..

Orta sahada Ernst, Fernandes ikilisi banko oynamalı. Oldukça sağlam bir ikili, Fernandes'in yetenekleri de cabası. Süper lig'in Selçuk ve Melo'yla beraber en iyi göbek ikilisi tartışmasız bunlar. Yanlarındaki üçüncü isim de Necip veya mutlaka transfer edilmesi gereken Alper Potuk ve Soner Aydoğdu'dan biri olmalıdır. Yukarıda da söylediğim gibi Beşiktaş'san gidip alacaksın kardeşim. Aurelio da tecrübeli rotasyon elemanı olarak bir sene daha kalabilir.

Kanatlar işte büyük problem. İlk 11 düzeyinde transferler yapılması lazım bu mevkilere. Q7 ve Simao'nun arkalarına bakmadan gönderilmesi lazım. Öncelikle Quaresma'dan başlayalım. Çok yetenekli futbolcu kardeşim tamam; ama futbolu bilmiyor ulan bu adam. Yetenekli olmakla takım için faydalı olmak farklı şeylerdir. Quaresma topu adamın bacak arasından geçirip götünden çıkarabilecek kadar yetenekli futbolcu ama topsuz alanda oynama, gol yollarına yaklaşma zekası yok bu adamda. Böyle olunca gol yollarında en etkili olması gereken mevkilerden birinde, üstelik takımın en güvendiği isimken takımı bir kişi eksik oynatıyor. Guti'nin de dediği gibi "Beşiktaş bir sirk takımı değil, futbol takımı!" Simao ise futbolu çok iyi bilen bir adam. Türkiye ligi standartlarının da üstünde evet. Ama adam doymuştan da öte, futbolu bu kadar mı sikine takmaz bir adam mına koyayım. Hala bu adamda ısrar etmenin mantığı nedir? Yol vereceksin bu ikisine de.. Bu bölgeye transfer edilirse iyi olacağını düşündüğüm birkaç isim var. Öncelikle Espanyol'da kiralık oynayan Vladimir Weiss. Bonservisi Manchester City'de ama siksen orada oynayamaz. 89'lu adam. Topla ve topsuz çok süratli, teknik ve takım oyuncusu. Yaklaşık 5m €'ya bonservisi alınır ve elini öpene 10m €'a satılır. Takıma faydası da cabası. Aslında Galatasaray'a alınmasını çok istediğim bir isim; ama konumuz Beşiktaş:) Bu scout'luk konusunda da iddialıyım, itusözlük'te Eden Hazard ve Michel Bastos başlıklarını açmışlığım vardı sözlükçülük yıllarımda:) O yüzden tekrar yazmak istiyorum beni heyeanlandıran bu ismi: Vladimir Weiss!! Bunun yanında bonservisi elinde olan Florent Malouda da iyi bir transfer olur. Uygun bir bonservis bedeliyle alınabilecek Joe Cole'u da listeye dahil edebiliriz.. Bir de Yasin Öztekin o bölgeye iyi transfer olur, eğer Cavcav anasının nikahını istemezse tabi.. Elimizde de Veli ve Burak var rotasyon elemanı olarak, böylece kanat konusunu da geçiyorum.

Forvet hattında ise transferi bırakın birkaç futbolcu takımdan gönderilirse takıma daha çok fayda sağlanır. Almeida, Edu ve  Holosko gönderilmeli. Bebe konusunda yorum yapamayacağım zira adamı izlemedik, tekrar kiralanır mı kiralanmaz mı bilemeyeceğim, genç oyuncu. Mustafa Pektemek ise artık ilk 11 oyuncusu olmalı. Ancak yine de en az onun kadar kaliteli ve takıma faydalı olabilecek bir santrafor daha alınmalı. Burak Yılmaz tekrar Beşiktaş'a gelir mi bilmem ama PSG'de babalar gibi Mevlüt duruyor. Pektemek'le çok güzel rotasyona girerler, çift forvet oynadıklarında da birbirlerini tamamlarlar. Pektemek daha çabuk ve yüzü kaleye dönük oynayan bir forvet. Mevlüt ise arkası dönük oynamayı seven, yere sağlam basan, hava toplarına hakim ve çok kuvvetli bir santrafor. PSG'de de kadroya giremiyor, alıp getireceksin. Ve de eğer geleceğin takımını kuruyorsak Gaziantep'ten Muhammed Demir'in de kadroya katılması taraftarıyım. Defalarca yazdığım gibi Beşiktaş'dan alacaksın kardeşim. Tabata'lara, Alves'lere falan abuk subuk paralar verdiysen, bu adama da biraz vereceksin..

Biraz fantezi bir yazı oldu; ama çok da mantıksız hayallere kapıldığımı düşünmüyorum. Kandi çapımda scout'luk yaptım denebilir. Son olarak oluşan kadroyu bir yazayım buraya..

----------------Sinan Bolat/Onur Kıvrak
------------------------(Rüştü)

Miguel-----------Sivok-----------Egemen-----------İsmail
(Ekrem)---------(Ersan)---------(Toraman)---------(Tanju)

-------------------Ernst-------------Necip
------------------(Soner)---------  (Alper)
-----------------(Aurelio)

Malouda/Joe Cole---------Fernandes--------------Vladimir Weiss
--(Burak/Yasin?)-------(Muhammed Demirci)---------(Veli/Bebe?)

-----------------------M.Pektemek/Mevlüt
---------------------- (Muhammed Demir)
------------------------(Mehmet Akyüz)

Ne diyorsunuz??.....

26 Ağustos 2011 Cuma

Avrupa Arenasındaki Türkler!

Türkiye'yi Avrupa'da temsil edecek 2 takım kaldı maalesef. 5 takımla başlamıştık yine önce Gaziantepspor elendi sonrasında TFF daha çok tartışacağımız bir kararla Fenerbahçe'yi Avrupa'dan men etti. Dün gece Bursaspor da elenince Beşiktaş ve Trabzonspor'a kaldık ki bu pek sık gördüğümüz bir olay değil.

Kurayı görür görmez geçen seneki kadro bu grupta 3. olabilirdi dedim. Geçen seneki kadrosu çok mu kaliteliydi? Hayır. Çok mu kaliteli oyuncular kaybettiler o kadrodan? Evet. Defansın en iyisi Egemen, orta sahanın en iyisi Selçuk ve hücumun 3 bel kemiğinden ikisi Jaja ve Umut gitti. Aynı şekilde rotasyonda yer bulan Engin, Ceyhun gibi adamlar da gitti. Ki o Engin öylesine yetenekli ki Fatih Terim bile böyle bir adamı sorunlu olmasa bu kadar ucuza alamazdık dedi.

Özellikle Selçuk telafisi olmayan bir kayıp. Umut da çok önemli bir kayıp. Bu adamların yokluğu anlaşılacaktır zira geçen senenin yıldızı Burak, Umut'un boşalttığı alanlar ve Selçuk'un attığı nokta paslar olmadan geçen seneki performansını yakalayamaz. Zokora ve Henrique gibi iyi transferler yaptı Trabzonspor ama onun dışında bir şey yok. Volkan Şen gelirse etkili ve faydalı olabilir Şenol Güneş'in ellerinde.

Gelelim çektikleri kuraya. İnter'den içeride puan alabilirler, dışarıda da imkansız değil ama zor. CSKA'yı içerde yenerler bence. Lille'den hem içerde hem dışarıda puan alabilirler. En kötü ihtimalle 4, en iyi ihtimalle 8 puan bekliyorum Trabzonspor'dan. Gruptan çıkmaları imkansız bu tecrübesizlikle, amaçları 3.'lük olmalı.

Şenol Güneş Trabzonspor'un başına gelmiş en iyi şey. Umarım O'nun değerini bilirler bu sefer.

Beşiktaş Alaniya gibi bir 2. lig takımını çok zor bir şekilde geçtikten sonra çok zor bir kura çekti. Geçen seneden daha güçlüler aslında şu anda ama şike süreci onları çok yıprattı.

Dinamo Kiev hatırlarsınız geçen sene 4-1, 4-0'lık skorlarla elemişti Beşiktaş'ı. Zaten Beşiktaş onlara karşı direk bu psikolojiyle çıkacak sahaya ve dışarda puan almaları imkansız. İçerde seyirci gazıyla bir galibiyet alınabilir. Stoke City ile içerde berabere kalır dışarda direk yenilirler. Tel Aviv'in iç saha performansı etkileyici, İsrail'den puansız dönme ihtimali yüksek Beşiktaş'ın. Beşiktaş'ın da şu grupta maksimum 8-9 puan toplayacağını düşünüyorum.

Çok zor bir gruba düştüler. 1. torbada Kiev nispeten iyi bir kura olmasına rağmen 3 ve 4. kuralarda bence en zor takımları çekmişler. 3. torbada Stoke'la beraber Hannover vardı zor takım olarak. 4. torbada ise kimi istemezsin deseler direk Tel Aviv derdim. Buraya Panathinaikos'u eleyip geldi Tel Aviv. Kimse küçümsemesin İsrail takımını, zira küçümseyince başımıza neler geldi biliyoruz.

Her iki takımımız da zor kuralar çekti ama Beşiktaş'ın işi daha zor Avrupa Ligi'nde olmasına rağmen. Başarılar diliyoruz.

24 Mayıs 2011 Salı

Suat Usta, Fatih Sonkaya -- Veli Kavlak!!

Rapid Wien'de oynayan Veli Kavlak'la görüştüklerini borsaya bildirmiş Beşiktaş. Sırf Beşiktaş'a gol attı diye bir futbolcu transfer edilir mi bilmem; ama gereksiz bir transfer olacağı kanaatindeyim. Vasat ötesi bir futbolcu. Yerli rotasyonda yer alır düşüncesi güzel, ancak Avusturya kültüründe büyümüş bir adamı getirip buraya adapte etmek yerine aynı düzeyde verim elde edebileceğin bir alt yapı oyuncunla uğraşman daha mantıklıdır bence.
Zamanında Galatasaray ve Beşiktaş'ın Suat Usta ve Fatih Sonkaya transferleri vardı hatırlarsanız. Dimağlarda hiçbir iz bırakamadan gittiler. Bir ara Azerbaycan'a kadar yolu uzandı ikisinin de.. Bu sezon biri Diyarbakırspor'da biri Erciyesspor'da oynadı yanlış hatırlamıyorsam. Halbuki ikisi de kötü topçu değildi, vasatlardı. Ne varki genç yaşta (aynı Veli'nin şimdiki yaşı) geldikleri Türkiye'ye alışamadılar, hak ettiklerinden daha kötü bir kariyere sürüklendiler ve bu yazıyı yazmasam çoğunuzun aklına bu sene hiç gelmeyeceklerdi bile.
Bırakın abi Veli'yi oynasın Avusturya'da. Hem de Rapid Wien'de oynuyor ne güzel. Şimdi getireceksiniz buraya, salak bir performans sergileyecek, sonra göndereceksiniz Ankaragücü'ne Manisa'ya falan. Ondan sonra belki tekrar ülkesine döner ikinci ligde falan oynar, belki Azerbaycan.. En iyisi hiç ilişmeyin abi, düz bırakın...

28 Kasım 2010 Pazar

Galatasaray'da Transfer Bitmez!


Bu mağlubiyet bir bakıma iyi oldu. Galatasaray taraftarı Kayserispor maçı sonrası yeniçerilere ve yönetime açtığı isyan bayrağını indirecekti neredeyse. Beşiktaş tarafında işler durulur, haftaya tekrar kaynarlar. Zira onlar da top oynamıyorlar. Ersan ve Cenk savunmada, Guti ilerde işleri halletti. Zaten Galatasaray'ı yenmek için 3-4 tane topçunun iyi oynaması yetiyor, Kayserispor'un da Cangele'si olsa yenerlerdi.

Ali Turan diye bir "şey" var, zira ben topçuluğundan şüpheliyim. Hadi iyi oyuncu değilsin, şuncacık beynin de mi yok kardeşim? Dışarıda düşürsene adamı lan, yetişemeyeceğin belli işte bu kadar da mı beynin yok! Ama suç senin değil Rijkaard zamanında takımı yaktın Hagi her zamanki inatçılığıyla seni oynatmaya devam etti ve sıra Hagi'yi yakmakta. Hagi tek gitmez umarım Polat'ı da götürür.

İnsua>Balta kardeşim bunu göremeyen ya cahildir ya inattır. Hagi cahil değil, inat! Her şeyi kendi biliyor. Bugün Barış değişikliğini niye yaptı mesela? Niye Ayhan değil de Servet çıktı? Biri anlatsın bana yahu çok merak ediyorum.

Sabri tam olgunlaşıyordu ki sağduyulu Rijkaard gitti, gözü kara Hagi geldi ve aynı Sabri. Tabata'ya hakemin gözü önünde salladığı tekmenin ne mantığı var? Yok. Çünkü artık bu takım mantık takımı değil, Hagi takımı. Sabri'ye hala küfür edenleri anlamıyorum. Şu takımda sizin benim gibi Galatasaraylı 2-3 adamdan biridir ve O'na sövmenin mantığı yok. İlla sövecekseniz el freni Ayhan var, hayalet Balta var, "sihirbaz" Pino var, ruhsuz güven adamı 76 var işte var oğlu var! Sabri elinden geleni yapıyor, keşke diğerleri de yarısı olsa!

Cana için maçtan önce demiştim maçın adamı olur diye. Hagi stopere çekmese Guti 2.golün asistini yapamazdı. Cana Galatasaray'ın en iyisiydi Kewell'la beraber. Gördüğü sarı kartı da eyyamcı Cüneyt kıçından uydurdu çünkü Cana geldiğinden beri en yumuşak oyununu oynuyordu ve orda da topa girmişti. Avrupa'da bambaşka bir Cüneyt Çakır var, Türkiye'ye gelince havasından suyundan etkilenip eyyama kayıyor. Verdiği penaltı doğru ama Holosko'nun sürekli yaptığı faulleri es geçmesi falan komik yani. Bir o tarafa, bir bu tarafa kayıyor yönü.

Galatasaray'ın forveti Pino olamaz. Herkes olur Pino olamaz. Sözde "sihirbaz" bu adam yahu. Sirk topçusu diyecek kadar ukala değilim ama açık açık söylüyorum şu takımda oynamaz, 25 kişinin en az 15-16'sı gibi o da bu takımın topçusu değil ama Adnan Sezgin transferi işte. Bir insan bu kadar yeteneksiz olabilir mi yahu? 3 defa karşı karşıya kalıp 1'ini atamayan adam mı Galatasaray'ın forveti? Bu transferleri kim yaptı çıksın ben yaptım desin yahu. İyi bir şey olunca "ben yaptım" demeyi biliyorsunuz! Pino'ya bugün kaç kişi M.Sarp gibi seslendi?

Neill gibi adamlar lazım takıma, pek sevmem ama adam gibi adam tabiri adama cuk oturuyor yahu. Nobre'nin sarı kart görmemesi için nasıl güzel çırpındı. Adamın hası denen Alex rakip atılsın diye uğraşır, rakibi tekmelerken bunu yapabilen adam güzel adamdır. Yarın kaç kişi bundan bahsedecek çok merak ediyorum. Alex adamsa Neill peygamberliğini ilan eder yahu!

Arda, Sabri, Serkan Kurtuluş, Neill, Cana, Baros ve Kewell hariç o formayı giyenlerin hiçbiri haketmiyor! Arda'yla Sabri'yi de Galatasaraylı kontenjanından saydığımız için, yoksa Arda da gitse üzülmem.

Galatasaray resmen lige havlu atmıştır. Bundan sonra deplasmanlarda 1 puan, içerdeki kolay maçlardan alınacak 3 puanlara ihtiyacımız var yoksa küme düşebiliriz. Türkiye Kupası tek hedef olmalı bu saatten sonra. Ha bi de unutmadan "Galatasaray'da transfer bitmez." ve "Kiralık oyuncu istemiyoruz."

Cana Mı,Guti Mi?


Askere gitmeme 15 gün kaldı ve bu süreçte Galatasaray maçı yazıp daha çok sinirlerimi yıpratmak istemiyordum ama bu Ali Sami Yen'deki son derbi, sırf bu yüzden izleyecem ve yazacam. Şu takımda Neill, Kewell, Baros ve Cana gibi bizi hala heyecanlandıran, sevindirme potansiyeli olan adamlar var ama çoğunluğu için aynı şeyleri düşünmüyorum. Yeniçerilerden birinin gol atması, hat-trick yapması, muhteşem oynaması falan beni zerre ilgilendirmiyor ve sevindirmiyor. Yani şu saatten sonra Servet, Sarp ya da Balta oyunlarına seviye atlatıp Puyol, Xavi ya da Bale olsalar çok da umurumda olmaz, sonuçta topçu olamazsınız demedik adam olamazsınız dedik!

Bu akşam Beşiktaş ile maçımız var. Galatasaray'ın Kadıköy'de 10 senedir alamadığı beraberlik hep konuşulur da bizim 6 yıldır Beşiktaş'a içerde puan göstermediğimiz hiç konuşulmaz. Bu Fener medyasından mı kaynaklıdır, yoksa 2 büyük kavramı var ya bilinçaltlarında onun dışa vurumu mudur? Bence 2 büyük var her zaman ama heralde medya da öyle düşünüyor. Evet Galatasaray 6 senedir puan göstermiyor içerde Beşiktaş'a ve bu maç da farklı olmayacak heralde. Bobo veya Q7'den biri sahada olsaydı biraz da olsa korkulabilirdi ama şu Beşiktaş'ın Galatasaray'a hele Hagi sistemiyle oynarken gol atması imkansız gibi. 4 çakılı defans, 3 ön libero ile oynuyoruz ve 3 ön liberomuz da sadece savunma yapan türde. E Beşiktaş kanatsızken, Nobre dışında forveti yokken bu takıma gol atması çok da kolay değil. Holosko eski günlerinden bir demet sunar, Guti'nin ara paslarını değerlendirebilirse bir nebze şansları var da Holosko'nun eski günlerine dönme şansı yok gibi. Ha ben böyle konuşuyorum da biri çıkıp son 5 maçta 2 gol atan bir takımın nasıl kazanacağını sorsa o konuyu açıklamak daha da zor. Schuster bu maçta ofansif oynayamaz, çizgi savunma kurduramaz, Toraman-Ersan ikilisini önde oynatamaz. O da defansif oynayacak ve çok kısır bir maç olacak, hepimiz fıtık olacaz. Ama Galatasaray Pino, Elano, Kewell gibi adamlara sahip ve Beşiktaş kadrosunda hiçbiri yok şu an. Ayrıca iyileşen Baros 15 dakika bile oynasa çok iyi olur Galatasaray için. 1-0 gibi kısır bir skor bekliyorum ama o da olmazsa 0-0'a kilitlenir maç, tabi bizim defansta bir 76 numara var ki ne yapacağı belli olmaz.

Galatasaray taraftarı için ASY'de oynanacak son derbi olması dışında bir önemi yok bu maçın. Beşiktaş taraftarı ise yine her Galatasaray maçında olduğu gibi 20 sene önce yaşanan Mühendis Oktay olayını açıyorlar. Ben o elem olayı okuyarak öğrenen biri olarak bunun acısını 20 sene sonra bile taze tutmayı anlarım ama hesabını bu dönemin tribünlerinden sormayı anlayamam. Sizin amacınız yas tutmak değil, kitleleri kışkırtmak. çArşı grubu kusura bakmasın ama içleri gittikçe boşalıyor. Bizim tribünün "Gücüne güç katmaya geldik." bestesine yaptığı kontra ne kadar anlamsız ve gereksizse, Mühendis Oktay'ın hesabını şu tribüncülerden sormak da o kadar anlamsız ve gereksizdir. Yani her zaman dediğim gibi hepsi aynı bokun laciverti, yok birbirlerinden farkları.

Neden Cana resmi koydum. Çünkü bu maçta Galatasaray'ın kilit adamı Cana. Cana iyi oynarsa maç sonu yazılarında Cana resimleri göreceksiniz, iyi oynayamazsa da Guti resimleri :) İşte bu yüzden maçın kilit adamı Cana. Pino ve oynarsa Baros da hücum hattında etkili olabilecek isimler. Beşiktaş için Guti'yi saydık, diğer isimler de Holosko ve Ersan bence. Holosko hızıyla, Ersan da iyi savunmasıyla etkili olabilir. Ernst'i söylemeye gerek yok, adam istikrar abidesi zaten. Kaybederlerse Schuster maç sonu Hagi'ye sallar, Yıldırım Demirören "Hocamızın arkasındayız." deyip hoca arayışına başlar vs. Beraberlik Hagi'ye yarar, sonuçta büyük takımdan alınan puanlar kümede kalma yolunda önemli!

14 Ekim 2010 Perşembe

Bırakın Yorumculuğu Hoca Olun!


Ülkemize gelen kariyerli, elit diye tabir edilen teknik adamların çoğunluğunun başarısız olması, bizim değnekle kovaladıklarımızın kısa süre sonra başka takımlarda çok başarılı olmaları tesadüf mü? Bence değil.

Rijkaard ilk geldiğinde bir röportajında "Türk futbolunda her şey var ama hiçbir şey tam değil." dediğinde ne anlatmak istediğini hepimiz anladık ama bir şeyleri düzeltmek işimize gelmedi. Biz hep O'nları suçladık. Hiddink Fenerbahçe'den kovulurken herkes çok mutluydu çünkü hiçbir şey değişmeyecek, sevdikleri düzen devam edecekti.  Aynı Hiddink kovulduğu günden beri gittiği her takımda çok başarılı oldu, her gittiği yerde tapılırcasına sevildi ve hep kendisi ayrıldı. Ama bizim suçumuz yoktu çünkü Fenerbahçe Aydınspor'a yenilirse hoca gider bizim ülkemizde. Del Bosque'yi Yeniköy Kasabı diye diye kovaladık adam gitti Avrupa Şampiyonu oldu.

Löw'e Dünya Kupası öncesi "üzerinizde baskı var mı?" diye soruyorlar adam "ne baskısı yahu ben Fenerbahçe'de çalışmış adamım." diyor biz yine anlamıyoruz. Aynı Löw Almanya'da futbol devrimi gerçekleştiriyor, 24 yaş ortalamalı takımıyla Arjantin'e, İngiltere'ye 4 atıyor. Rijkaard gibi kariyerinde hem hoca hem futbolcu olarak Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu olan bir adamla dalga geçiyoruz. Sergen Yalçın gibi futbol kariyeri Etimesgut Şekerspor'da bitmiş bir adam "Rijkaard hoca değil." diyebiliyor. Aragones'le, Kalli'yle dalga geçmek için zaten bir kariyerin olmasına gerek yok, 2 büyük futbol adamı bizim ülkemizde hakettikleri değerin 10'da 1'ini göremediler. Aragones Avrupa Şampiyonu olup geldi ulan buraya adamla bildiğin taşak geçtiler bu memlekette.



Hiddink Almanya'ya yenildiğimiz maçtan sonra "Dünya 1.'ymişiz gibi davranmayın kardeşim." derken bundan bahsediyordu işte. Hala ülke olarak en büyük başarımız 10 yıl önceki UEFA Kupası iken, hala bir turnuvada 3.olup diğerine gidemezken bu kibir bu ihtiras nerden geliyor yahu? Hıncal çıkar Hiddink'e çerçibaşı der, Rijkaard'a hoca değil der, Kalli'ye futbolu bilmiyor der, Skibbe'ye adam değil der vs vs. Ulan madem her boku siz biliyorsunuz bırakın yorumculuğu her biriniz bir büyüğün başına geçin, biriniz de milli takımı alın başarıdan başarıya koşalım!

Hiçbir takım bu saatten sonra para harcamasın. Galatasaray Hakan Şükür'ü, Beşiktaş Sergen Yalçın'ı getirsin. Milli Takım'a da Hıncal Uluç'u verelim ülkece coşalım yahu. Her şey bu kadar kolayken neden Rijkaard'lara, Hiddink'lere 3-4 milyon euro para veriyoruz ki!

4 Ekim 2010 Pazartesi

7. Haftaya Bakış!



*Galatasaray orta sahaya çift yönlü bir oyuncu almadıkça sorun yaşamaya devam edecektir. Ledesma'yı kaçıranlar kafasını taşlara vursun.

*Aytekin Durmaz kötü niyetli bir adam, kötü hakem değil. Fırat Aydınus verse aynı kararı "hata" derdim ama Aytekin Durmaz eyyamcı.

*Galatasaray kötü oynamış olabilir ama kimsenin hakkını yemeye hakkı yok. Yönetimden beklemiyorum ama en azından bu adamı bir daha maçımıza vermemeleri sağlanmalı.

*7 maçta 12 puan. Kaybedilen 9 puanın en azından 3'ü alınmalıydı, berabere kalınmalıydı. Sivasspor'a yenilirsen telafi etmen zorlaşır, o 3 puanı çok arayacak Galatasaray çünkü potadaki hiçbir takımın Sivasspor'a puan vereceğini sanmıyorum.

*Servet Çetin özür dileyip takıma dönsün, özür dilemezse devre arasına kadar kadro dışı kalsın!

*Rijkaard üzüyor ama inadına Frank Rijkaard!

*Ankaragücü ilginç takım. Kadroları çok iyi ama top oynamıyorlar. Metin Akan'ın golü çok güzel. Güven Varol Stoke City'li Rory Delap'ı anımsattı, taçtan 1,5 asist yaptı.

*Ziya Doğan yine hakemlere sallamaya başladı, klasik Ziya Hoca.

*Abdullah Avcı Bursaspor'dan puan aldı, yine başlar Galatasaray'a yatıyor dedikoduları.

*Eskişehirspor kadrosuyla ters orantılı gidiyor, Türbülent kurtarır mı?

*Bucaspor'u sattı Bülent Uygun. İki yakası bir araya gelmesin!

*Niang büyük golcü, belirtmiştik zamanında. 8 golü var ama aslında 7. Fırat Aydınus Aykut'un kendi kalesine attığı golü Niang'a yazdı, tek gol farkla kral olursa ayıp olur.

*Dia ve Niang takıma yerleştikçe Fenerbahçe oynuyor. Orta saha ve sol beke yapılacak 2 transfer Fenerbahçe'yi şampiyon yapar. Zaten en iyi kadro onlarda ama Aykut en büyük engel takımda.

*Rıdvan Dilmen Aykut'u eleştirdiği gün gözümde objektif olur. Sarp'la Cana'yı kıyaslaması bilgisizliğinden değil , popülistliğinden.

*Hakan Şükür Sarp'ın yedek kalmasını anlayamıyormuş. Ben de Hakan Şükür'ü anlayamıyorum, ciddi mi?

*Trabzonspor-Beşiktaş maçı çok keyifliydi. Holosko maçın en kötüsüdür açık ara.

*Beşiktaş yenilince hiç konuşulmuyor, diğer büyükler yenilince kıyamet kopacak gibi oluyor. Neden acaba?

*Mustafa Yumlu iyi oynadı, gol attı çok sevindim.

*Selçuk İnan ve İsmail Köybaşı'nın maç öncesi sarılmaları çok hoşuma gitti. İkisi de İskenderun'lu, başarılı olmalarını görmek göğüs kabartıyor.

*Bizim ligden değil ama Mesut ve Nuri'nin gol atması mutluluk verici. Real Madrid'de bir Türk görmek çok sevindirici.

*Nuri Şahin A milli takımda oynasın artık. Hiddink büyük hoca, güveniyoruz ama Nuri konusunda duygusalım.

*Mehmet Topal neden milli takıma alınmaz?

30 Eylül 2010 Perşembe

Beşiktaş'ta 3 Türk,Rapid Wien'de 3 Türk!


*Quaresma oynadığı sürece resimdeki arkadaşa tecavüz etti. Direkten dönen şutu da şanssızlıktan başka bir şey değil.

*Hayır ırkçı değilim ama bugün süre alan 14 futbolcudan 10'unun yabancı olması içime sinmiyor ve evet Galatasaray da aynı şeyi yapsa aynı şeyi söylerdim.

*Beşiktaş'ın golleri Holosko ve Bobo, Rapid Wien'in golü Veli Kavlak. Komik.

*Ernst çok iyi topçu.

*Hakan Arıkan'ın tek hamlede top tuttuğunu gören var mı? Ama 1-2 iken yaptığı kurtarış çok iyiydi, her ne kadar ilk pozisyonda hatası da olsa ikinci kurtarışı yapmak kolay değil.


*Guti bazen krampon giymiş Mozart.(Okay Karacan)

*Guti dedikten sonra susacaksın abi." Guti iyi topçu ama" diye cümle kuranlara illet oluyorum. Guti lan bu aması mı var!

*Holosko aklını kaybetmiş gibi. Golden sonra 2 pozisyon üst üste neden pas vermezsin be abi!

*Hilbert hala vasat ama biliyor belli. Ferrari ağır ama futbol bilgisi yeter. Üzülmez oynadı mı bugün?

*Toraman'ın golden önce Veli'den yediği çalımı İngiltere'nin alt liglerinde oynayan savunma oyuncuları yemez. Altyapı yetersizliğimiz.

*Veli çok iyiydi, Yasin iyiydi, Tanju kötüydü. Veli'yi alsaydı keşke Galatasaray sene başında.


*Türk'üz işte abi, her yerde kendimizi belli ederiz. Anons komikti.

* "Viyana'yı kuşattık." lafını duymaktan tiksinti gelecek 2 günde.

*Beşiktaş pazar günü Trabzonspor'u yenemez ama sene sonunda ilk 2'ye girer.

*Schuster büyük hoca abi. Denizli'nin takımına 3 ayda bu topu oynatmak devrimdir!

19 Eylül 2010 Pazar

17 Nisan-19 Eylül


Fenerbahçe-Beşiktaş maçı deyince benim aklıma hep 17 Nisan 2005'teki bu maç gelir. Rıza Çalımbay'a "Rıza Efendi 2 Ekmek 1 Süt" pankartının açıldığı maç. Fenerbahçe taraftarının "terbiyesizlik" hanesinde yazan "1" maça "-1" ile başlamasına neden oldu Fenerbahçe'nin.

Fenerbahçe Daum ile şampiyonluğa koşuyordu, Beşiktaş Rıza Hoca ile idare ediyordu. Rıza Çalımbay'ın kötü hoca olduğu o zamandan belliydi. Fenerbahçe yine maça muhteşem başlamıştı ve çok iyi oynuyordu. Şahsen ben maçın farka gideceğini düşünenlerdendim 20 dakika itibarıyla. Fakat Rüştü'nün cepheden gelen 2 toptan 3'ünü içeri alma kapasitesini unutmuşum. Maçı Fenerbahçe kaybetmesine rağmen Nicolas Anelka kanımca maçın yıldızıydı. Daum'un salak taktiğinde sol kanada yakın santrafor olarak oynatılmasına rağmen Ali Güneş'in emdiği sütü burnundan getirmişti maç boyu.

74. dakikaya kadar fevkalede zevkli fakat tarihte gördüğümüz türde bir mücadeleydi. 74'te bu maç sonrası Kadıköy Panteri lakabını alacak olan Daniel Gabriel Pancu oyuna giriyordu. Durum 2-2'ydi ve Pancu girdikten 2 dk sonra yine bir uzaktan şutla 3. golü buldu Beşiktaş. Şimdilerde İBB takımının oyuncusu olan ve zamanın en büyük genç yeteneklerinden biri olarak gösterilen İbrahim Akın atmıştı golü.

83. dakikada hakem bana göre yanlış bir kararla penaltı verip Beşiktaş kalecisi Cordoba'yı attı oyundan. Pancu Beşiktaş adına oyuna giren 3. oyuncuydu ve değişiklik hakkı dolmuştu. Oyunculardan biri kaleye girecekti. Herkes kim olacağını konuşurken Pancu kaleci formasını giyiyordu. Stoperimiz atıldığında kendi isteğiyle o mevkiye geçen Daddy Cool kadar olmasa da Beşiktaş taraftarı da Pancu'yu seviyordu ve o da bu sevginin karşılığını vermek istiyordu. Alex penaltıyı Pancu'nun soluna vurdu ve Pancu köşeyi bildi lakin yetişemedi topa.

Bu dakikadan sonra kaledekinin kaleci olmadığını düşünerek bulduğu yerden vurmaya başladı Fenerbahçeli oyuncular, özellikle Alex ve Nobre. Pancu ard arda kurtarışlar yapıyor, tribündeki ve ekran başındaki futbolseverler şok halinde izliyorlardı artık maçı. 90. dakikada Beşiktaş'ın önlibero mevkiinde görev yapan Koray Avcı topun gelişine yerden sert vurdu ve Ercan Taner'in çığlıkları eşliğinde Beşiktaş öne geçti.

Ercan Taner : " koray attı ! tarihi bir maç izliyoruz tarihi ! koray'ın golü ! beşiktaş 4-3 önde ! 10 kişi beşiktaş 4-3 önde ! "


Bu akşamki maç için bir tahmin yapmak çok zor. Beşiktaş iyi durumda, Fenerbahçe kötü durumda. Kadıköy'de Beşiktaş çok iyi. Fenerbahçe'de işler karışık. Anlayacağınız her şey Fenerbahçe aleyhine gibi gözüküyor ama adı üstünde derbi. Ayrıca Fenerbahçe kaosla beslenen bir takım. Kadro kaliteleri arasında çok fark yok, en azından abartıldığı kadar yok. Hatta Türk oyuncu rotasyonunda Fenerbahçe'nin daha kaliteli bir kadrosu var.

Bu akşamki maçta Fenerbahçe'nin galibiyetini bekliyorum. Bu maça bahis oynamam ama illa oynayacak olsam 1 veya 0, ya da 2-3 gol oynardım. Güzel bir maç olsun, 17 Nisan 2005'i de geçsin isterim seyir zevki olarak.

22 Ağustos 2010 Pazar

Guti'ne Çok Güvenip Quaresma'yı Çizdirmek



Schuster spor medyasının kendisinden çok ekmek yemesini sağlayacak, aynı Rijkaard gibi. Rijkaard'ın başardıklarını rüyasında göremeyecek olanlar "korkak" dahi diyebiliyor kendisine. Bugün Schuster'e de giydirmeler başlamış ki Schuster'in hem hoca hem futbolcu olarak yaptıklarının yanına yaklaşabilecek olan bir adam yok bu memlekette Rijkaard hariç. Ama bir memleket düşünün ki 10 hoca sürekli takımları değişe değişe çalıştırsın ve bu 10 hoca birbirine dost görünüp, birbirinin kuyusunu kazsın. Bakın Denizli gibi bir adam bile yorumcu iken Ertuğrul Sağlam'ın kuyusunu kazıp, kendisi yerine geçtiyse söylenecek bir şey kalmamıştır.

Rıdvan Dilmen Daum'a ekranlardan giydirirken şimdi kankası Aykut'un hiçbir hatasını söyleyemiyor. Young Boys ve PAOK yenilgilerini utanmasaydı "sıcak havaya" bağlayacaktı, sanki rakip klimalı ortamda oynuyor ya da Fenerbahçe İskandinav takımı da sıcağa hiç alışkın değil! Ne yazık ki böyle bir memlekette futbol adına doğruları söyleyebilecek insanlar bloglardan sesini duyurmaya çalışırken, hiç haketmeyen palyaçolar ekranları parsellemiş ortalığı iyice sirke çeviriyorlar.

Neyse konuyu fazla dağıtmadan dün geceye geçelim. Schuster rotasyona giderken 2 hata yaptı dün. Zapo-Ferrari ikilisi Erhan'ın hatalarını kapatıyordu, eğer bu ikiliden birini keseceksen yanında Erhan'ı da keseceksin. Ersan Gülüm çok beğendiğim bir oyuncu ama 15 gün önce geldi ve bu kadar uyum sağlaması beklenemez, zira Beşiktaş'ın aynı kadroyla üst üste 2 maçı yok. Ve 2. hatası. Bu takımın şu anki santraforu Bobo'dur, değil daha iyisi ona yakını bile yok. Nobre-Holosko-Nihat'ı topla bir Bobo etmezler! Schuster İBB'yi tanımamış, Tayfur Havutçu da -ki işi bu galiba- tanıtamamış. İBB disiplinden hiç kopmayan, pırpır forvetleri olan, sürekli savaşan bir takım ki çıktıkları günden beri büyüklerin belalısı olmuş,geçen seneyi 6.sırada tamamlamış bir takım.

Beşiktaş orta sahayı da Necip-Ernst yapmayınca orta saha da düştü ve yenilgi kaçınılmaz oldu. Delgado-Nihat-Tabata resmen bitmiş, okeye dönecek halleri bile kalmamış. Özellikle Delgado çok beğendiğim bir oyuncu olmasına rağmen sakatlıklar kendisini mahvetmiş, değil Beşiktaş'ta Anadolu takımlarının bile çoğunda oynayamaz bu haliyle. E Tabata zaten bu sınıfın topçusu değil. Bakmayın Yıldırım Demirören'in verdiği 8 milyon euroya, 2 milyon bile fazla bu adama. Ha şimdi yolla tekrar Antep'e, Kayseri'ye, Eskişehir'e falan sınıf atlatır o ayrı. Nihat da ne yazık ki geri gelemeyeceğini gösteriyor gün be gün. Bırakın eski Nihat'a yaklaşmayı, Yusuf Şimşek kadar bile oynamaz bu saatten sonra.



Beşiktaş Guti-Quaresma gibi iki muhteşem yabancı transferi yaptı ve büyük ihtimalle Robinho da gelecek. E gelsin, o da gelsin ama sen hala sahaya koyacağın 5 Türk'ü bulamadın. Hadi o 5 Türk'ü buldun,rotasyona girecek diğer Türkler için ne diyeceksin? Beşiktaş'ın Robinho'ya değil, en az 1 tane kaliteli Türk oyuncuya ihtiyacı var. Volkan Şen veya Ozan İpek'ten biri ve Sercan Yıldırım alınsa mesela kimse duramaz karşısında Beşiktaş'ın bu ligde. E Robinho'ya vereceğin 26'nın 17-18'ini Bursaspor'a ver paket halinde bu 3'lüyü sana verir! Beşiktaş bu kadroyla gider Avrupa Ligi Kupasını alır sınırsız yabancı şansıyla ama TSL'de pek bir şey yapabileceklerine inanmıyorum.

Kaleci Cenk için 1-2 şey yazmak istiyorum. Rüştü veliahtım demişti kendisi için ben de şımarmazsa Rüştü'den iyi olur diyordum. Karakter olarak nasıldır bilmem ama çok yetenekli. Karakter olarak da çok düzgün diyorlar. Eğer İstanbul'a kendini kaptırmazsa Avrupa'da büyük takımlara transfer için Onur Recep Kıvrak ve Necip Uysal ile birlikte en önemli 3 adaydan biridir.


Beşiktaş taraftarı Abdullah Avcı'yla dalga geçmek için "yere yatsana, yere yatsana" dediler, oyuncular yere yattı 2.gol sonrası. Bu akıl dolu protestolu gol sevinci için tebrik ediyorum İBB'li oyuncuları. Hem hocalarının yerine cevap verdiler taraftara, hem izleyenleri gülümsetmeyi başardılar. Bu mütevazı takımın oynadığı oyunu, tarzını beğenmeyebiliriz ama hemen hemen sıfır transferle, taraftarsızken bu konumda olmaları saygı duyulmaya değer!

P.S : Başlık birkaç Beşiktaşlı arkadaşıma ithafen yazılmıştır. Çok sinir bozucu olmaya başlamışlardı ve bu bozgun iyi oldu onlar için, susarlar artık bir süre. Q7'yi servise çekin, kasko delindi!

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Helal Olsun!

Gerçekten müthiş bir transfer gerçekleştirdi Beşiktaş. Guti'nin göstereceği performansla Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük 5 transferi arasına bile girebilir bu hamle. Eğer Q7 yine su kaynatmazsa Guti ona bir türlü yapamadığı patlamayı yaptırır. Kıskanmadım da değil hani. Beşiktaş camiasına hayırlı uğurlu olsun, transferi gerçekleştirenlere de helal olsun. Üstelik 2 yıllık, yılda 2.7m€ da gayet iyi bir anlaşma..

15 Temmuz 2010 Perşembe

Guti Üzerinden Yeni Beşiktaş!

Beşiktaş uzun süredir beklendiği gibi Guti Hernandez'i getirdi. Şimdi her yerde Guti'nin geçen sene verdiği muhteşem topuk pası videosunu izleyeceğiz, güzel gollerinden derlemeler yapılacak ve tabi ki resimde gördüğümüz gibi sığ eleştiriler dinleyeceğiz.

Guti'nin Beşiktaş'a sağlayacaklarını yazalım biz yine bize yakışanı yaparak. Mustafa Denizli bas bas bağırdı 10,5 numara istiyorum diye ve Tabata alındı 8 milyon euro gibi uçuk bir fiyata. Tabata bildiğin 10 numaradır, hatta sadece küçük takımların 10 numarasıdır. Denizli bunu bilmiyor muydu? Adı gibi biliyordu, Denizli gibi kurt bir hoca bilmeyecek de Sergen bilecek öyle mi? Ama Yeteeeer Yıldırım Demirören Yeteeeer diye o kadar çok bağırdı ki Çarşı YD Tabata'yı bulunca mal bulmuş mağribi gibi sarılmak zorunda kaldı. Ve belki katkı da yapabilecek olan Tabata 8 milyon euronun ağırlığı altında ezildi, oynayamadı. Denizli de Tello'dan 10,5 numara yaratmaya çalıştı, başaramadı.

Şimdi Denizli gitti, Schuster geldi ve Beşiktaş 10,5 numaranın hasını aldı. Alınabilecek en iyi 10,5 numarayı aldı. Tabi ki Guti sadece paraya ve Beşiktaş'ın şanına gelmedi, Schuster'e geldi özellikle. Schuster Real Madrid'de gösterdiği başarılı ve güzel oyunu güzel adamlarla burda da deneyecek. Başarılı olur mu şimdiden söylemek zor ama başarısızlıkta suçu olmayacak adam Yıldırım Demirören olacak. Olası başarısızlıkta taraftarın yüklenemeyeceği adam başkan, çünkü her istediklerini getirdi. Tabi makul olanları, Robinho falan hayaldi herkes biliyordu zaten.
Şimdi önemli olan Schuster'in sahaya çıkaracağı 6 yabancı. Çift forvet oynattığını biliyoruz önceki takımlarında ama burda, bu oyuncularla çok zor. Bobo tamam ama yanında kim olacak? Raul gelecek diyorlar. Ferrari, Ernst, Q7, Hilbert, Bobo kesin çıkacak. Alınırsa Raul'u da koy oraya.
-----------------------------------Rüştü
--------------------Ekrem-Toraman-Ferrari-Üzülmez
--------------------------Q7-Guti-Ernst-İsmail
--------------------------------Raul-Bobo

Yabancılar tamam süper de yerliler vasat kalıyor. Ayrıca savunma da çok yumuşak oluyor. Bekler zaten güven vermezken orta sahada tek ön libero oynarsan değil Avrupa'da Türkiye'de bile iş yapamazsın. Hadi diyelim ki Raul gelmedi, tek forvet oynadın orta sahaya Necip'i koydun.

-----------------------------------Rüştü
----------------------Ekrem-Toraman-Ferrari-Üzülmez
---------------------------Q7-Necip-Ernst-Hilbert
------------------------------------Guti
------------------------------------Bobo

Bu sefer de hücum vasat oluyor. Bu durumda Beşiktaş Volkan-Ozan İpek-Sercan üçlüsünden birini almak zorunda. Hücumun 3 bölgesinden birinde (sağ açık,sol açık,forvet) kaliteli Türk oyuncu bulundurmak zorunda. Forveti muhteşem yedekleyebilecek Batuhan'ı yok pahasına verirken aklı nerdeydi Beşiktaş yönetiminin acaba?

Beşiktaş muhteşem bir kadro kuruyor ama altyapı sağlamıyorlar. Ellerinde 12 tane yabancı var. Sivok, Zapo, Tello, Holosko, Delgado ve Fink'ten şimdilik ikisini, eğer bir yabancı daha alacaklarsa 3'ünü yollayacaklar. Zapo, Tello ve Fink en makul görünenleri. Bunların 3'ünü kovar gibi gönderdikleri için hiçbirinden bonservis alamayacaklarını düşünüyorum ben, çünkü burda tok satıcı olma avantajları yok. Elden çıkarılmak zorunda olan adamlara da kimse gidip 1 milyondan fazla para vermez, Fenerbahçe bile. Ayrıca 2 kişiyi tribüne yollayacaklar ki bu adamların hepsi garanti para aldığından yatıp para almaya devam edecek. Ayrıca yeni transfer Hilbert'in veya bundan sonra alınacak yabancının kulübede oturması skandal olur. Yani Beşiktaş şimdi güzel duygular yaşarken ilerde bunların büyük sıkıntılara dönüşme durumu var.

Guti'nin özel hayatında sorunlar olduğuna dair konuşmalar yapan Yıldırım Demirören şimdi bu transferini överken ne diyecek, merakla bekliyorum. Basında çıkacak aptal haberlere tepki gösterince basın derse ki "Gelmeden sen de sallıyordun adama Başkan!" ne cevap verecek? Ayrıca hem taraftar hem yönetim şimdiden çıkacak sığ, gerizekalıca yorumlara hazırlıklı olmalı çünkü basınımızın seviyesizliği hepimizce malum. Guti'nin eşcinsel ya da biseksüel olması bizi neden ilgilendiriyor, neden büyük puntolarla atılan başlıklarda bunu belirtmek zorundalar bilemiyorum. Neden korkuyoruz ki bu tarz adamlardan, neden ürküyoruz, bizden uzak dursunlar istiyoruz. Şu üstteki başlığı atan arkadaşa lafım, beyinsizin önden koşanı Guti eşcinsel ya da biseksüel olabilir ama adam sana talip değil ki? Ha eğer beyinsizlerden hoşlanıyorsa senin kapını da çalabilir, çalsın zaten.

Neyse daha fazla sinirlenmeden postu bitireyim. Çok büyük transfer. Kim yapsaydı aynı şeyi söyleyecektim. Bu adamın bu ülke sınırlarına girmesi benim için çok güzel bir olay. Yıllardır imrenerek seyrettiğimiz bir adam daha artık ülkemizde, bizim bir takımımız için oynayacak. Gerizekalılara rağmen bunun keyfini çıkaralım, yapacağı 2 güzel hareketi dört gözle bekleyelim. Transferde emeği geçen herkese teşekkürler, darısı Galatasarayımın başına :)

9 Temmuz 2010 Cuma

Sessiz Sedasız


2009 Ocak'ında sessiz sedasız geldi Beşiktaş'a. Altı sene sonra gelen şampiyonluğun önemli isimlerinden biri oldu. Ancak geçen sezon bekleneni veremedi, aslında çok da sürpriz değildi bu durum. Ve Mustafa Denizli'nin ayrılmasıyla ona tekrar yol göründü, bugün sessiz sedasız kendisini Yusuf Şimşek yapan Denizlispor'a geri döndü. Hem de oyuncu - antrenör olarak. Yusuf zeki bir futbolcuydu, umarım antrenörlük kariyerinde futbolculuğunda olduğundan daha başarılı olur.

22 Haziran 2010 Salı

Adamın Kralı

"Quresma olmasaydı Maicon'u alacaktım.Inter yöneticileri 30 milyon euro bonservis verirseniz size Maicon'u verebiliriz dedi.Ama Quaresma yeşil ışık yakınca Macion'dan vazgeçtik."

Serdar Adalı aynen bunları söyledi.Taraftarın yoğun ilgisi şımartmış belli ki Serdar Bey'i,aldığı gazla buralara kadar gelmiş.İlerleyen günlerde kendisinden beklediğim inciler,evet "inciler" ;

*Schuster yeşil ışık yakmasaydı Mourinho'yu getirecektim.

*Hilbert'le anlaşamasaydık Messi'yi getirecektik.

*Yıldırım Demirören istifa ederse Florent Perez'i başkan olarak getirecektim.

*Ben gidersem yerime Laporta gelir.

*Guti'yi istemeye gittim Real Madrid Kaka'yı teklif etti,Guti gelmeseydi onu alacaktım,gözüm karadır.

Tamam Beşiktaş taraftarı Q7'ye çok sevindi,Serdar Adalı'ya "Adamın Kralı Serdar Adalı" tezahuratı yaptı ama yan etkileri olduğunu düşünememişler.Serdar Adalı'ya ilerleyen günlerde yapacağı transferlerde başarılar diliyorum ama söyleyeceklerini en az 4-5 defa tartsın öyle söylesin mümkünse.

7 Mayıs 2010 Cuma

Mehmet Uzun'u Kaybettik!



SSPE (Subakut Sklorezon Panansefalit -Kızamık Virüsü) hastası
Mehmet Uzun'u(Şifo) kaybettik maalesef.Daha önce bu konuda bir yazı yazmış,Allah'tan umut kesilmez demiştik ama olmadı maalesef.Azrail yine kazandı.Tanrı'dan rahmet,ailesine başsağlığı diliyoruz.Mekanı cennet olsun.

16 Nisan 2010 Cuma

Sikildiniz mi?


Tam da Fenerbahçe maçının öncesinde Yıldırım Demirören'e saçma sapan bir nedenle on beş gün hak mahrumiyeti verilmesi garip değil mi?

Diyorlar ki Mahmut Özgener'e SMS çekmiş Demirören. Mesaj bu: "Baskan herhalde sizin ekibe kufr etmrk lazmmiski hakemler ftbolla hentbolu karstrmasnlar ve bn l kizil oldugu surece bndan sonra karsndayim saygilar". Şimdi diyorlar ki "bn" sözcüğü "ben" anlamında değil "ibne" anlamında kullanılmıştır. Hayatımda bu kadar gerizekalıca bir şey duymadım. Ülen hadi diyelim ki "ibne" demiş. Bunun cezası sadece 15 gün mü???

Başlık yanlış anlaşılmasın, benim canım sıkıldı bu duruma da size de sorayım dedim. Konuyla alakalı olsun diye SMS diliyle yazdım başlığı sadece mesele bu, yoksa ne ima edicem canım...

28 Mart 2010 Pazar

Şifo İçin!


Bir Galatasaraylı olarak dün akşam Beşiktaş'ın maçı 0-2'den 3-2'ye çevirmesine çok sevindim.Antalyalı "Şifo" lakaplı Mehmet Uzun adında 11 yaşındaki bir kardeşimiz 300 binde bir rastlanan SSPE (Subakut Sklorezon Panansefalit -Kızamık Virüsü) hastası ve bu hastalığın tedavisi yok maalesef.Bu hastalık her şeyi unuttturuyor insana,anasının babasının adını bile unutmuş Şifo.Tek hatırladığı Beşiktaş.Tek dileği de İnönü'de Çarşı ile beraber tezahurat yapmak,Beşiktaş'ın bir maçını izlemek.

Beşiktaşlı yöneticilerin duyarlılığıyla Şifo tesislere getirildi maçtan önce ve çok sevdiği İbrahim Toraman ile tanışma imkanı buldu.Maça da onun elini tutarak çıktı İ.Toraman. Öyle bir maç izledi ki her şeyi unutsa dünkü maçı unutmaz Şifo.Hastalığın tedavisi yok ama Allah'tan umut kesilmez.Nice Beşiktaş maçları,nice derbiler,nice galibiyetler göresin Şifo Mehmet!

24 Şubat 2010 Çarşamba

Yetersizler!

Derbiyle ilgili yazı yazmadım,yazmaya gerek duymadım demek daha doğru olur.Yazabilirdim Galatasaray'da Arda,Elano ve Neill çok iyi oynadı.Uğur ve Barış sahanın en kötüleriydi.Beşiktaş'ta Fink ve Ekrem'i beğendim.Sivok her 2 golde de başroldeydi,maç sonrası açıklaması güzeldi falan filan...

Ama ne yazık ki Beşiktaş tribünleri derbinin içine etti ilk yarıdaki maçta olduğu gibi.Maç öncesi ve maç esnasında Arda Turan'ın sevgilisi Sinem Kobal'a küfür ettiler,Arda'nın moralini bozmakmış amaç.Değer mi?Milli takımın yıldızının sevgilisine küfür edip maç kazanmak mübah mıdır,zafere giden yolda her şey mübah mıdır?Eskiden yabancılara yapardık (Guiza,Jardel) şimdi farketmiyor.Herkese,her şeye,her türlü değere küfür edebiliyor,ağzımızı bozabiliyoruz.Hiçbir değere saygımız yok.Para verdik geldik istediğimizin anasını,bacısını,sevgilisini götürürüz!Erman Toroğlu "Şenol'un annesini düzden yapın,tersten yapmayın bari." deyince espri sandık adam dalga geçti yahu bizimle! Yanımda maç izleyen herif gol sonrası reklam panolarına çıkıp sevinen Arda'ya "düş de kafanı yar inşallah." dedi kan beynime sıçradı.Arda'nın suçu ne?Anasına mı sövdü o arkadaşın?Yok,sadece gol attı ve sevindi.O zaman düşüp kafasını yararsa içi rahatlayacak o arkadaşın,soğuyacak!

Asıl bombayı maç sonuna saklamıştı Beşiktaş taraftarı.Maç sonu koro halinde Ali Sami Yen'e,Metin Oktay'a küfür ettiler.O Metin Oktay ki kendisine küfür edenleri ağlayarak selamlamış adamdır,kendisine tekme atanların yüzüne bakmamış adamdır sırf kinlenmemek için.Sen kaç kuruşluk adamsın böyle bir ADAMA küfür edebiliyorsun.Anan baban abilerin döver lan seni duysalar o adama sövdüğünü!Ali Sami Yen ne yaptı size de sövüyorsun!Soğuyor mu bari bir yerleriniz,tatmin olabiliyor musunuz???Ali Sami Yen Stadyum'unda yaptınız,özür dilediniz mi bilmiyorum ama 3-5 çapulcu dediler.E yine aynı çapulcular mıydı sövenler yoksa yeni çapulcular mı bunlar?Sayıları giderek artıyor Yıldırım Demirören şunları bi temizlesin!



8 Şubat 2010 Pazartesi

Başkan Mısır'da, Hoca Evde!

"Beşiktaş'ta başkan Mısır'da, teknik direktör evde; takım dört çekiyor!"
Ümit SEZGİN
Related Posts with Thumbnails