Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
teknik direktör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknik direktör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Şubat 2012 Çarşamba

Ümit Özat'tan İnciler!


"Kovulmayan antrenör, antrenör değildir."
Gaziantepspor yenilgisiyle görevine son verilmesinin ardından Ümit Özat'ın yaptığı açıklama

19 Aralık 2011 Pazartesi

Ordu'nun başına komutan Hector getirildi!


Üç sene üst üste avrupa kupası finali oynayan bir adam. Emre'yle Okan'ı Galatasaray'dan bedava alan adam.  Hakan Şükür'ün duygusallığından anlamayan adam. Müthiş kariyerin ardından son olarak Orduspor'a imza atıyor.. Hector Cuper: Bir düşüşün anatomisi.....

1998-99 Mallorca ile kupa galipleri kupası finali oynadı...
1999-00 Valencia ile şampiyonlar ligi finali oynadı...
2000-01 Valencia ile şampiyonlar ligi finali oynadı...

2001'de Inter'e geçti, laçka bir kadro ve gevşek bir yapı ile birlikte Cuper'in kariyeri de başaşağı gitmeye başladı. Backgroundu sayesinde tekrar La Liga ve Serie A'da birkaç takım çalıştırdı ama Gürcistan milli takımı ve Aris son noktaları oldu..

Şimdi Aris'teki performansına bir bakalım. Aris'e de sezon başında gelmedi Cuper. Dokuzuncu haftada geldi Aris takımının başında. Yunanistan kupasında takıma final oynattı ve malumunuz bu finali de kaybetti. Göreve geldiği hafta Aris ligde zaten beşinciydi, sezonu da beşinci sırada tamamlayıp play off'lara kaldı. Bir sonraki sezon aynı performansı gösteremedi ve 20. haftada görevine son verildi..

Sonuç olarak evet eski kalibresinde değil Hector Cuper. Zaten o kalibrede olsaydı Ordu'yla ismi aynı cümlede bile geçmezdi. Ancak yine de iyi hocadır, süper lig seviyesinde de farkını gösterebilecek kapasitededir. Orduspor'a heyecan getirmesini bekliyorum. Ligde 14. olan takımını daha üst sıralara taşıyacağını düşünüyorum, Hector Cuper'in keyfini çıkarın Ordulular...

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Demirel Mourinho! (Büyüksün Baba)


Jose Mourinho: "Neymar Santos'un, Agüero ise Atletico'nun oyuncusu. Binaenaleyh Adebayor Manchester City'nin oyuncusu ancak bize daha yakın, çünkü 6 ayını burada geçirdi."

Aguero'nun Real Madrid tercihinin çok doğru olmayacağını düşünüyorum. Zira ezeli rakibine transfer olan futbolcuların (İtalyan takımları hariç) pek başarılı olamadığını, başarılı olsa bile taraftarın sahiplenmediğini görüyoruz. Bunu aksini gösteren benim bildiğim Figo'dan başkası yok, sizin var mı?

Neymar ise Avrupa'da oynayabilecek bir oyuncu değil kanımca. Robinho'nun yeteneksizi olarak hafızalarda kalır. İyisi mi kal Brezilya'nda, 25'inde de alkol fuhuş derken bırakırsın zaten futbolu, tipsiz..

21 Haziran 2011 Salı

Villas Boas // Boynuz Kulağı Geçecek Gibi Duruyor!


1977 doğumlu, 34 yaşında Porto'yla UEFA şampiyonu olarak "Dünyanın en genç Avrupa kupası kazanan hocası" oldu. Porto'nun 33 maçlık en uzun yenilmezlik rekorunu 36 maçla kırdı. Eski rekor da takdir edersiniz ki Mourinho'ya aitti.
Mourinho 41 yaşında Porto'dan ayrılıp Chelski'ye geçti. Boas da aynı yolu 34 yaşında izleyecek gibi duruyor. Ustasının 7 sene önünde Boas, umut ediyorum ki yeryüzünde Mourinho'dan başka bir tane daha her gittiği takıma heyecan getiren bir hoca haline gelir. Porto'ya ödenecek tazminat için ise 13.5m€'lar konuşuluyor. Koduğumun Porto'su teknik direktöründen bile para kazanıyor arkadaş..

Zaten Boas dururken ne diye bir gömlek altı olan Hiddink'le uğraşıyorlar diye merak ediyordum. Neyse hırsız Rus doğru yolu bulmuş..

Biz de Drogba belki yaşıtı olan bu herifle çalışmak istemez de bize gelir diye bekliyoruz, haydi bakalım...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Mourinho > Everybody

Sene içinde birçok kez tartıştığı Valdano'yu resmen kovdurmuş Mourinho. Başkan Perez bu seneki tecrübelerinin futbolun artık İngilizler gibi tek kişi üzerinden (menajer) yönetilmesi gerektiğini bize öğretti minvalinde bir açıklama yapmış.
Terümesi: Mourinho'dan daha iyisi yok, s.ke s.ke görevde kalacak biz de seve seve Valdano'dan vazgeçtik!

21 Ekim 2010 Perşembe

Tekrar Hoşgeldin Giga!

2 aylık uzak kalışım bu posta son bulsun bakalım. Yarın sözleşme imzalanıyor hayırlı olsun. 5 sene önceki gibi saçma sapan bir sebeple gönderilmek üzere anlaşılmadıysa Rijkaard'la olmayan devrim Hagi'yle olur belki, ben umutluyum.. Tekrar hayırlı olsun, ayrıntılı bir post gelir yarına..

4 Ekim 2010 Pazartesi

7. Haftaya Bakış!



*Galatasaray orta sahaya çift yönlü bir oyuncu almadıkça sorun yaşamaya devam edecektir. Ledesma'yı kaçıranlar kafasını taşlara vursun.

*Aytekin Durmaz kötü niyetli bir adam, kötü hakem değil. Fırat Aydınus verse aynı kararı "hata" derdim ama Aytekin Durmaz eyyamcı.

*Galatasaray kötü oynamış olabilir ama kimsenin hakkını yemeye hakkı yok. Yönetimden beklemiyorum ama en azından bu adamı bir daha maçımıza vermemeleri sağlanmalı.

*7 maçta 12 puan. Kaybedilen 9 puanın en azından 3'ü alınmalıydı, berabere kalınmalıydı. Sivasspor'a yenilirsen telafi etmen zorlaşır, o 3 puanı çok arayacak Galatasaray çünkü potadaki hiçbir takımın Sivasspor'a puan vereceğini sanmıyorum.

*Servet Çetin özür dileyip takıma dönsün, özür dilemezse devre arasına kadar kadro dışı kalsın!

*Rijkaard üzüyor ama inadına Frank Rijkaard!

*Ankaragücü ilginç takım. Kadroları çok iyi ama top oynamıyorlar. Metin Akan'ın golü çok güzel. Güven Varol Stoke City'li Rory Delap'ı anımsattı, taçtan 1,5 asist yaptı.

*Ziya Doğan yine hakemlere sallamaya başladı, klasik Ziya Hoca.

*Abdullah Avcı Bursaspor'dan puan aldı, yine başlar Galatasaray'a yatıyor dedikoduları.

*Eskişehirspor kadrosuyla ters orantılı gidiyor, Türbülent kurtarır mı?

*Bucaspor'u sattı Bülent Uygun. İki yakası bir araya gelmesin!

*Niang büyük golcü, belirtmiştik zamanında. 8 golü var ama aslında 7. Fırat Aydınus Aykut'un kendi kalesine attığı golü Niang'a yazdı, tek gol farkla kral olursa ayıp olur.

*Dia ve Niang takıma yerleştikçe Fenerbahçe oynuyor. Orta saha ve sol beke yapılacak 2 transfer Fenerbahçe'yi şampiyon yapar. Zaten en iyi kadro onlarda ama Aykut en büyük engel takımda.

*Rıdvan Dilmen Aykut'u eleştirdiği gün gözümde objektif olur. Sarp'la Cana'yı kıyaslaması bilgisizliğinden değil , popülistliğinden.

*Hakan Şükür Sarp'ın yedek kalmasını anlayamıyormuş. Ben de Hakan Şükür'ü anlayamıyorum, ciddi mi?

*Trabzonspor-Beşiktaş maçı çok keyifliydi. Holosko maçın en kötüsüdür açık ara.

*Beşiktaş yenilince hiç konuşulmuyor, diğer büyükler yenilince kıyamet kopacak gibi oluyor. Neden acaba?

*Mustafa Yumlu iyi oynadı, gol attı çok sevindim.

*Selçuk İnan ve İsmail Köybaşı'nın maç öncesi sarılmaları çok hoşuma gitti. İkisi de İskenderun'lu, başarılı olmalarını görmek göğüs kabartıyor.

*Bizim ligden değil ama Mesut ve Nuri'nin gol atması mutluluk verici. Real Madrid'de bir Türk görmek çok sevindirici.

*Nuri Şahin A milli takımda oynasın artık. Hiddink büyük hoca, güveniyoruz ama Nuri konusunda duygusalım.

*Mehmet Topal neden milli takıma alınmaz?

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Mancini'nin Amacı Ne?


Şahsen Mancini'yi hoca olarak çok beğenmeyenlerdenim. Çok şanslı bir dönemde Inter'in başındaydı, bu şansı iyi değerlendirdi. Ancak geçen sene bir eli yağda, bir eli balda olan Man. City'i şampiyonlar ligine sokamadı. Bu Hıncal Uluç tabiriyle başarısızlık kere başarısızlıktır.

Kadroda forvet hattı normalin üstünde (hem kalite hem paha yönünden) şişkin kere şişkinken (Sheyi Emmanuel Adebayor, Roque Santa Cruz, Carlos Tevez, Felipe Caicedo, Jo, Craig Bellamy ve hatta 91 doğumlu Nimely), üstelik David Silva da  transfer edilmişken yetmezmiş gibi sorunlu-şımarık Mario Balotelli 30m€ bonservis bedeliyle transfer ediliyor. Ne yapmaya çalışıyor Mancini? Hadi Bellamy'i Tottenham veya Fulham'a gönderdi diyelim. Transferin son günlerine yaklaşırken diğer kalabalığı nasıl temizlemeyi düşünüyor? Hayır Tevez'den vazgeçemez. Adebayor da oyunun hakkını veriyor. Santa Cruz'dan vazgeçeceğini de düşünmüyorum. Jo'yu satabilir ama hazırlık maçlarında oldukça iyi performans gösterdi, üstelik cv'si pek aydınlık olmayan bu adam transfer olurken parayı kesinlikle sorun edecektir. Gerçi Man. City için para mühim değil ama insanın içi gidiyor rakamları duyunca. David Silva yeni transfer edildi adamı hemen satacak hali yok, üstelik transferini bu kadar istediğine göre oynatacaktır da. Balotelli'yi yedek olarak düşündü diyecem ama otuz milyon ulan bu euro olarak hem de, sabunsuz götürürler adamı valla nasıl yedek bırakacaksın! E Silva'yla Tevez'i çizgiye yakın oynattın diyelim. Ortaya da Balotelli'yi koydun. Adebayor'u mu keseceksin? Adebayor'u oynatıp Balotelli'yi yedek bırakacaksan niye bu kadar para verdin, salak mısın sen?

İşte başa döndük yine. Mancini, Moratti'nin iş bilmemesi sayesinde doğru yerde doğru zamanda bulunmuş şanslı bir adam benim gözümde, asla iyi bir hoca değil. Çünkü bu kördüğümü boşu boşuna attı, takıma yarar sağlamayacak ve kendisi de bu durumun altından kalkamayacak, aha da buraya yazıyorum!

8 Ağustos 2010 Pazar

Dört Yıl Sonra Yeniden!



2005-06 sezonunun 33. haftası Galatasaray'a şampiyonluğu getiren golü 90.dakikada Hasan Kabze atıyordu. Rakip Beşiktaş'ın başında ise Jean Tigana vardı...

Bugün çok farklı bir ligde çok farkli hedeflere oynayan iki takımla tekrar karşı karşıya gelecekler. Kabze geçen seneki sürprizinin çok uzağında görünen Montpellier formasıyla gol ararken, Tigana da milli takımın başına geçen halefinin yerine Bordeaux'un başında şampiyonluk yarışındaki ilk maçına çıkacak.

Kabze yine son dakikada bir sürpriz yapıp maçı çevirecek mi yoksa bu kez gülen Tigana mı olacak? Açık ara Tigana favori gözüküyor; ama unutmamakta fayda var ki top yuvarlaktır..

5 Ağustos 2010 Perşembe

Son Yılların En Basiretsiz Fenerbahçe'si ve Kocaman Angut!



Aykut Kocaman "gelişeceğiz, değişeceğiz" diyor ama ben son yılların en kötü Fenerbahçe'sinden başka bir şey göremiyorum. Hayır bir ışık görsem diyeceğim ki "tamam elendiler ama takım doğru yolda", ama o da yok. Ne ışık var ne fener!

Fenerbahçe'yi en son sekiz sene önce bu kadar berbat bir durumda görmüştüm. 2002-03 sezonu, takımın başında da Werner Lorant var. Lorant'ın yardımcısı da bir önceki teknik direktör Mustafa Denizli'nin de yardımcılığını yapan Oğuz Çetin. Denizli'nin ikinci yılındaki başarısızlığında sanki kendisi teknik ekipte değilmiş gibi sonradan gelen hocanın da yardımcılığını yapıyor. Aynı şimdi milli takımda olduğu gibi değil mi, hayat işte..

Oğuz Çetin, Lorant'ın başarısız bulunmasının ardından da takımın başına teknik direktör oluyor. Ulan sanki önceki iki dönemin başarısızlıklarında pay sahibi değilmiş gibi bir de takımın başına getiriliyor, artık ne olduysa! Ve işte Fenerbahçe'yi en son o zaman bu kadar rezil görmüştüm. Takımda bir futbol anlayışı yoktu, kadro istikrarı yoktu, düzen yoktu, iyi futbol zaten hiç yoktu.

Aradan sekiz sene geçti; Fenerbahçe üç şampiyonluk kazandı, şampiyonlar liginde çeyrek final oynadı, şampiyon olmadığı zamanlarda bile takımda bir ışık, taraftarda bir umut vardı (Aragones dönemi dahil). Ama şimdi birden bire sekiz sene öncesine döndü takım. Takımın başında kim var; Oğuz'un has adamı Aykut!

Aykut'un takımın başına gelişine bakalım: Daum'un sportif direktörlüğünü yapıyordu. Sonra Daum, hiç de başarısız olmadığı bir sezonun ardından gönderildi ve yerine Aykut getirildi. Sanki ortada bir başarısızlık varsa bu başarısızlığın ortaklarından biri Aykut değilmiş gibi. Peki ne oldu? Fenerbahçe son yılların en basiretsiz, en disiplinsiz, en taktikten yoksun ve en kötü futbolunu oynuyor. Üstelik transfere daha şimdiden 13m€'dan fazla harcandı ve Wederson'dan başka gönderilen oyuncu da yok.

Demezler mi adama bu takım üç ay önce takır takır top oynuyordu, sen ne yaptın da takımın belasını s.ktin afedersin.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Cry Ulan Argentina, Cry Be!


Arjantin milli takımında teknik direktör Diego ile federasyon başkanı Grondona bir türlü uzlaşmaya varamadılar ve Maradona görevinden istifa etti. Futbol efsanesi daha önce milli takımdaki görevine devam etmek istediğini; fakat asla ekibinden kimsenin görevinden olmasına izin vermeyeceğini söylemişti. Grondona'nın da, Diego'nun yardımcılarından Alejandro Mancuso hakkında iyi düşünmediği göz önüne alınırsa bu istifa Mancuso yüzünden oldu diyebiliriz.

Diego dünya kupasındaki %100 hatalı kadrosunu savunurken sürekli "oynarken zevk alan, gereksiz yere hırs yapıp moral bozmayan, birbirlerine bağırmayan oyuncuları tercih ettim" demişti. Katılırsınız veya katılmazsınız hocanın kendi görüşüdür bu, her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Evet bu felsefe bu turnuvada başarısız oldu; ama oyuncuların tapar derecede hocalarına bağlılığı da gözlere çarptı. İşte bu genç kadronun bu bağlılığı, Maradona'nın da başarısızlıklardan elde ettiği tecrübeyle birleşince ileride özlenen başarıyı getirebilirdi belki, en azından ben böyle düşünüyorum. Ne yazık ki Grondona'yla Maradona'nın sidik yarışına kurban gitti bu umutlar. Bir daha bu jenerasyonu toplayacaksın da bir dünya kupası feda edeceksin de, peehh...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Tanrı Görevde Kalmalı!

Oyuncuları yanlış çalıştırıyor, kadroyu yanlış diziyor, taktik veremiyor, Cambiasso, Zanetti falan derken Arjantin bugün memlekete iniş yaptı. Kanımca turnuva boyunca taraflı tarafsız herkesin bir kez daha sempatisini kazandı Diego. Arjantin halkı ve federasyon tanrının görevine devam etmesini istiyor. Bence de göreve devam etmeli. Taktik konusunda biraz yetersiz kalsada motivasyon konusunda oldukça iyiydi Maradona, takımda aile ortamını oluşturmuş resmen ve olabildiğince genç bir jenerasyon oturtmaya çalışmış. Milito'nun kulübede oturma sebebi de buydu zaten. Eleştirmeden önce Maradona'nın hocalık kariyerinde henüz yolun başında olduğunu unutmayalım. Ama buna rağmen adamın müthiş bir saygınlığı var futbolcular üzerinde. Oyuncuların hem hocası, hem babası, hem de abisi gibi. Hocalık geliştirilebilir ama karizma ya vardır ya yoktur, sonradan öğrenilemez. Eminim Diego hocalığını geliştirip oyuncular üzerindeki müthiş saygınlığıyla beraber hatırı sayılır başarılar elde edecektir. Bence tüm Arjantin'in de istediği gibi tanrı görevde kalmalı.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Kocaman Kocaman!

Hiç de hoş olmayan bir şekilde takımın başına getirildi Aykut Kocaman. Yöntemi Oğuz Çetin'inkinden daha temiz olsa da yine ortada bir çirkinlik var. Mustafa Denizli'in yardımcılığını yaptıktan sonra onun yerine gelen Lorant'ın da yardımcığılını yapıp, Lorant'ın kovulmasının ardından sanki takımı kötü yönetenler arasında kendisi yokmuş gibi hiç gocunmadan Fenerbahçe'nin başına geçmişti Oğuz Çetin. Aykut da Daum'un üstünde sportif direktörken onun yerine göreve geldi. Evet biraz daha temiz duruyor ama yakışmıyor..

Şimdi şu soru ister istemez insanın aklına geliyor: Sen bir sene Daum'la çalışırken takımın başarısı için gerçekten tüm benliğinle çalıştın mı, yoksa bakalım olursa olur olmazsa belki takımın başına ben geçerim mantığı kafanın bir yerlerinde hep var mıydı? Futbolculuğunda hep Oğuz Çetin'in peşinden gittin ama bari hocayken, ki daha başarılı bir hocasın, bunu yapma.

Rıza Çalımbay da Bülent Korkmaz da takımlarının başına geçtiler; ama bu yöntemi kullanmadılar. Asla kullanmazdılar da. Çünkü kendi çıkarlarını takımlarının üstünde tutmuyorlar, çünkü onlar 'gerçek kaptan'lar. Evet herkes içten içe hedefine ulaşmak için fırsat kollar, takımın başarısızlığını bile isteyebilir; ama çakallığın da lüzumu yok!

Peki Aykut, Fenerbahçe Daum'la bir sene daha devam etseydi sen görevinin başında kalacak mıydın? Tabi ki kalacaktın, bendeki de soru mu! Ama sen bu görevi kabul ettiğine göre takımın başarılı olmadığını düşünüyordun, e arkadaş o zaman niye zamanında müdahale etmedin? Yetkin de vardı, desteğin de vardı kardeşim. Bırak hoca Daum olsun sen arkasındaki adam olarak katkıda bulun takıma, ne kaybederdin Aykut'luğundan? Şimdi Kocaman değer kaybettin Aykut...

Bence Daum kadar bile başarılı olamayacaksın Aykut. Çünkü yıllar boyu öğrenmektense hedefine nasıl ulaşacağın üzerinde kafa yordun. İstanbulspor'da demagoji yaptın, Gökçek'in paralarını yönettin. Bunlarla uğraşacağına hocalık deneyimini geliştirseydin belki başarılı olurdun. En azından bu bir sene Daum'un altını oyacağına Daum'dan bir şeyler öğrenmeye çalışsaydın keşke. Daum dediğin adam neredeyse Alman milli takımının başına geçiyordu be! Malesef rezil olacaksın Aykut, sonra ne yapacaksın merak ediyorum. Milli takımda Oğuz'un yardımcısı olursun belki 2012 yılında..

Oğuz Çetin'e bakıyorum hala aynı kafada devam ediyor. Şimdi de milli takımı gözüne kestirmiş. Fatih Terim'in yardımcısıydı, şimdi de Hiddink'in yardımcılığını yapıyor. Peh bu ne yüzsüzlük be!

Kazıkçı, art niyetli esnaflar vardır. Hiçbir zaman iflas etmez onlar, her zaman bir yolunu bulup para kazanırlar. Ama asla büyüyemezler, asla Migros olamazlar; Migros olmayı bırak mahallede sözü geçen "abi esnaf" bile olamazlar!!! İşte siz bu kazıkçı, kendi taraftarının bile şüpheyle baktığı esnaf olmaktan öteye geçemeyeceksiniz beyler..

7 Haziran 2010 Pazartesi

CAPELLO > İSPANYA


Sınavlarımın yoğunluğundan dolayı bloga bayağıdır yazamıyordum; ama dünya kupası öncesi bu yazıyı yazmam şart. Mecburen bu sıkışık zamanda bıraktık notları geldik. Cuma günü saçma sapan bir açılış maçıyla başlayacak turnuvanın son maçının galibinin İNGİLTERE olacağını düşünüyorum (lafı niye bu kadar dolandırdım bilmiyorum, kupayı İngilizler alacak yani:)

İngiltere yaklaşık 5 senedir iyi bir jenerasyon yakaladı ve ilk defa bu kaliteye uygun bir hocayla bir turnuvaya katılacaklar. Bir kadro ne kadar iyi olursa başındaki hocayı da o kadar iyi seçmek zorundasınız. Yoksa hoca o kadronun altından kalkamaz, oyuncuları kendine inandıramaz ve beklenen başarı bir türlü gelmez, yazık olur. Savunmada Terry-Ferdinand, orta sahada Lampard-Gerard, ileride de Rooney'e sahip bir kadro nasıl bu kadar başarısız olabilir ki yoksa.. Eriksson ve McClaren'de olmayan işte bu karizmaydı. Capello'da ise fazlasıyla var. İtalyan hoca tarzı itibariyle takımdaki gruplaşmayı bitirmiş ve mükemmel bir arkadaşlık ortamı yaratmayı başarmış. Başarının arkasındaki önemli etkenlerden biridir bu. Çünkü bu şekilde oyuncular saha içinde birbirlerine daha yürekten yardım ederler, kendileri için ve takım için oynadıkları kadar arkadaşları için de oynarlar. Sahada futbolcuların bunu yapmasını sağlayan Capello kenarda da oyunu en iyi okuyan hocalardan biri olduğu için başarıya ulaşmakta zorlanmıyor.

2007'de Barcelona'nın karizmasını söndüren Capello bu sefer de İspanya milli takımının havasını söndürecektir. Zira dünyada bir numara Mourinho'ysa iki numara kesinlikle Fabio Capello'dur ve bu turnuvada kariyerinde olmayan bir kupayı da hanesine yazdıracaktır.

Brezilya, Almanya ve tabi ki İspanya'dan da iyi performans bekliyorum; Maradona'yı seviyorum ama inanmıyorum; Hollanda'dan da iyi bir performans bekliyordum ama Robben'in sakatlığı her şeyi değiştirdi.. Ferdinand'ın sakatlığı da İngilizler için önemli bir kayıp ama King veya Carragher'in onu aratacak bir performans sergileyeceğini düşünmüyorum..


Kaleciler: David James (Portsmouth), Robert Green (West Ham United), Joe Hart (Manchester City)


Savunma: Ashley Cole (Chelsea), John Terry (Chelsea), Glen Johnson (Liverpool), Ledley King (Tottenham Hotspur), Jamie Carragher (Liverpool), Matthew Upson (West Ham United), Stephen Warnock (Aston Villa), Michael Dawson (Tottenham)

Orta Saha: Steven Gerrard (Liverpool), Frank Lampard (Chelsea), Michael Carrick (Manchester United), James Milner (Aston Villa), Gareth Barry (Manchester City), Joe Cole (Chelsea), Aaron Lennon (Tottenham Hotspur), Shaun Wright-Phillips (Manchester City)

Forvet: Wayne Rooney (Manchester United), Peter Crouch (Tottenham Hotspur), Emile Heskey (Aston Villa), Jermain Defoe (Tottenham Hotspur).

22 Nisan 2010 Perşembe

BarçaPaşa


Barcelona'yla aramızdaki tek fark onlar şampiyonluğa oynuyor,biz küme düşmemeye!

Yılmaz VURAL

Takımlar arasındaki 7 küçük farkı bulun :)

26 Şubat 2010 Cuma

Rijkaard Türkleşmiştir!


Dün gece Galatasaray-Atletico Madrid maçı öncesi çok umutluydum.Savunma yaparak maçı alamayacağımızın farkında olduğum için bir son dakika golüyle tur istiyordum.Olmadı,bi şekilde olamadı ama asıl mesele o değil bence.

Frank Rijkaard geldiğinde bizim topçuları kendine benzetecek,kendi felsefesini yerleştirecek diye seviniyordum.Hatta Sabri'deki mental gelişmeyi görünce umudum kat be kat artmıştı.Ama dün gece farkettim ki o bizi kendine benzeteceğine gittikçe bize benziyor!Tamam hakem maç içinde takdir haklarını rakip lehine kullanmış,maçı koparacağın yerde penaltını vermeyerek hakkını yemiş ama sen Frank Rijkaard'sın.Sen de bunları yaparsan oyuncuları kim sakinleştirecek!Ne farkın kaldı Fatih Terim'den?Caner Erkin ilk sarı kartı görmüş uyarsana kenardan,çeksene kulağını.Maç sonrası açıklamalar daha da bize benziyor.Hakem maçı katletmiş,hakem turu rakibe vermiş.Yalan kardeşim.Ben de izledim maçı.Hakem artniyetli olsa Uğur'u atardı,Servet'i Agüero'ya attığı tekme sonrası atardı.Reyes'in penaltısını verirdi.Evet evet Reyes'e yapılan hareket penaltı,ama Flores hariç kimse söylemedi bunu!Caner'in penaltısından önce Reyes'in penaltısı var,onu verse hakem ne diyebilirsin?

Ve Adnan Polat.Öyle saçma açıklamalar yapıyor ki bazen yaptığı bütün iyi işleri siliyor.Dün hakemin turu kendilerinden alıp rakibe verdiğini söyledi.Caner'in penaltısı verilseydi Reyes'e yapılan penaltıyı konuşacak mıydı Polat?Bugün açıklamış FIFA ve UEFA'ya şikayet edecekmiş hakemleri,hakkını arayacakmış!TFF ile kavgalı olmak yetmedi,bir de FIFA ve UEFA'yı alacaz karşımıza!Zaten geçen sene saçma sapan hakem diyerek erkenden havlu attınız şampiyonluğa,bu sene de Avrupadaki hakemlerle uğraşıp 3 kulvarda kupa hayalini koca bir sıfır(0) ile bitireceksiniz yine.Seneye dünya çapında hangi yıldızları getireceksiniz Sn.Polat???


21 Şubat 2010 Pazar

Muhsin Ertuğral



Muhsin Ertuğral-Kompela

Muhsin Ertuğral efendi adam.Bülent Uygun'un yarattığı antipatiyi sempatiye çeviriyor yavaş yavaş.En azından benim için.Bugün Süleyman'a (sarkık libero) Sivas'ın yendiğini söyleyince üzüldü,eskiden ben de üzülürdüm.Şimdi ise nötrüm Sivasspor'a karşı.Yakın zamanda Muhsin Hoca sayesinde sempatik bile gelebilir Sivasspor.Efendilik,sükunet memleketimizde pek para etmez gerçi ama ben sevdim bu adamı sanki.




Alex Ferguson-Muhsin Ertuğral

Çok güzel bir yazı yazılmış Muhsin Hoca hakkında.Okumak isteyenler burdan lütfen ;
http://www.uzunpaslar.com/2009/03/afrikada-bir-cevelan-muhsin-ertugral.html

12 Ocak 2010 Salı

Milli Takıma Trapattoni-Avcı

Milli takım hocalığı için herkes bi şeyler söylüyor. Tolunay Kafkas ti'ye alıyor,Şifo Mehmet ti'ye alıyor,Yılmaz Vural tombala usülü olsun diyor vesaire vesaire... Bu konuşulanlar hoş değil ama federasyon güven vermediği için,bizim federasyon bunu halleder diyemediğimiz için tüm konuşulanlar sineye çekiliyor. Kariyerli bir yabancı dediler taaa Terim'in istifası sonrası. Hiddink,Scolari isimleri atıldı önce ortaya. Birileri Rijkaard gelsin dedi. Yılmaz Vural Türk mü yabancı mı tartışmasını çıkardı ve adayım dedi. İyice "Dallas" dizisine döndü ortalık anlayacağınız.

Bir süredir Giovanni Trapattoni konuşuluyor. Daha gelmeden yaşlı,burda ölür artık,emeklilik piyangosu demeye başladı birileri ama Kalli'nin Galatasaray'da yarattıklarını görüyoruz. Eğer gerçekten Abdullah Avcı yardımcısı olarak geliyorsa,diğer yardımcı olarak Almanya'da oynayan Türkleri kazandırmak için Alman Brehme geliyorsa buyursunlar gelsinler.3.yardımcısı da İtalyan Tardelli olacakmış. Derwall-Denizli,Piontek-Terim örneklerinde olduğu gibi yetiştirip daha sonra Avcı'ya bırakabilir yerini Trapattoni.

Neyse sadece ihtimal dahilinde şu an,umarız bir an önce sonuçlanır bu iş.

Kaynak : sporx.com ve DHA

Ayrıca Ali Ece de Giovanni Trapattoni için efsane bir yazı yazmıştır. Link burada.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Petrescu Kuban'da!

Unirea'dan istifa eden Petrescu, Rusya ikinci ligi takımlarından Kuban ile anlaşmış. Acaba Unirea ile başardığı gibi idealist bir amaç için mi, yoksa Romanya'da kazandığının üç katını verdikleri için mi transfer oldu bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz..

26 Aralık 2009 Cumartesi

Spalletti!

Roma bu adamı kovup yerine Ranieri'yi getirmekle ne kadar büyük bir hata yaptıysa, Zenit St.Peterburg da Advocaat'ın yerine kendisini getirmekle o kadar doğru bir iş yaptı. Zamanla hepimiz bunu göreceğiz zaten.

Spalletti, Cruyff'un geliştirdiği total futbol kavramına yeni bir boyut kazandıran adamdır. Totti'nin önderliğinde oynattığı 4-6-0 görünümlü, baskın ataklarla sonuca giden futbolu Zenit'te de izlemek için sabırsızlanıyorum. Roma'nın başındayken alamadığı Tommaso Rocchi'nin transfer edilmesini istemiş, Tekke'yi de yolluyor; Zenit de değişim başlamış bile!
Related Posts with Thumbnails