Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
bundesliga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bundesliga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Sessiz Yıldızlar



Bayern Münih'i çok sevmem, hatta hiç sevmem ama şu 3 güzel adamın hatırına izlerim. Mario Gomez o kadar değil ama Bastian Schweinsteiger ve Thomas Müller çok güzel adamlar. Almanya Milli Takımında da çok güzel işler yapıyorlar beraberce. Klose Gomez'e göre daha iyi topçudur bence ama Bayern Münih öyle düşünmüyor olmalı ki Lazio'ya gitmesi izin verdi. Bu biraz da verilen bonservisle alakalı olabilir. Gomez 30 milyon euro gibi fahiş bir paraya alındı sonuçta.


Thomas Müller yaşına göre muhteşem olgunluğa sahip bir adamdır. Bayern Münih'in 3. takımında oynarken Van Gaal'in maçını seyretmesiyle hayatı değişmiştir. Van Gaal bu adamın tekniğini ve zekasını farkedip A takıma almıştı onu ve hiçbir zaman pişman olmadı. Bu güzel adam her maç biraz daha üstüne koyup hem Bayern Münih'in hem Almanya Milli Takımı'nın vazgeçilmezi olmuştur. Şu an Galatasaray'da Bastian Schweinsteiger ile birlikte en çok görmek istediğim 2 oyuncudan biridir. Bugünkü K'lautern maçında da harika oynadı. Bir penaltı yaptırdı, bir de muhteşem asist yaptı Mario Gomez'e.

Bastian Schweinsteiger. Hayatını değiştiren adamlar Löw ve Van Gaal'dir. Sağ bek veya sağ açık oynuyordu ama tekniği yeterli değildi. Daha çok savaşçı yönüyle ortaya çıkıyordu ki bunu ilk gören Löw'dü yanlış hatırlamıyorsam. Ballack hem yaşlanmıştı hem de sık sık sakatlanıyordu. Oraya yerleştirdi Löw Bastian'ı ve ilk maçlarda zorlanmasına rağmen şu an bölgesinde yaş itibariyle dünyanın en iyisi bence. Milan onu almak için yokladı Bayern'i ama şu an değer biçilemez gibi duruyor. Pastore'nin 43 ettiği piyasada 60-70 milyon euro verilmeden alınamaz Bastian.

Bayern Münih bu sene başarılı olacaksa Robben, Ribery gibi sakat yıldızlarıyla değil bu 3 sessiz yıldızla başarılı olacaktır. İstikrarlı devam ederlerse Bundesliga'da şampiyon olmaları çok zor değil.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Kurt Kocayınca!

Yıllarca Alman futbolunun övündüğü tek yıldız olma görevini başarıyla yürüttü Michael Ballack. Milli takımlar düzeyinde bir kupası yoksa bu adamın, tek sebebi kendi jenerasyonundan kendi seviyesinde başka adam çıkmamasıdır.

Şimdi ise çok güzel bir jenerasyon yakaladı Almanya. Ve Ballack da 33 yaşına geldi. Bir dünya kupası daha çıkarmayacağı kesin, avrupa kupası da şüpheli.. Boateng'in sakatlamasıyla kariyerindeki son dünya kupası şansını kaybetti ve bu turnuvada kaptanlık pazubandını Lahm taktı. Lahm'ın futbolculuğuna kimse laf edemez; ama "Kaptanlığı bırakmaya niyetim yok" tarzında açıklama yapması da hoş olmadı. Neticede karşısındaki adam hala Almanya'nın en kariyerli aktif futbolcusu. Hoş Ballack da cevabını vermiş ama Lahm'ın bu tavrı hoşuma gitmedi benim. Futbolculuk kariyerinde son dönemlerini yaşayan 2000'li yılların Alman efsanesi hakkında konuştuğunu unutmamalıydı.

Kararı Löw verecek tabi. Bu arada Chelsea ile sözleşme yenilemeyen yıldız futbolcu ilk şampiyonlar ligi finalini oynadığı Bayer Leverkusen'le iki yıllık sözleşme imzaladı, seneye kendisini tekrar Bundesliga'da izleyeceğiz.

3 Haziran 2010 Perşembe

Almanya

Dünya Kupası'nın başlamasına 8 gün kaldı ama katılmadığımızdan dolayı heralde memleketimde bloglar hariç pek heyecan göremedik.Herkesin bir favorisi var elbet.Messiciler Arjantin,Ronaldocular Portekiz,garanticiler ve Kakacılar Brezilya vs.

Ben uzun zamandır favorim Almanya diyordum ama bunu resmi kayıtlara dökmemiştim ve bu yazının asıl amacı budur.Almanya yaşadığı birçok aksiliğe rağmen bu kupada benim 1 numaralı favorim.Özellikle kaptan Michael Ballack'ı çok arayacaklardır.

Kalede ve savunmada büyük hatalar olmazsa yine bol gol atarak,zevk vererek oynayacaklardır.Fakat şu ana kadar çok ciddi sıkıntı çekmeden buraya gelmeleri ve buranın telafisinin olmaması tek dezavantaj.Yani Almanya hiç geri düşmedi,hep çok rahattı.Löw'e oyunu okuyacak,hataları görecek bir maç veremediler ve bu büyük dezavantaj.Ama sonuçta herkesin gönlünden geçen bir aday vardır ve bu kupayı Avusturalya kazanamayacağına göre Almanya kazansın istiyorum.

ALMANYA - Portieri: Manuel Neuer (Schalke 04), Tim Wiese (Werder Brema), Hans-Joerg Butt (Bayern Monaco). Difensori: Arne Friedrich (Hertha Berlino), Per Mertesacker (Werder Brema), Jerome Boateng (Amburgo), Philipp Lahm (Bayern Monaco), Serdar Tasci (Stoccarda), Marcell Jansen (Amburgo), Holger Badstuber (Bayern Monaco), Dennis Aogo (Amburgo). Centrocampisti: Sami Khedira (Stoccarda), Toni Kroos (Bayer Leverkusen), Bastian Schweinsteiger (Bayern Monaco), Marko Marin (Werder Brema), Mesut Ozil (Werder Brema), Piotr Trochowski (Amburgo). Attaccanti: Thomas Mueller (Bayern Monaco), Miroslav Klose (Bayern Monaco), Lukas Podolski (Colonia), Mario Gomez (Bayern Monaco), Stefan Kiessling (Bayer Leverkusen), Cacau (Stoccarda).

Kadroda 2 tane Türk var.Bizim hiç oynatmadığımız ve sallamadığımız Nuri Şahin de Almanya Milli Takımı'nı seçseydi o da burda olacaktı muhtemelen.Mesut'un çok başarılı olacağına eminim,umuyorum ki Serdar da Mertesacker'in partneri olmayı başarır ve çok başarılı maçlar çıkarır.Biz orda değiliz ama bu 2'linin bizi orda temsil edeceğini ve bayrağımızı taşıyacağını bilmek hoşuma gidiyor.



23 Nisan 2010 Cuma

Avrupa Ligi'nde Şans Faktörü!


Atletico Madrid normalde şanssız olarak bilinen bir takımdır lakin bu sene Avrupa Ligi'nde şans o kadar yanlarındaydı ki makul talihi dönüyor mu diye düşünüyor insan.Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea,Porto ve APOEL'le aynı gruba düştüklerinde 3.'lük garanti Porto'yla 2.'lik için çekişirler diyordum,çoğunluk da benimle aynı görüşteydi muhtemelen.Fakat kupaya kendi evlerinde APOEL'le berabere kalarak başlayınca Kerpeten Ali tarzı "ne oluyor lan" dedim önce ama sonra kazadır diye düşündüm.Lakin Porto'ya her iki maçta yenilip Stamford Bridge'den 4-0'lık mağlubiyetle döndü takım,Vicente Calderon'da Agüero-Drogba düellosu 2-2 bitti ve APOEL'i 2.maçta da yenemeyip 3 puanla aynı puandaki APOEL'in önünde 3.bitirdiler ŞL'yi ve Avrupa Ligi'ne kaldılar.

Eğer 6-7 puanla kalsalardı Avrupa Ligi'ne Galatasaray'la eşleşmeyeceklerdi lakin sadece 3 puanda kalınca bir anda rakibimiz oluverdiler.O gün başlığı atarken bir nevi erken final demiştim o maç için ama turu geçen Galatasaray olsaydı buralarda olmayabilirdi şans farkıyla.Atletico önce bizim maçta Perea'nın eliyle oynadığı pozisyonda penaltıyı veremeyen hakemin sayesinde tur atladı.Daha sonra Sporting Lizbon ile kendi sahasında 0-0 deplasmanda 2-2 berabere kalarak kazanmadan geçti ve çeyrek finale yükseldi.Bu sefer şansları bitti karşılarında Valencia var dedik ama ilk maçta deplasmanda 2-2 gibi avantajlı bir skor yakaladılar ve tur için umutlandılar.Valencia Vicente Calderon'da ilk yarı değil ama 2.yarı tek kale oynadığı maçı kazanmaya çok yakındı.85.dk'da Zigic'in formasının yırtılmasına da penaltıyı çalamadı hakemler ve bir turu daha hakemler sayesinde geçti Atletico Madrid.Galatasaray'a karşı penaltı verilmeyince ses çıkarmayanlar şimdi daha gür sesle bağırıyordu ama nafile Atletico Madrid yarı finale çıkmıştı.

Rakip olarak L'pool gelince Galatasaraylıların çoğu (kendimi katmıyorum) "intikam" sesleri çıkarmaya başladı ama ben o zaman da söyledim bu L'Pool'u elemek Valencia'yı elemekten çok daha kolay,hele ki bu şansla.Burda Galatasaray ya da Fenerbahçe de olsa favorim L'Pool olmazdı çünkü Benayounlara,El Zharlara,N'Gog'lara kalmış bir takım artık L'Pool ve bence Fulham onlardan çok daha güçlü şu haliyle.Rafa Benitez zaten çok da iyi olmayan kadroyu o kadar kötü kullanıyor ki artık L'Pool'un ismi hariç korkulacak bi şeyi kalmadı.Dün yabancı bahis sitelerinin de Atletico'yu favori göstermesiyle iyice emindim kazanacaklarından.

Maç başında bastırdı Atletico ve Forlan'ın kötü vurduğu top yine şansla gol oldu.Golü yiyen L'Pool az baskı yapayım derken Benayoun'la şans golü buldu ama hakem ofsayt nedeniyle iptal etti ki bence alakası yoktu.Golün iptal edilmesiyle iyice demoralize olan İngilizler maçı bıraktı ve maç Reina ile Atletico hücumcuları arasında oynandı.Tabi ki Carragher'ın da hakkını teslim etmek gerek.Atletico'da ise Perea,Assunçao ve Jurado çok iyiydi.Maçın Fransız hakemi taraftar baskısından olsa gerek sahada İlker Meral gibi geziyordu,pasifti anlayacağınız.

2.maçta Atletico turu geçer ve Fulham'la final oynar kanımca.İşte o maç çok keyifli olacaktır.



Hamburg-Fulham maçını çok izlememiştim ama Fulham'ın yol yorgunluğundan mütevellit 1-0,2-1 gibi bir skorla mağlup olacağını düşünüyordum ama kaleci Schwarzer muhteşem oynadı ve takımını kurtardı.Özellikle son yarım saat harika oynadı Hamburg her şeyi yaptı ama olmadı.Fulham takımını ve hocasını kutluyorum.Bence finaldeler ama tabi ki futbol bu burda girmeyen topun orda girmesi kimseyi şaşırtmaz.Fulham bu sene başardıklarıyla finali ve kupayı haketmiştir bence özellikle sıradan topçuları büyük takım topçusu gibi oynatan hoca Roy Hodgson'u kutluyorum!

28 Mart 2010 Pazar

5 Büyük Lig'de Zirve Yanıyor!


Sadece ülkemizde değil Avrupa'da da liglerin zirvesi tabiri caizse cayır cayır :) Bugün alınan sonuçlardan sonra neler olduğunu yazmak gerek diye düşündüm.

Bundesliga'ya bakarak başlayalım.Benim Felix Magath'tan dolayı favorim olan Schalke(58) Kuranyi'nin müthiş formuyla liderliği aldı bu hafta.Bayern Münih(56) çok kötü gitmesine rağmen hala 2. çünkü rakipleri de en az kendisi kadar kötü gidiyor..Uzun süre ligi lider götüren Bayer Leverkusen(53) ise kırdığı yenilmezlik rekoru sonrası 2 maç kaybederek 3.sıraya düştü ve liderin 5 puan gerisinde hala yarışın içinde.4.sırada ve biraz geride kalan Dortmund (49) ise bu saatten sonra ŞL'yi kovalar ancak.

İngiltere Premier Lig'de de durum karışık.Bugün Bolton'u 0-4 yenen ManU (72) lider.Rooney'den sonra Berbatov da devreye girdi gibi gözüküyor.ŞL'den elendikten sonra lige iyice asılacak olan Chelsea(71) ise 1 puan geride.Bugün Lampard'ın 4 gol attığı maçta ligin dişli takımlarından Aston Villa'yı 7-1 ile geçtiler ve Drogba gol atmadı.Alenen ManU'ya "geliyoruz" mesajı verdiler.Arsenal (68) ise bugün 81'de gol atıp,91'de gol yediği maçta 2 puan kaybetti Birmingham'a ve zirvenin 2 puan gerisinde kaldı.Yine de bu kadar kötü giden bir Arsenal'in buralara gelmesini kimse beklemiyordu heralde.

Serie A'da bugün zirve iyice karıştı.Lider Inter(63) ile takipçilerinden Roma'nın (62) Roma Olimpiyat Stadı'ndaki maçında Roma Inter'i 2-1 yenerek zirvenin heyecanını arttırdı.2 haftadır Inter'in zirve ikramını geri çeviren Milan (59) ise evinde düşme tehlikesi yaşayan Lazio'yu ağırlıyor bugün.

La Liga'da ise Barça-Real çekişmesi son maça kadar sürecek gibi.Bugünkü maçta Barça(74 puan-53 averaj) zorlu Mallorca deplasmanından Zlatan İbrahimoviç'in golü ile çıktı ve liderliği aldı maç fazlasıyla.Real Madrid (71 puan-54 averaj) ise bu akşam Madrid derbisinde Atletico Madrid'i konuk edecek.Barça'yı yenerek hemşerisine yardım eden Atletico Madrid bu akşam Real'e çelme takabilir mi Avrupa Ligi aşkına?

Fransa Ligue 1 zirvenin en karışık olduğu lig.Lider Bordeux (28 maç-56 puan-23 averaj) bugün kupada Marsilya'yla oynadı ve yarın Valenciennes deplasmanına gidiyor.CM'de görebileceğimiz bi şey bu :) Maçı ertelenmiş falan olabilir.Takipçisi Montpellier ise (29 maç-56 puan-10 averaj) 2. sırada ve yarın Lille deplasmanına gidiyor.3.Auxerre ise (29 maç-55 puan-6 averaj) pazartesi günü Monaco deplasmanına gidiyor.4.Lyon (30 maç-54 puan-18 averaj) bugün oynadı ve 2-0 kazandı.5.Marsilya (28 maç-53 puan-20 averaj) eksik maçlarını aldığı takdirde 2.sıraya yükselme şansı var.Bugün Sochaux deplasmanına gidecek o da.Ve son olarak 6.Lille (29 maç-51 puan-21 averaj) evinde Montpellier'i ağırlayacak ve zirveye ortak olma şansını yakalayacak kazanırsa.Kafanın en çok karışacağı yer bu lig :)

Bizim ligimizin düğüm maçı yarın oynanacak.Galatasaray-Fenerbahçe derbisi sonrası bizim ligi de ayrıntılı bir şekilde yazarız.

3 Aralık 2009 Perşembe

En İyisi Mesut

Bundesliga'da Kasım ayının en iyi oyuncusu Mesut Özil seçilmiş. Sizi bilmem ama ben mutlu oldum. Nuri,Halil,Hamit,Serdar ya da Mesut farketmez. Oranın en iyisinin bizden biri olduğunu bilmek beni mutlu ediyor. Helal olsun Mesut,yürüyedur!

11 Kasım 2009 Çarşamba

Robert Enke!

Efendi kaleciydi, magazinel hiçbir yanı yoktu. Medyamız sadece bir maç tahammül edebildi ona. Oysa Barcelona'dan gelmişti. Tek maçta Balili'den yediği üç gol sonu oldu. Fenerbahçe yönetimiyle karşılıklı anlaşarak sözleşmesi feshedildi ve memleketinin yolunu tuttu. Lehmann'ın bırakmasından sonra milli eldivenleri tam eline geçirecekti ki tren kazasında kaybettik. İntihar olduğu söyleniyor, hatta polisin elinde bir veda mektubu varmış; fakat içeriği açıklanmadı henüz. Futbolun bu efendi, kendi halinde adamının vefatı beni çok üzdü nedense. Futbolumuza bir şeyler katabilecekken harcanan değerler aklıma geldi.. Neyse çok uzatmadan yakınlarına baş sağlığı dileyip bitireyim bu postu, harcanan değerler konusuyla ilgili bilahare bir post gelecek..

1 Kasım 2009 Pazar

Avrupa'dan Futbol




54'te 2-0 yaptığı maçı Delle Alpi'de 2-3 verdi Juventus.Açıkçası Napoli'ye kaybetmeleri benim için sürpriz değildi ama bu şekilde olunca fazlasıyla ilginç bi hal aldı. Bu sene Inter'in rakibi olacaklarını düşünüyordum ama Inter yine rakipsiz galiba. Yine Serie A'da dengesiz Milan Parma'yı Borriello'nun golleriyle yendi,maçın başında ve sonunda attığı 2 golle bu hafta da Leonardo'yu kurtardılar.

Premier Lig'de sürprizi yine L'pool yaptı.Yenseler de yenilseler de sürpriz oluyor,Milan'dan daha dengesiz bi takım varsa Liverpool'dur. Sunderland'e yeniliyor,ManU'yu yeniyor,gidiyor Anfield'da Lyon'a maç veriyor. Bu hafta da Fulham'a deplasmanda 3-1 yenildiler. Degen ve Carragher'ın kırmızısı da tuz biber oldu. Arsenal Emirates'de Fabregas-Van Persie işbirliğiyle Londra derbisini 3-0'la geçti,Tottenham'a bi darbe daha vurdu. Chelsea Bolton'a deplasmanda 4 tane attı,2. ve 4. golleri izlemeniz gerek özellikle 4.gol muhteşem... ManU Old Trafford'da Blackburn'u zorlanmadan 2-0'la geçti.

La Liga'da da sürpriz vardı,72'de Keita'yla öne geçen Barça 90'da Pique'nin kendi kalesine attığı golle 2 puanı Osasuna'ya bıraktı. Hafta içi oynayacakları Rubin Kazan maçı öncesi moral de bulamadılar. Real Madrid'de kazan kaynarken Pellegrini cesur bi hamleyle Guti'yi kadro dışı bırakıp,Raul'u 11'e almadı. Higuain'in 2 golüyle kazandılar ama CR9 gelmeden işleri zor. La Liga'daki takımım Atletico Madrid'de çöküş sürüyor,Bilbao'ya deplasmanda 1-0 kaybettik ne yazık ki...

Almanya'da maçların hemen hemen hepsinde sürpriz vardı,skorlar kadar geri dönüşler de güzeldi.

Hamburg 2-3 Mönchengladbach (1-0,1-1,2-1,2-2,2-3)
Wolfsburg 3-3 Mainz 05 (1-0,2-0,2-1,2-2,3-2,3-3)
Schalke 2-2 B.Leverkusen (0-1,0-2,1-2,2-2)
Nurnberg 2-2 W.Bremen (1-0,2-0,2-1,2-2)
Stuttgart 0-0 B.Munich

Ligue 1'de Lyon St.Etienne'i Gomis'le geçti,dost kazığı diye buna derler.

Liga Sagres'te (Portekiz) haftanın maçında Braga evinde Benfica'yı 2-0'la geçti...

13 Eylül 2009 Pazar

Avrupa Liglerine Bakış

Bu haftasonu gerek serin havalar,gerek programın yoğunluğu sebebiyle çok fazla maç izleyemedim. R.Madrid maçını da gece,tekrarda izleyebildim. CR9'u beklerken,Granero'yu buldum. Muhteşem oynadı,her pozisyonda vardı,golünü de attı. Zaten Ronaldo da sonradan girdi oyuna. Granero,Guti ve CR9'un golleriyle Espanyol'u deplasmanda 0-3 yendiler.
Barça süperstarlarıyla geçti Getafe'yi. Messi yorgun olması sebebiyle yedek başladı,oyuna girene kadar sıkışmıştı maç.Girer girmez çözdü maçı,önce İbo attı sonra Messi'ye attırdı... Deplasmanda 0-2...

İspanya'daki takımım hala siftah yapamadı. A.Madrid taraftarı başkana sallamakta haklı galiba,takım şampiyonlar liginde ve takıma doğru düzgün transfer yapılmadı. Gerçi Heitinga satıldı,bu da transfer sayılır... İçerde Racing ile 1-1 kaldık maalesef...

Eto'o golünü attı,Inter kazandı.Diğer golü de Milito attı,golcüler iş başında.
Juve Lazio deplasmanında kazandı.Barça'dan kiralanan Caceres'in golüyle öne geçtiler ki o dakikaya kadar çok rahat değildi Juve. Son dakikalarda emektar golcüsü Trezeguet maçın sonucunu belirledi.
Berlusconi ve Galliani'nin mahvettiği Milan,Adana fatihi Livorno deplasmanında 0-0'a kilitledi maçı.
Roma son dakikada Riise'nin golüyle geri düştüğü maçta Siena'yı 1-2 yendi..

Ribery ile Van Gaal barıştı. Bundesliga'da haftanın olayı bu kesinlikle... Signal Iduna Park'ta Dortmund taraftarının coşkusu muhteşemdi,ama sahada Bayern şov vardı. Ribery frikikten golünü attı,hocasının kucağına atladı... Gomez,Schweinsteiger,Ribery ve genç Müller'in 2 golüyle 1-5 kazandı maçı Bayern ki geri düşmüştü...
Werder evinde Hannover'i yenemedi,üstçülerin takımı çok kişiyi yatırmıştır bugün iddaa'da...0-0 bitti maç...
Schalke 1-2 yendi deplasmanda Mondi ve Ü.Özat'ın takımı Köln'ü...Adamım Podolski gol attı...

7 Eylül 2009 Pazartesi

Serbest Düşüş

Luca Toni sonunda Olic, Gomes, Klose gibi isimlerin arkasında forma bulamayacağını anlamış olmalı ki oynamayacaksa ayrılacağını söylemiş. 2010'da oynamak istiyorsa kesinlikle sürekli 11'de oynayacağı bir takıma gitmeli...

30 Ağustos 2009 Pazar

Milano Derbisi ve Bavyeralılar

Yıllar sonra bir Milano derbisini izleyememek garip gerçekten... Milan'ı çok severdim fakat Silvio'nun aptal transfer stratejisi,Curva'nın Maldini'ye yaptığı protesto ve Fatih Terim'e yapılan komplolar sonrası soğudum takımdan,Gattuso ve Pirlo da giderse Milan çok kişinin gözünde bitecek kanımca... Mourinho sonunda takımda eksik kalan son yeri,yani orta sahada yaratıcı oyuncu eksikliğini de kapattı... Wesley Sneijder İnter için aranan kandı,puzzle tamamlandı bence... Şimdi helva yapamazsa Mourinho'nun aşçılığından şüphe edilebilir artık...
Neyse maçı izleyemedim,Ahmet Çakar tabiriyle İnter,Milan'a tecavüz etmiş...

Goller : 31.Motta,36.Milito(pen),45.Maicon,57.Stankovic

Kurt Mourinho daha baştan el hareketiyle 1-0 öne geçmiş bile... Bunu gören Milan'lı oyuncu Leonardo yanda yırtınsa sallar mı???

Takımda ruhu olan tek adam...Zaten tecavüze başkaldırmış,kırmızıyı görmüş... Güzel insansın Sicilyalı!!!
Merak etmeme rağmen izleyemedim bu maçı... Kanatlarında Ribery-Robben olan bir takım çok can yakar... Robben'in iyi başlaması sevindirici,fakat Hamit'in dakikaları azalır mı diye düşünüyorum.Louis Van Gaal vatandaşının şovuna en çok sevinen kişidir heralde...Wolfsburg'un gol atamaması hem garip,hem sevindirici... Beşiktaş'ın bir şansı olabilir mi acaba???

Goller : 27.Gomez,68. ve 80.Robben

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Taklacı Wolfsburg'ta!


Wolfsburg küme düşen Newcastle United'den Obafemi Martins'i alarak Dzeko-Grafite ikilisine sağlam bi alternatif yarattı,Martins taklalarını artık Wolfsburg için atacak... ŞL'de oynamaları sebebiyle 1-2 transfer daha yapmaları lazım ama gerçekten hücum hattı muhteşem bir takım oldu... İddaaseverler için Wolfsburg maçları banko gol üstü diyorum :) tabi İtalyan takımlarından biriyle eşleşirse 2 defa düşünün!
Related Posts with Thumbnails