Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
world cup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
world cup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Şampiyon Katalunya'ya Kupayı İspanyol Casillas Getirdi!

Şu anda dünya üzerinde en iyi futbolu oynayan milli takım kupayı kazandı, analarının ak sütü gibi helal. Ancak olayı sadece final maçını baz alarak incelersek dünkü maçın hakkının bu olmadığını, İspanya'ya karşı duyduğum tüm sempatimin de gittiğini söyleyebilirim... Yine de futbolun adaleti ön plana çıktı, kupayı tek maçlık değil de genel olarak hak eden takım kazandı.

Maça İspanya hızlı başladı, Hollandalılar onbeşinci dakikaya kadar hangi maçı oynadıklarının farkında değillerdi. Derken maçı dengelediler. Hollanda savunmasının ara paslarındaki zaafını önlemek için savunmayı önde kurup İspanyolları ofsayta düşürmeyi denedi Marwijk ve bu düşüncesi de özellikle ilk yarı boyunca işe yaradı. Onun dışında ilk yarı boyunca İspanyollar top oynamaya çalıştı, Hollandalılar da heyecanlarından mı, maçın stresini kaldıramamalarından mı anlayamadığımız bir şekilde kasaplık yaptılar.

Devre arasında soyunma odalarında roller değişti. İkinci yarıda daha derli toplu bir Hollanda sahneye çıktı. Turnuva boyunca oynadıkları oyunu sahaya yansıtıp adam gibi savunma yapmaya başladılar, İspanyolların pas trafiğini engellemeye çalıştılar. Üstüne bir de Robben'le yakaladıkları, Casillas'ın kahramanlaştığı iki pozisyon İspanyolları strese soktu. Bu kez titreyen taraf İspanya oldu. Evet kupayı hak eden, daha iyi olan takım İspanya; ama bir maçın skoruna göre kupayı müzesine götüren takım da Hollanda olabilirdi. İşte bu stresi hissedince bütün çirkefliği ortaya çıktı İspanyolların. Özellikle mühteşem ikili Xavi ve Iniesta'nın çeneleri bir dakika durmadı. Evet ağır darbelere maruz kaldılar; ama bu onların ağır darbe aldıkları tek maç değildi. Bu denli hakeme itirazın, rakibe el uzatmamanın sebebi aldıkları darbelerden ziyade kupayı kaybetme korkusuydu. Tamam önemli bir durum, hatta bir futbolcu için neredeyse hayat memat meselesi; ama kupayı sizi en iyi takım yapan özelliğinizi ortaya koyup kazanmayı deneseydiniz, yani top oynayıp kazanmayı deneseydiniz, iyi futbola devam etseydiniz efsane olurdunuz. Hakeme itiraz falan bir yana Inıesta ve Xavi'nin kendilerini yere atmaya bile başlaması gözümdeki tüm İspanya imajını yerle bir etti. Demek ki büyüklük, efendilik zoru görene kadarmış. Peki Robben, Puyol'un açık seçik faul yaptığı pozisyonda kendini yere bıraksaydı ne olacaktı? Puyol kırmızıyı alacak Hollanda büyük avantaj elde edecekti. Ama Robben, Cruyff'a daha sadık kaldı, futbol oynamayı tercih etti, pozisyonu zorladı ve Casillas'a kaybetti. Şimdi benim gözüme Robben yüz kat daha iyidir Xaviesta'dan. Benim gibi düşünen de mutlaka vardır, belki sayısı azdır ama mutlaka vardır.

Velhasıl Hollanda on kişi kalınca İspanyolar tekrar özlerine dönüp futbol oynamaya başladılar. Casillas'ın uzatmaya götürdüğü maçı 116'da Iniesta'nın golüyle noktaladılar. Marwijk'in oyuncu değişiklikleri hatalıydı Bosque daha doğru tercihler yaptı, oyunu daha iyi yönlendirdi ve kupayı genel olarak hak eden taraf kazandı. Ama ne olursa olsun o 62. ile 109. dakikalar arasındaki çirkef İspanya'yı hiç unutmayacağım!

8 Temmuz 2010 Perşembe

Katalan Puyol'la İspanya Finalde!

Tek korkum Ahtapot Paul'un İspanya kazanacak demesiydi maç öncesi.Almanya'nın kesinlikle kazanacağını düşünüyordum ki form olarak çok daha iyi olmamız bunun başlıca sebebiydi.Bu turnuvada şu ana kadar en çok yıpranan takım olarak buraya gelmiş olmamız tabi ki dezavantajdı.İspanya Portekiz ve Paraguay gibi daha alt seviyede iki takımla oynarken biz İngiltere ve Arjantin'i 4'er golle geçtik ki bunu bile küçümseyenler var.

Trachowski ve Podolski azıcık kıpırdansa maç bu kadar zor geçmezdi.Maç boyu TRT spikeri en zayıf halka olarak Boateng'i gösteriyordu ama bunun asıl sebebi Podolski'nin berbat oyunuydu.Podolski ne savunmaya yardım etti,ne ilerde bir şey yapabildi.Özellikle kontrataklarda topu o kadar kötü kullandı ki en az 3 atağı kesti.Trachowski de berbat bir futbol oynadı.Hele 2.yarının başında bir pozisyonda çekmeye çalıştığı şut komikti artık.Etrafında 3 kişi varken neden ordan şut çekmeye çalışırsın be adam,hele ki önünde Pique varken.Kroos veya Marin çok daha erken alınmalıydı oyuna.

Mesut için bugüne kadar hep diyordum artık maç kopmadan önce bir şeyler yapması lazım.Sadece Gana maçında maç kopmadan skora katkı yaptı.Diğer tüm maçlarda maç koptuktan sonra iş yaptı ki bu beni korkutuyordu maç öncesi.Güçlü İspanya orta saha ve savunması karşısında çok çok etkisiz kaldı.Ama yine de ona yapılan penaltıyı verseydi hakem her şey çok farklı olabilirdi.Çakal Ramos hiç çaktırmadan diziyle vurdu ama hakemin görmesi çok zordu,görse kırmızı kart penaltıyla maçın seyri tamamen değişirdi.

İspanya mükemmel bir takım.Her hattıyla çok etkili olabiliyor.Turnuvanın başından beri yavaş yavaş vites yükselttiler ki bu maçta son sürat oynadılar.Capdevilla bile hücumlara katılınca dedim biz bunları yenemeyiz.Kaptan Puyol'un müthiş golü sonrası artık her şey bitmişti ama Kroos o golü atsa İspanya da maçı çeviremezdi.

Hollanda-İspanya maçı çok sıkıcı olabilir ama Hollanda'nın meşhur şanslı golleri devreye girerse ve erken öne geçerse maç keyifli olabilir.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Dünya Kupası Yarı Final // Almanya - İspanya [Maç Öncesi]

Almanya ve İspanya tam anahtar kilit uyumlu rakipler. Panzerler çok sağlam savunma yapıp kazandıkları toplarla, dripling yapabilen adamlarını kullahıp baskın ataklarla gol buluyor; hatta İngiltere ve Arjantin karşısında farka koştu bu taktikle. İspanya ise kontrolü hiçbir zaman elinden bırakmayıp sürekli pas çevirerek rakibe topu pek göstermeyen, fırsatını yakaladığı anda da kale önünde bir anda gol pozisyonuna girip işi bitiren bir takım. Şimdi bu durumda maç boyu topun İspanyollarda olacağını, Almanların da ani top çalmalarla çok tehlikeli ataklar geliştireceğini, genel itibariyle bu şekilde oynanacak bir karşılaşma izleyeceğimizi söyleyebiliriz.

Almanlar İngiltere maçında Glen Johnson'un kanadını, Arjantin maçında da Otamendi'nin kanadını otobana çevirmişlerdi. Ancak İspanya'da Ramos da Capdevilla da buna izin verecek adamlar değiller. Bu yüzden o kadar rahat kanat akını geliştiremeyecekler bu sefer. Ramos'un gaza gelip arkasını çok boş bıraktığı bir anda kazandıkları bir topla gol bulurlarsa da İspanyolların işinin çok zorlaşacağını düşünebiliriz. Del Bosque, Paraguay maçına kadar sağ kanadı sadece Ramos'a emanet ediyordu. Paraguy maçında Iniesta'yı o bölgeye kaydırarak Ramos'un yükünü azaltmayı denedi ve başarılı da oldu. Iniesta tam anlamıyla bir kanat oyuncusu değil; ama zaten takımın kanat bindirmelerine dayalı bir oyun sistemi olmadığı için, yani Iniesta'dan bindirme yapması, adam eksltmesi beklenmediği için bir problem olmuyor. Adamı deli eden pas trafiği biraz daha geniş alana yayılmış oluyor ve rakibin direnci düşüyor, top rakipteyken de sağ kanatta tek adam yerine iki adamla karşılıyorlar. Iniesta'nın oyuna katkısı biraz düşüyor ama rakibin etkili bek ve açıklarına karşın Bosque tekrar bu önlemi alacaktır.

Ortada Puyol ve Pique ikilisi, Alonso ve Busquets'in de yardımlarıyla Klose ve oyun esnasında pozisyona bağlı olarak o bölgeye gelen Podoski-Mesut ikilisinin rahat pozisyona girmesine izin vermeyeceklerdir. Bu üçlüye nazaran Capdevilla'nın savunduğu kanatta oynayacak olan Trachowski(Kroos)'in daha etkili olacağını düşünüyorum.

Orta sahada ise bariz bir İspanya üstünlüğü var. Tek handikap Schweinsteiger - Khedira ikilisinin canlarını dişlerine takarak İspanyol orta sahasının pas trafiğini engellemesi. Ömer Üründül gibi dönüp dönüp aynı şeyi söylemek istemiyorum ama İspanya'yı yenmenin başka yolu yok. İsviçre böyle yenmişti, aynı şekilde oynayan Paraguay da neredeyse turu geçiyordu. Schweinsteiger'in de Khedira'nın da bizim sevdiğimiz amatör ruhlu oyuncular olması bu ihtimali gerçekleştirme şanslarını oldukça arttırıyor, bu da Almanya'nın avantajı tabi. İspanyollar'da da dediğim gibi Iniesta'nın sağ kanada yakın oynaması orta saha güçlerini biraz azaltıyor; ama yine de o bölgede şu anda dünya üzerindeki en iyi milli takım İspanya.

Son olarak Alman kale sahasının önü ile İspanya'nın hücum bölgesini incelersek turnuvadan önce kime sorsak kağıt üzerinde o bölgede İspanyolların daha üstün olduğunu söylerdi. Ancak turnuvada Friedrich - Mertesacker - Neuer üçlüsünün muazzam performansı, Torres'in yokları oynaması bu durumu neredeyse tersine çevirdi. İspanyanın gol yükünü Villa tek başına çekiyor. Ve Villa'nın kanadını Lahm'ın savunması İpanya için büyük şanssızlık, çünkü Lahm'ın kaltesi bir yana açık ara turnuvanın en iyi sağ beki durumunda. Villa'yı Paraguay maçındaki gibi ortaya çekip o kanadı boş bırakmak da Capdevilla'nın savunduğu bölgeyi kamikaze yapmaya itmek olur. Zira karşılarında sadece Capdevilla'yı bulan Lahm - Trachowski(Kroos) ikilisi hücum bakımından en kolay maçlarından birini çıkartırlar. Elbette futbol mekanik bir oyun değil. Villa'yı ortaya yakın oynatınca sol kanat tamamen boş kalmayacaktır, Busquets - Alonso ikilisinden biri o bölgeye kayacaktır ama o zaman da orta saha üstünlüğü kaybolacaktır. Yani iki ucu boklu değnek durumu söz konusu Bosque için. O yüzden riske girmeyip Villa'yı sol çizgiye yakın oynatacak, maç boyunca da bizlere Villa-Lahm mücadelesi izletecektir İspanyol hoca.

Maçın analizini ters köşeye yatıracak tek şey Torres'in bu maçta patlama yapmasıdır. İşte o zaman Almanların işi çok zorlaşır, maç tam anlamıyla karambole gider. Ama turnuva boyunca tutuk oynayan oyuncuların öylesine önemli bir maçta çıkıp takımı ipten alması böyle kısa süreli turnuvalarda pek gördüğümüz bir durum değil. Rooney o patlamayı yapamamıştı, Torres'in de yapacağını düşünmüyorum. İki taraf için de kolay maç olmaz, birbirlerine bariz üstünlük sağlayamazlar. Konsantrasyonunu ve dayanıklılığını kaybetmeyen takım finalde portakalların rakibi olur.

(Ben de 1-2 kelam edeyim bari takımımla ilgili.İlk golü Almanya atarsa Arjantin maçındaki kadar rahat değil ama rahat bir galibiyet alır.İlk golü İspanya atarsa Torres şov yapar.Maçın kilit adamları Almanya adına Schweinsteiger,Lahm ve Mesut.İspanya adına ise Ramos,Torres ve İniesta.

Müller'in olmaması büyük handikap bizim adımıza ama Trachowski hızı ve şutuyla,Kroos da tekniği ve aklıyla kapatmaya çalışacak.Hangisi oynarsa elinden geleni yapacaktır ama biraz daha defans zekası olması nedeniyle Trachowski oynamalı diyorum.Sağ bekte Ramos çıkacağı için Boateng'in dikkatli olması,Podolski'nin ona yardıma gitmesi lazım.Ayrıca Ramos'un boş bıraktığı yerlere Mesut girerek orada tehlikeli olabilir.

Çok güzel maç olacaktır.Bu maçta en çok güvendiğim adam Bastian Schweinsteiger.Orta sahada yapacağı akıllıca işlerle İspanya'nın pas trafiğini engelleyecektir.-İl Capitano)

4 Temmuz 2010 Pazar

İspanya - Paraguay: 1-0 // Tecrübe Galip Geldi

Maç öncesi yazımızda Paraguay'ın kazanmak için İsviçre gibi savunma yapmaktan başka çaresinin olmadığını; ama sürpriz İsviçre mağlubiyeti nedeniyle İspanyolların bu sefer daha temkinli olacağını bu yüzden Paraguay'ın işinin çok zor olduğunu yazmıştık. Dediğimiz gibi Paraguay karşılaşmaya müthiş bir savunma anlayışıyla çıktı. Topun olduğu her yerde baskı kurdular, İspanyolların ilk defa bu kadar pas hatası yaptığını gördüm. Yine de topla oynama oranları %59'a %41'di, en fazla pas hatası yaptıkları maçta bile bu kadar yapabiliyorlar demek ki..

Del Bosque bu sefer Villa'yı sol kanattan biraz daha iç tarafa yerleştirmiş, Iniesta'yı da biraz daha sağ çizgiye kaydırmış olarak sürdü takımı sahaya. Böylece Ramos'un yükünü hafifletmiş, Torres'in yarattığı boşluklardan da Villa'yı daha etkili bölgede topla buluşturmayı düşünmüştü. Ama Paraguay öyle bir pres uyguluyordu ki İspanya takımı öldürücü pas trafiğini bir türlü yapamıyordu. Pique - Puyol ikilisinin olduğu bölgede bile rahat bırakmıyorlardı İspanyolları öyle ki Casillas ilk defa pas trafiğine bu kadar katılmak zorunda kaldı. Ancak bu oynatmama üzerine kurulu sistem savunma anlamında ne kadar işe yarasa da hücum anlamında çok baltaladı Güney Amerika temsilcisini, neredeyse hiç pozisyona giremediler ve ilk yarı pozisyon bakımından oldukça kısır sona erdi.

İkinci yarıda Paraguay bulduğu ilk kornerde Pique'nin Cardozo'yu indirmesiyle penaltı kazanma şansına nail oldu. Eğer golü atsalardı böylesine konsantre savunma anlayışına bir de moral ve kendine güven eklenecekti, İspanya'nın işi iyice zorlaşacaktı. Yarı finale çıkmaları işten bile değildi yani. Ancak sahneye o dakikaya kadar ellerini kullanmaya pek ihtiyaç duymayan Casillas çıktı ve resmen 'kurtardı' Cardozo'nun penaltısını, sektirmedi bile. İşte bu dakikadan sonra afalladı Paraguay takımı ve penaltının hemen ardından gelişen İspanya atağında bu kez gösterilen penaltı noktası karşı kalenin önündeki oldu. Xabi Alonso topu ağlara yolladı ama ceza sahasının ana baba günü olması dolayısıyla hakem atışı tekrar ettirdi ve Alonso bu kez kaçırdı. Kalecinin sektirdiği topun devamında gol olmasın diye can havliyle bir penaltı daha yaptı Villar aslında ama hakem bu sefer düdüğünü korner için çaldı. Carlos Batres, Alonso'nun ilk penaltısındaki gözlemini Cardozo'nun penaltısında da yapsaydı atış sırasında İspanyolların ceza sahasını işgal ettiğini görüp penaltıyı tekrar ettirmesi gerekirdi.

Zaten bu dakikadan sonra Paraguay'ın mental olarak daha geride kaldığını hissettik. Şans meleği Marchena kenarda oyuna girmeye hazırlanırken Inıesta&Pedro ikilisinin Barcelona'dan alışık olduğumuz organizasyonarından birini izledik ve Pedro'nun vuruşunda direkten dönen topu Villa ağlarla buluşturdu, İspanyollar rahat bir nefes aldı. Klasik geyik tabiriyle "Marchena'nın görünmesi bile yetti".
Kalan dakikalarda skoru değiştirmeye Paraguay'ın ne kalitesi ne de mental gücü yetmedi ve İspanyollar yarı finalde Almanya'nın rakibi oldu. Almanların ilk defa ciddi bir rakiple karşılaşacak olmasına ne kadar sevindiysem Larissa Riquelme'nin vediği sözü tutamayacak olmasına o kadar üzüldüm.. Bu arada arkadaş eğer İspanya'yı geçerlerse çıplak koşacağını taahhüt etmişti :)

Almanya - Arjantin : 4-0 // Maradona Hoca Değil!


Çeyrek final maçları sona erdi.Almanya-Arjantin maçı için bol gollü ve keyifli olur demiştim ama Almanya'da 2 adam (Schweinigester-Lahm) o kadar iyi oynadı ki Arjantin gol bile bulamadı.İlk golü erkenden yedikleri an toparlanamayacaklarını tahmin ettim.Golü yedikleri an ve bir süre o kadar aciz kaldılar ki ilk defa geri duruma düşen takımın toparlanamayacağını ve maçı alacağımız söyledim.20.dakikada Klose o golü atsa maç erkenden kopacaktı ama böylesi daha keyifli oldu.İngiltere'den sonra Arjantin'i de 4'ledik.İngiltere çok kötü diyerek bir önceki maçın galibiyetini küçümseyenler şimdi ne diyor,ne diyecek?

Maç öncesi kadroda Samuel ve Veron görmeyince çok mutlu oldum.Zaten boş olan Arjantin savunması daha da kötü hale gelmiş önde tek Mascherano kalmış onun etrafına Di Maria-Maxi ikilisi yerleşmişti ki daha kötü bir seçim oraya Martin Palermo'yu koymaktı ancak.E zaten savunmada Demichelis-Burdisso gibi iki tane süpürücü vardı,kesici olmadan neyi süpüreceklerdi?Tahmin ettiğim gibi Klose ve Müller onlara hayatı zehretti.

Sağbekte Otamendi'nin olması Löw için bulunmaz nimetti ve Löw de oyuncularına orayı işlemeleri gerektiğini söylemiş olmalı ki Podolski,Boateng,Mesut,Bastian ve hatta ara sıra Müller oradan oynadı.Otamendi sarı kart gördü,kırmızı da görebilirdi.Sol bekte Heinze önünde kimse olmayınca git-gel yapmaktan mahvoldu garibim.Zaten ileri çıktığında da karşısında kapı gibi kaptan Lahm vardı,soldan gelen herkese hayatı zindan etti yine Lahm.

Defansta ve kalede Almanya'nın daha avantajlı olduğunu söylemiştim yanıltmadılar.1-0 iken henüz durum Mertesacker,Lahm ve Neuer çok kritik toplar kesti.Mertesacker Tevez'in şutuna kafasını uzattı ve muhtemelen gol olacak pozisyonu kesti.Lahm ordan burdan sekip Higuain'in önüne düşen topa öyle bir müdahale yaptı ki ağzım açık kaldı.Neuer de işini en iyi şekilde yaptı,daha az sektirirse çok daha iyi olacak.Friedrich ve Boateng de işlerini yaptı,zira gol yemeyince kimseye kötü oynadı denmiyor.

Maçın açık ara yıldızı Schweinsteiger'di.Attırdığı 2 gol işin sadece ekstrasıydı,attırmasaydı da şu maçta başka yıldız seçilmezdi.Muhteşem oynadı,hatasız oynadı,kart sınırındaydı kart da görmedi.Messi'ye hayatı zindan etti resmen.Turnuvanın şu ana kadar David Villa ve Sneijder ile birlikte en iyi oyuncusu.Kupayı hangisi alırsa ödülü de o alır diyorum.

Müller attığı golden çok 2.golde Podolski'ye yerdeyken verdiği pasla hayran bıraktı bizi.Muhteşem bir zeka ve yetenek çok arayacaz yarı final maçında.Podolski hala kötü.Attığı gol onu açar dedik o da olmadı.Ama yine de katkı veriyor dün takım savunmasına çok yardımcı oldu,2.goldeki asistini de unutmamak lazım.

Mesut ve Klose.Mesut dün 60 dk. sahada eli belinde dolaştı hatta ben keşke çıksa yerine Marin girse diyordum ki birdenbire patladı Mesut.Klose'ye attığı muhteşem pas son noktadır,bu çocuk olmuştur.Klose de Borges ve Extensor'un sık sık dillendirdiği gibi büyük adamdır.Çok büyük futbolcu,star değildir ama o kadar çalışkan,mütevazı,takım oyuncusu ki Löw formayı veriyor ve korkmuyor verirken.14 gole ulaştı 1 gol atarsa Ronaldo'ya ulaşacak,2 gol atarsa rekoru eline alacak.Efsane Müller'i geçti dün gece sahadaki Thomas Müller'in de katkılarıyla,darısı Ronaldo'ya.

Arjantin ve Maradona evlerine dönerken umuyorum ders alarak dönüyorlardır ve bu altın jenerasyonlar 2014'e şimdiden hazırlanmaya başlarlar.Messi gibi bir adamın Dünya Kupası olmalı.Dün de elinden geleni yaptı ama turnuva boyunca kötü olan Tevez ve Higuain hiçbir şekilde ona yardım etmediler,birazcık Di Maria ile oynadı ki o da yetmedi Almanya'ya.Messi'yi 2-3 kişi ile savunurken Almanya yardımına hiç gelmediler ve emin olun ki Agüero-Milito ikilisiyle oynasaydı Messi daha başarılı olurdu.

Maradona hoca olarak vasat maalesef,gazdan başka işe yaramıyor ve karşısına Löw gibi bir sistem adamı,Almanya gibi iyi bir takım çıkınca bu hale düşüyor.Çok forvet hiçbir zaman çok gol değildi,hiçbir zaman da olmayacak.Bugün kadroda Cambiasso olsa ve sağlam bir 4-2-3-1 sistemi kursa Arjantin şampiyonluk onlar için çok kolay olurdu.İspanya gibi bir sistem takımı bile önce defansı düşünürken Arjantin'in bu kadar açık oynaması ancak deli cesareti olarak açıklanabilir.

Almanya turu geçti ve gümbür gümbür geliyoruz.İspanya'yı yarı finalde bekliyorum,hakemler kurtarmazsa kimse kurtaramaz onları elimizden.Müller'in yokluğu kötü oldu ama Trachowski kapatacaktır yokluğunu enerjisiyle.

P.S : Ahmet Çakarvari başlık attım ki dikkat çeksin :D

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Uruguay - Gana: 1-1 (4-2) // Direkten Dönen Yarı Final

Son zamanların en dramatik çeyrek finaliydi bu maç. Ne 2002'de Senegal'in Türkiye'ye elenmesi, ne de 1990'da Kamerun'un İngiltere'ye kaybetmesi bu kadar dramatik değildi. Turnuvanın süpriz yıldızı Asamoah Gyan kaçırdığı penaltıdan çok maçtan sonraki gözyaşlarıyla hatırlanacaktır benim nezlimde..

Gana müsabakaya oldukça tutuk başladı. Bunda takımın hücum organizasyonlarının beyni Ayew'in olmayışının büyük katkısı var tabi. İlk 20 dakika neredeyse 'yok'ları oynadı Gana. Ama bu süre zarfında maça her zamanki gibi kontrollü başladığı için Uruguay'dan da dişe dokunur bir pozisyon izleyemedik. 30. dakikaya doğru Gana biraz kıpırdanmaya başladı; ancak Uruguay da bu kıpırdanmaya paralel olarak mücadelesini arttırdığı için Gana da pozisyon bulamadı. Takımlar ilk yarının son düdüğünü beklerken Ayew'in yerine ilk 11'e giren Muntari'nin garip golü Afrika aslanlarının soyunma odasına avantajlı gitmesini sağladı..

İkinci yarıya daha kontrollü başlayan taraf haliyle Gana'ydı. Savunmayı aslında iyi yapıyorlardı ama 55. dakikada Forlan'ın frikikten attığı, insanı gereçekten futbolun adaletsizliğini sorgulatan golü geldi: Fuck Jubilani, Fuck Adidas!! FORLAN'IN KRAMPONLARININ DA ADİDAS OLDUĞUNU HATIRLATMAKTA FAYDA GÖRÜYORUM!!!

Evet maç bu skorla bitti, uzatmalarda geçen maçta da 120 dakika oynadığı için Gana'nın oyundan düşeceğine dair saçma bir yorum geldi spikerden. Ya o maçın 6 gün önce oynandığının farkında değil ya da bir futbolcunun fiziksel ve mental olarak eski düzeyine gelmesi için 6 günün yeter de artar bir süre olduğunu bilmiyor. Eğer bilmiyorsan o mikrofonda ne işin var senin ,kaç seneni bu iş için harcamış olursan ol. Nitekim uzatmalarda da fırtına gibi top oynadı Gana ve maçın en acı olayı da 120. dakikada kazanılan penaltıyı doğurdu bu yorulmazlık, bu maçın peşini bırakmama arzusu..

Suarez o noktada tereddüt etmeden, yarı finalde oynamama pahasına doğru olanı yaptı. Zaten bunu yapmasa oynayacak bir yarı final olmayacaktı. Aldığı kırmızı kartla yaşadığı hüzün, her kaçan penaltıyla büyük bir sevince dönüştü dakikalar içinde. Asamoah Gyan'ın penaltısı direkte patlayınca eminim birçok futbolsever koltuklarında çöküp kalmıştır. Bu kadar enfes bir futbolun bir saniyede elenmeyi bekler pozisyona girmesi kimi üzmez ki?.. Gene de penaltı atışlarında ilk penaltının başına yine Gyan'ın gelmesi beni tekrar umutlandırmıştı, ama arkasından gelen arkadaşları temdit penaltısının şokunu Gyan kadar kolay atlatamamışlardı anlaşılan. Ve gerçekten dramatik bir şekilde turnuvaya veda etti Gana, akıllara da Gyan'ın maçtan sonra akıttığı onurlu gözyaşlarını kazıyarak üstelik...

Hollanda - Brezilya: 2-1 // Yılın Bidonu Felipe Melo

İki takımın da ortak özelliği takımlarıyla özdeşleşmiş futbola neredeyse zıt bir kurguyla oynamalarıydı bu turnuvada. Elde bulunan kadro gereği bu yola girmiş ve başarılı da olmuştu iki teknik adam. Kariyerinde bir Avrupa kupası olan Van Marvijk ile nispeten daha tecrübesiz olan Dunga'nın kapışmasından Hollanda'lı hoca galip çıktı, hem de oyuna bariz etki ederek..

İki takımda bu turnuvada bize alıştırdıkları oyun düzenleriyle başladı maça, Hollanda'nın zayıf karnı stoperlerinin aksaklığı yüzünen Brezilya daha etkindi oyunda ve nitekim yıllar sonra da bu maçla hatırlanacak Melo'nun ara pasında stoperlerin bakışları arasında Robinho topu ağlarla buluşturdu.
Bu golden sonra Heitinga biraz leylalaştı sahada; ama Dunga bunu kullanmak yerine daha sağlam durmak istedi ve kontrollü oyuna geçti. Halbuki burada biraz daha hücumu düşünse soyunma odasına daha avantajlı gitmesi içten bile değildi.

İkinci yarıda Dunga yine takımı nispeten daha geride tuttu, Van Marvijk de mecburen takımını biraz daha ileri çıkardı. Hollanda yine her zamanki müthiş savunmasını yapıyor; sağdan soldan Kuyt, Robben ve Sneijder'le bastırıyordu. Brezilya ise bir iki zayıf kontra girişiminden başka bir şey yapmadı, geride bekledi. Burada Kuyt'a ayrı bir parantez açmak lazım. Adam gerçekten terinin son damlasına kadar takımına bir şeyler vermek için uğraşıyor ve bunu öküzlemesine yapmıyor. Çok faydalı ve 'ruh'lu bir oyuncu, ona sahip olan kulübün şimdi bu durumda olması oldukça üzücü..

Hollanda'nın kanat akınları sırasında Sneijder'in etkili orta şut karışımı vuruşunda Julio Cesar ile Melo'nun anlaşmazlığı bir anda beraberliği getirdi portakallara. Ancak Melo'ya yılın bidonu deme sebebim bu değil. Zira bu pozisyonda Cesar'la aralarında ne gibi bir iletişim problemi olduğunu bilemeyiz, sadece Melo'yu suçlamak haksızlık olur.

Bu golden sonra bu sefer afallayan taraf Brezilya oldu ve Van Marvijk ilk yarıda Dunga'nın yaptığının aksine bunu kullanmayı seçti. Belki hala elinde skor avantajı olmadığından bunu yapmıştır; ama işte Dunga'nın alamadığı bu karar Hollanda'yı yarı finale çıkardı. Afallayan Brezilya savunmasının üzerine giden portakallar çok güzel bir korner organizasyonu neticesinde ikinci golü buldular ve rahatladılar.

Bu dakikadan sonra Holanda geri çekilip kontralarla gol aramaya başladı, Brezilya'da çaresiz ve şuursuz saldırmaya başladı. Dunga'dan Nilmar hamlesi geldi ama hiçbir şeyi değiştirmedi bu. Hollanda etkili isimleriyle farkı arttırma şansını birkaç kez yakaladı, yakaladığı pozisyonlar arasında "lan bu da kaçar mı" dedirtecek cinsten olanları bile vardı. Bu da kendisine çok inandığım Dunga'nın bir handikapını gösterdi bize. Takımını skor dezavantajındayken motive edemedi, bir gol bulacaklarına inandıramadı ve bu inançsızlık aynen takıma da yansıdı. Yılın bidonu Melo gereksiz bir şekilde gereksiz bir yerde (taç çizgisinin orda) takımını en ihtiyacı olduğu zamanda 10 kişi bıraktı. Burada Melo'nun bidonluğunun etkisi olduğu kadar, Dunga'nın da takımı inançsız düşürmesinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Ancak inanıyorum ki bu genç teknik adam için iyi bir tecrübe olacaktır, üstüne koyarak ilerleyecek ve dünyanın sayılı teknik adamlarından biri olacaktır. Ben kendisinden çok umutluyum..
Cruyff'un takımından sonra dünya kupalarında Brezilya'yı yenen ikinci jenerasyon oldu bu takım, kendilerini finalde görmek istiyorum..
Aşağıdaki resimde mavili oyuncuların yüz ifadeleri her şeyi özetliyor sanırım..

2 Temmuz 2010 Cuma

Çeyrek Finale Bakış #4 Uruguay-Gana

URUGUAY-GANA

Uruguay-Gana maçı İspanya-Paraguay maçından zevkli geçecektir kanımca.Uruguay'da Suarez'in formu yükselmeseydi maç ortada derdim ama Suarez giderek Forlan'a ayak uydurmaya başladı ve son maçta zirve yaptı bu durum.Attığı 2 gol dışında çok da iyi çalıştı ve defansı yordu.

Gana'nın en büyük handikapını herkes kaleci Kingson olarak görüyordu ama son ABD maçında formda olduğunu gösterdi,yine de hata yapma ihtimali var ve Uruguay kalecisi Muslera ondan çok daha iyi.Son maçta Muslera hatalı gol yedi ve hatalı bir çıkış yaptı ama bu tekrarlayacağı anlamına gelmez.

Savunmalar birbirine yakın ama Lugano faktörü var.Lugano Gyan'ı yakın savunursa Gyan penaltı harici gol atamaz ki Gana'nın 4 golünün 3'ünü Gyan attı.Gana'da Mensah çok iyi savunmacı ama Forlan-Suarez-Cavani gibi 3 etkili silahı durdurmak zor olacak Gana için.Neyse ki ön liberoda Annan çok koşuyor.

Uruguay orta sahada çok etkili olmak zorunda çünkü 5 kişiye karşı 3 kişiyle savaşacaklar,Cavani-Forlan-Suarez çok yardım etmiyor ve Gana 4-5-1 oynuyor.Orta sahada çok bariz bir Gana üstünlüğü var fakat turnuvanın şu ana kadarki en iyi oyuncularından biri olan Ayew'in cezalı olması Gana için büyük handikap.Prince Boateng de sakatlanıp çıkmıştı son maçta ve yerine Appiah girmişti.Boateng de iyileşmediyse işi çok zor Gana'nın.

İlerde tabi ki Uruguay üstünlüğü var,konuşmak bile saçma.Serie A patentli Cavani,La Liga'nın en iyi golcülerinden Forlan ve Eredivise gol kralı Suarez.Ve bunların karşısında Rennes'de oynayan Gyan var.Gyan çok etkili olabiliyor ama şu an karşısında 4 maçta 1 gol yiyen bir takım var ve işi çok çok zor.Arkadan destekleyen Boateng ve Ayew'in oynamama ihtimali Gana'nın maçı golsüz kapatmasına bile yol açabilir.

Maç hakkında görüşüm bellidir.Uruguay favori olarak çıkıyor,zaten grupta da Meksika ve Fransa'nın önünde lider olacaklarını biliyordum.Uruguay çok büyük aksilik olmazsa turu geçer ve uzun süre sonra yeniden adını duyurur Dünya Kupalarında.Artık analizler bitti,maçları beklemeye başladık.

Çeyrek Finale Bakış #3 Almanya-Arjantin


ALMANYA-ARJANTİN

Çeyrek finallerin en güzel maçı olacaktır öncelikle.Bu Dünya Kupası'nda biz olmadığımız için herkes bir takım seçti kendine ve onu destekledi.Almanya benim favorim ama aynı zamanda şampiyon olmasını can-ı gönülden istediğim takım.Sebebi "ben demiştim" demek değil,güzel futbolun,kapanmanın kupa kazanmanın tek çaresi olmadığının anlaşılması.Eğer dillere pelesenk olan "total futbolun" mucidi,hep oynadığı güzel futbolla anılan,Van Bastenlerin Cruyff'ların takımı Hollanda bile önce gol yememeyi düşünüyorsa bu futbol bitmeye doğru hızla yol alıyor demektir!İşte bu yüzden Almanya veya Arjantin şampiyon olmalı.Güzel futbolun devamı için bu 2 takımdan birinin şampiyonluğunu istiyorum.

Bölge bölge karşılaştırarak gitmek istiyorum.Öncelikle kalede tabi ki Almanya önde.Her ne kadar Neuer her an hata yapmaya meyilli de olsa Romero'dan çok daha tecrübeli ve iyi bir kaleci.Kalede daha çok güven veriyor Neuer.

Savunmada da Almanya ağır basıyor.Sağ bekte Gutierrez'den vazgeçip Otamendi'ye dönmesi avantaj Maradona'nın.Ama tabi ki asla bir Lahm olamaz,zaten kaç takımda Lahm ayarında bir bek var ki?Solbekte Boateng hırslı,genç,dinamik ama Burdisso tecrübeli.Burda güçler denk gibi.Stoperde Mertesacker-Friedrich ikilisi Samuel-Demichelis ikilisine ağır basar.Özellikle Demichelis her an hata yapabilme ihtimali olan bir futbolcu.Westermann sakatlandıktan sonra Friedrich'in oynayacak olması bende bir çekince yaratmıştı ama Friedrich Westermann'ı aratmadı çok şükür.

Orta sahada Arjantin'de kim oynayacak,Mascherano-Maxi ikilisini bozup Veron'a dönecek mi Maradona?Bu pek farketmez tecrübe olarak Arjantin her türlü önde ama Bastian-Khedira ikilisi enerjileriyle bu açığı kapatabilir.Daha çok isteyen Almanya olacak ama Mascherano faktörüyle burda Arjantin bir adım önde gibi.

Forvetin arkasında dizilen 3'lüde Arjantin açık ara önde.Messi-Tevez-Di Maria üçlüsü Podolski-Mesut-Müller'e çok ağır basar,bunda en büyük faktör Messi denen uzaylı tabi ki.Evet Ertem Şenerleşip bol bol övmeyeceğim bu postta Messi'yi.Gerçekten bazen ben de "insan değil lan bu!" diyorum ama o da insan.Bunu bize en iyi gösteren de Mourinho.Mourinho takımlarına karşı hiçbir maçta gol atamadı Messi ve az buz değil 8 maç yaptı Mourinho takımlarına karşı.Eğer Löw Messi'ye serbestlik sağlarsa faturası çok ağır olabilir.Khedira veya Bastian'ın gölge gibi peşinde olması gerekiyor maç boyu.Tevez'in tam bu maç öncesi formunu bulması kötü oldu Almanya adına ama zaten Tevez bu önlemler alınmalı.Di Maria beni korkutmuyor,bu turnuvada çok kötü oynuyor.Ama bunun sebebi transferi olabilir,o da sonuçlandığına göre bu maçta patlayabilir.

Mesut ve Müller zaten hemen hemen her maçta üzerine düşeni yapıyor ama bu maç bize Podolski lazım.Sağ bek Otamendi'nin tecrübesizliğinden yararlanması lazım.Her gördüğü yerden vurmaya devam etmemeli.İngiltere maçında yaptığı gibi 4'e 3 giderken 25 metreden sallarsa işimiz zor.Müller'in içeriye kat ederek Demichelis'in üzerine gitmesi gerekiyor zira Demichelis'in bu kadar rahat oynadıkları maçlarda bile hata yaptığını biliyoruz.Mesut zaten işini yapacaktır ama Messi'yle kıyaslanmak üzerinde baskı yaratmaz umarım.

Klose ve Higuain.Higuain daha çok gol attı ama bence Klose daha iyi iş yaptı.Higuain genelde yaptığının aksine burada bedava goller atıyor.Klose'nin 10'da 1'i kadar savaşmıyor.Ama her ikisi de çok gol kaçırdı bu ana kadar ve burdan sonra telafisi yok hatanın.Forvette bir adım önde olan Almanya diyorum.Demichelis-Samuel ikilisini rahatsız edeceğini düşünerek Klose bir adım önde diyorum.Higuain Mertesacker-Friedrich ikilisi arasında kaybolup gidecektir aynen Defoe-Rooney ikilisi gibi.

Sonuç olarak tartıya koyunca denk güçler gibi duruyor.Tabi ki Arjantin kadro olarak daha güçlü ama hocalıkta Löw Maradona'nın bir adım önündedir.Bunlar birbirlerini nötrlüyor.Son derece zevkli bir maç olacak.Bol gol bekliyorum.Her iki takım da açık oynayacak ve benim erken finalim bu.Kim çıkarsa çıksın şampiyon bu eşleşmeden çıksın!

1 Temmuz 2010 Perşembe

Çeyrek Finale Bakış #2 Paraguay - İspanya


Futbolu iyi oynamak iyi futbol oynamak anlamına gelir mi sorusunu sorduruyor bana İspanya! Ben bu takımı izlerken zevk almıyorum arkadaş. Futbol, mükemmel pas yaparak çok iyi oynanıyormuş tamam; ama futbol bu mudur sizce? Biraz mücadele de görmek istiyor insan, bu adamlar mücadele etmedikleri gibi öyle paslaşıyorlar ki rakibin de mücadele şevkini kırıyorlar sanki. Arada David Villa ve Ramos'un driplingleri olmasa yemin ediyorum köpeğin önüne koymam bunların maçını(10 metre topuk pası mı olur, Allah belanızı vermesin be)

İspanya'ya bakıyoruz: Yukarıda da belirttiğimiz gibi mükemmel uyumlu bir orta sahası var. Baskıyı gördüler mi oyun Pique ve Puyol'un bölgesine kayıyor. Bir defans oyuncusuna yakışmayacak(evet o kadar sinirliyim ki bu kelimeyle betimliyorum) derecede teknik olan Pique ve hatırı sayılır tekniğe sahip Puyol da gayet güzel katılabiliyorlar bu pas trafiğine ve oyun açılmış oluyor. Rakibin o noktaya kadar presi yaymaya bir yerden sonra gücü yetmiyor tabi. Buldukları boşluklardan da gerektiğinde Villa'nın veya sağ kanadın tek sahibi görünümündeki Ramos'un driplingleriyle, gerektiğinde de Xavi ve İniesta başta olmak üzere bazen 40 metreyi bulan ara paslarıyla pozisyona girip gol arıyorlar.

Paraguay ise savunma ağırlıklı oynayan bir takım. İspanya'nın turnuvada kaybettiği İsviçre maçına bakarsak, İsviçre de savunma yapmıştı. Buldukları neredeyse ilk pozisyonu da gole çevirerek üstünlük sağladılar ve maç boyunca kapanarak üstünlüklerini kaybetmediler. Hatta pozisyon bile buldular maç çok rahat 2-0 da olabilirdi. Bu açıdan bakınca Paraguay'ı da İsviçre gibi savunma yaptığı için şanslı görebiliriz. Zaten İspanya'ya karşı hücum yapmaya çalıştığın zaman ne hale düştüğün ortada(Misal İstanbul'daki Türkiye maçı) Turnuvada şimdiye kadar İsviçre'den daha iyi performans gösterdikleri açık, bu savunma futboluyla İspanya'yı geçme ihtimalleri yok değil; ama işte o İsviçre mağlubiyeti İspanyollara kesinlikle ders olmuştur. O yüzden bu maça daha temkinli ve konsantre çıkacaklar, havaya girmemiş olarak oynayacaklar. İşte bu da Paraguay'ın turu geçmesini neredeyse imkansız kılıyor. Bana sorarsanız Paraguay, İspanya'dan daha sıkıcı top oynayan bir takım, turu geçmesinler zaten..

30 Haziran 2010 Çarşamba

Çeyrek Finale Bakış #1 Hollanda-Brezilya


Grup maçları ve 2.tur maçları bitti,asıl baba maçlar başlıyor ve artık Dünya Kupası heyecanı iyice sardı hepimizi.Çok uzun zamandır maçlardan önce incelemeler yazmak istiyordum ama o kadar çok maç vardı ki hangi birini yazacağıma karar veremedim.Şimdi çeyrek finaller öncesi eşleşmelere bir göz atmanın tam vakti ki sonradan çıkarsa biz demiştik diyebilelim.Çıkmazsa da Sergen Yalçın misali kıvırırım artık ne yapalım,adam NTVSpor'da kıvırıyor ben şurda iki kıvırmışım çok mu!




HOLLANDA-BREZİLYA

Bir maçta taraflardan biri Brezilya'ysa eğer o maçın favorisi Brezilya'dır.Ne kadar kötü olurlarsa olsunlar,ne kadar eksikleri olursa olsun Brezilya varsa temkinli olmak lazım.Buraya kadar çok rahat geldiler ki kimse aksini beklemiyordu.Fakat bildiğimiz Brezilya yok sahada.Yani kazandıkları maç sonrası gazetelerde atılan "Samba" başlıkları komik geliyor çünkü bu samba değil,o kadar yavan ve sıkıcı ki olsa olsa "pilates" olur.Zor,sıkıntılı,huzursuz ama sonu güzel.

Dunga şova yönelik olmayan kazanmayı hedefleyen bir takım yarattı ve merkezine de Kaka-Robinho ikilisini yerleştirerek sonuca gitmeyi hızlandırmayı düşündü.Bu ikilinin iyi olduklarını söylemek zor,hatta imkansız.Özellikle Kaka sene başından beri çok formsuz ama milli takım o kadar iyi işliyor ki göze batmıyor bu.Fakat Kaka ne kadar formsuz da olsa asistlerde o var çünkü Kaka.Aynı şekilde Fabiano da kötü ama takım bir şekilde kapatıyor bunu,ayrıca Brezilya'nın tek forveti olarak 3 golü olması normal.

Takımın en iyi yanı defansif oyuncuları.Kalecisi,stoperleri ve ön liberoları uyum içinde.Ama en önemli parça oynadıkları mevkinin hem beki hem de açığı olarak görev yapan Bastos ve Maicon.Özellikle Maicon şu ana kadar Brezilya'nın en iyisi.Rakip hücumdayken kalesini savunuyor,takımı atağa çıktığı anda da hücumda yerini ilk o alıyor.Hücumda Cafu'dan,savunmada Carlos'tan iyi ve her ikisinin de üstüne adını yazdıracak böyle devam ederse.Bastos da Macion kadar olmasa da etkili ve işini çok iyi yapıyor.

Hollanda'ya bakarsak total futbolun hücum yönünü bırakıp tamamen defansif yönünü uyguluyorlar.Hücumda da Robben,Sneijder,Van Persie gibi yetenekli ayakları Kuyt gibi,Van Bommel gibi savaşçı isimlerle pozisyon bulmaya çalışıyorlar.Robben ilk 2 maçta hiç oynamadı,3.maçta yarım saatte bir şutu direkten döndü ve dönen top gol oldu.2.tur maçında da çıktı golünü attı ve hücumları yönlendiren isim oldu.Herkesin ortak kanısına ben de katılıyorum,Robben Hollanda'nın nereye kadar gidebileceğini belirleyecek.

Hollanda analizi daha kolay çünkü buraya kadar takım olarak geldiler,şu veya bu daha iyi oynadı,onun sayesinde burdalar diyemeyiz.Sneijder ve defansta Mathijsen bence en büyük katkıyı yapan isimler.Van Bommel de bu sene Bayern'deki iyi formunu buraya taşımış,takımın temel taşlarından biri.Kuyt bildiğimiz gibi ne eksik ne fazla.Sahada her şeyini veriyor,kaçak güreşti diyebileceğim maçı yok zaten bu adamın.Van der Vaart'ın futbolu geriye gidiyor ve Real'den ayrılmadıkça daha da geriye gidecek.

Kenardan gelebilecek Elia gibi bir oyuncuları olması çok önemli bir artı.Takımın çehresini tamamen değiştirebilecek bir oyuncu ve aniden patlıyor.Huntelaar da sonradan girerek takımına katkı sağlayabilir.

Maçın kilit adamları yazının genelinde de belirttiğim gibi Robben ve Maicon.Robben savunması hala kötü olan Bastos'u karşısında tek bulursa mahveder.Oraya yardım şart ve gidecektir de.Aynı şekilde emeklilik yaşı gelmiş olan Van Bronckhorst ile Maicon bire bir bırakılırsa orası da facia olur.Elano,Melo,Baptista sakat,Ramires cezalı.Kısıtlı kadrosundan kimi oraya yerleştirecek Dunga,yoksa sakatlardan birini tam iyileşmeden mi oynatacak bilemiyorum ama Elano ve Melo kritik oyuncular bu sistem için.Hadi Elano'nun yokluğunda Alves orayı kapatır da Melo'nun yeri dolmaz,Ramires de yokken hele.

Benim açımdan tartıda ağır basan taraf Brezilya.Özellikle savunma hattının bu Hollanda'dan gol yemesi zor.Zaten savunmada Lucio ve Maicon,kalede de Cesar Şampiyonlar ligi takımın oyuncuları ve birlikte oynamaya alışkınlar.Juan da Serie A tecrübesiyle işi kotarır.Tek zayıf halka Bastos ve onu da yalnız bırakmazlar.Hollanda da iyi savunma yapıyor ama Brezilya çok daha fazla ve daha kaliteli gol ayaklarına sahip.Brezilya kısır bir maç sonucunda Hollanda'yı geçer ve Uruguay'ın rakibi olur.

*Diğer eşleşmelerle ilgili yazılar da en yakın zamanda gelecek.
*Eşleşmelerin bulunduğu tablo Footballove isimli blogdan alınmıştır.

27 Haziran 2010 Pazar

Il Capitano-4 Horto Magiko-1

Bizim blog için derbiydi bu maç resmen ve ben kazandım,hem de öyle böyle değil 4-1 :) Süleyman'dan sonra Hikmet'in favorisi de bavulları topladı evine dönüyor.Bu eşleşme ile ilgili bir yazı yazacaktım ve kafamda tasarladığım şey şuydu ;

Turnuvanın en iyi oynayan takımı Almanya ve Cezayir'i bile ezemeyen bir İngiltere.Almanya Sırbistan'a yenildi ama izleyen herkes büyük takımın Almanya olduğunu farketti.Ama İngiltere yendiği Slovenya maçında bile bunu bize hissettiremedi.Almanya'dan tek fazlası tecrübe İngiltere'nin.Bu tecrübe mesela kalede başlarına bela olabilir fakat.Zira David James çok tecrübeli ama refleksleri çok yavaşladı ve bu başlarına iş açabilir.Sonuç olarak çok uzatmadan söylemeliyim ki zinde,iyi oynayan gençlerin uyuşuk ama tecrübelilere karşı mücadelesinde Almanya bir adım önde dahi olsa her şey olabilir.Rooney bu maçın x faktörüdür kanımca ya turnuvaya damga vurur ya da reklamdaki adama dönüşmede ilk adımı atar bu maçta.
Maçın başından sonuna kadar korktuğum tek an diyebilirim.Eğer 5 dk içinde 2 gol yeseydik -ki yedik- maçı çeviremeyebilirdi bu genç çocuklar.Zaten bir anlık paniğin sebebi de buydu ama sonra dinamik orta sahamız işleri yoluna koydu yavaştan.Hakemler turnuvaya damga vuruyorlar.Borges de yazmış zaten kazanacaktı Almanya,katılıyorum aynen ama İngilizlerin yerinde olmak da istemezdim.

Maçın yıldızları Müller ve Bastian Schweinsteiger'di.Evet yine Bastian'ı övecem zira karşında Gerard-Lampard-Barry orta sahası varken bu kadar etkin olmak kolay değil,hem de sakat sakat.Tabi ki tüm takım muhteşemdi,en çok aksayanlar Mesut ve Podolskiydi.Kaptan Lahm'ı da saymamız gerekir heralde.

3. ve 4. gollerdeki kontratağa çıkışlar çok iyi ve çok hızlıydı.Özellikle Müller'in hızlı gelişleri çok etkileyiciydi.Tabi ki son golde Mesut'un deparı da çok iyiydi.
Horto Magiko-Il Capitano

Hikmet'le çok komik diyaloglarımız oldu maç içinde hatta bazen aşırıya kaçtık ama çok keyifliydi.Etrafımda çok az Fenerbahçeli var ve çoğunluk Galatasaraylı olduğu için onlar da pasifize olmuş durumda.Bu yüzden ezeli rekabet yaşayamıyordum bu Dünya Kupası iyi geldi şimdiden bir sonraki Almanya-İngiltere maçını iple çekiyorum,tabi ki kazanacağımızı bildiğimden :)


P.S : Resimler Borges blogdan alınmıştır.

26 Haziran 2010 Cumartesi

İlk Çeyrek Finalist : Uruguay

Uruguay'a olan sempatim Lugano'ya rağmen onları desteklememi sağladı.Formaları çok güzel,Cavani gibi güzel bir oyuncuları var,ilerde Forlan-Suarez gibi her takımın isteyeceği ikili var.Güney Kore de kısıtlı kadrosuyla güzel futbol oynamaya çalışan bir takım.Manchester United'lı Park en meşhur oyuncuları,geri kalanlar hep asker.Kalecilerinin kötü olduğunu turnuva başlamadan önce de söylemiştim,hakikaten kötü kaleci.4 maçta 8 gol yediler,hep mi defans kötü?

Suarez 2 gol attı,ilki bedavaydı ama 2.'si muhteşemdi.Rıdvan'ın iç üst diye tabir ettiği yerle vurdu resmen :) Hani kaleci kötü ama bu topu çıkarsa ne işi var Güney Kore'de,Brezilya'da oynar!

Güney Kore 2.yarının başından golü attığı bölüme kadar resmen Uruguay'ı sahasına hapsetti.Bizim hocalardan biri olsa Forlan veya Suarez'den birini çıkarır,orta saha oyuncusu alırdı oyuna.Uruguay'ın hocasını bu konuda takdir ettim zira değişiklik yapsaydı golü yedikten sonra hamlesi kalmayabilirdi.Feyyaz ve spiker resmen Güney Kore'ye gol attırdılar.Her duran topta çok iyiler her an gol gelebilir dediler ve sonunda turnuvanın şimdiye kadarki en iyi kalecisi Muslera çok basit bir hata yaptı ve golü yedirdi.Lugano adamı almışken Muslera'nın çıkmasına hiç gerek yoktu.Güney Kore golü attıktan sonra boş alanları değerlendiremedi,Ji Sung Park'ın güzel oyununa eşlik eden çıksa maçı alabilirlerdi.2 tane iyi pasını yediler resmen.

Suarez'in golünün kendi ayağından çıkışı ve ağlara doğru gidişi.O 3 oyuncu da kaleci ile beraber uçsa bile çıkaramazlardı topu.Öyle güzel vurdu Suarez.İzlemediyseniz mutlaka bulun izleyin.Suarez Afonso Alves sonrası hiç güven vermeyen Hollanda Ligi golcülerinden değil galiba,komple futbolcu olduğunu gösteriyor yavaş yavaş.Büyük takımlara iyiden iyiye göz kırpmaya başladı.

Uruguay çeyrek finaldeki rakibini bekliyor şimdi.ABD-Gana maçından kim çıkarsa çıksın Uruguay yarı finale çıkar ama ABD gelirse daha keyifli maç izleriz.

25 Haziran 2010 Cuma

DK 2010'dan Hatrımda Kalanlar #2
























Dün aynı saatlere denk geldiği için Japonya-Danimarka ve Yeni Zelanda-Paraguay maçlarını izlemedim,Hollanda ve İtalya daha cazip geldi.

*Paraguay'ın maçlarını kaçırmamaya çalışıyordum ama rakibin sürekli kapanan Yeni Zelanda olması ve hem Slovakya hem İtalya'nın maçı kazanmaya mecbur olması diğer maçı daha cazip kıldı.Maçın ilk bölümü klasik İtalya maçı sıkıcılığında geçerken birdenbire De Rossi'den beklenmedik bir hata geldi ve Hamsik'in güzel arapasında Vittek golü attı.Biz maçın gerisinde İtalya bastırır diye beklerken (biz dediğim ben ve Ömer Üründül abimiz) İtalya'nın bastıracak gücü bile kalmamıştı.Ortada giden maçta 2.golü de Hamsik'in pası ve Vittek'in vuruşuyla Slovakya bulunca İtalya'nın aklı başına geldi.Quagliarella canlandırdı takımı az da olsa ve Di Natale ile golü buldu İtalya ama yine basit bir defans hatasıyla golü yeyince son şampiyonun eve dönme vaktinin geldiği anlaşılıyordu.Quagliarella muhteşem bir gol attı giderayak ve ağzımıza bir parmak bal çaldı tüm İtalya adına.Biz Türkler İtalyanları severiz,bize benzerler ne de olsa.Ama dün de yazmıştım bu turnuvada olmayı haketmiyorlar.Paraguay,Slovakya hatta mücadelesiyle Yeni Zelanda onlardan daha çok haketti 2.turu.Fransa,Yunanistan ve İtalya gitti,şimdi sırada İspanya var.İçimden bir his bu gece de onlar gidecek diyor.

*Hollanda-Kamerun maçını ara ara izleyebildim,çok şükür Aşk-ı Memnu'nun son bölümüydü ve onu izlemek zorunda kaldık.Reklamlardan ve daha sonraki geniş özetinden izlediğim kadarıyla Hollanda yine kendisine özgü olarak bilinen Total Futbola dair hiçbir şey izletememiş.Total Futbol oynamak için ellerinde Robben-Elia gibi kanat adamları,Van Persie-Kuyt gibi ileri uç elemanları ve arkada Sneijder-Van der Vaart gibi ofansif orta sahalar var ama ne yazık ki onlar da güzel futbolla başarı gelmediğini farkettiler.Her turnuvada gönüllerin şampiyonu olmaktan sıkılmış olacaklar ki önce arkayı sağlam tutup,sonra gol atmayı düşünüyorlar.Hollanda'nın ilk golünde organizasyon,2.golünde ise Robben vardı.Son zamanlarda ondan sıkça gördüğümüz plaselerden birini yolladı kaleye.Direkten dönse de Huntelaar sayesinde hakettiği golü buldu Hollanda.Arjantin'den sonra 9 puan yapan 2.takım oldu Hollanda hem de Hollanda'nın grubu Maradona'nın grubuna kıyasla çok daha zordu.Slovakya-Hollanda eşleşmesinden her sonuç çıkabilir,ilk golü atan takım turu geçer.

*Japonya-Danimarka maçı gerçekten özetleri izleyen herkese "keşke izleseydim." dedirtmiştir fakat dün eminim birçok futbolsever annesi,karısı,sevgilisi,ablası vs. yüzünden maç falan izleyememiş,Aşk-ı Memnu'ya mahkum olmuştur.O değil de Bihter nasıl öldü öyle ya,Behlül de yine kaçtı falan.Evet benim de hepimizin olduğu gibi bir yanım merakla bekliyordu ne olacağını zaten öyle çok da zorunluluktan izlemedim,sevdim aslında biraz da keşke bitmeseydi dizi :)

Neyse fazla saçmalamadan maça dönelim.Maç öncesi ağır favorim Danimarka'ydı hatta arkadaşlara evi satın Danimarka'ya oynayın diyordum neyse ki hiçbirinin evi yok,zaten olsa da ben dedim diye satmazlardı.İddaa da benim gibi düşünüyordu ki 1.90 vermişti Danimarka'ya.Honda'nın biraz kaleci hatası olsa da güzel frikik golünü gördük önce vay be herif ne takmış frikikten falan derken Endo'dan daha güzeli geldi ki bunda kaleci de bir şey yapamazdı.Ayrıca jabulani hakkında istediğimiz vuruşu yapamıyoruz diyen oyuncular vardı ki şu goller sonrası utanmışlardır,ne goller attı adamlar.Danimarka yalandan baskı yaparken gereksiz bir penaltı yaptı Japonlar ki yapan arkadaşı zor tutmuşlar harakiri yapacam diye tutturmuş.Agger dururken Tomasson'a sen at dediler,herhalde yaşa hürmeten.Kaçırdı,dönen topu gol yaptı ama kaleci çıldırdı orda aha dedim bunu tutamazlar bu harakiriyi kesin yapar.

Honda çıktı tekrar sahneye,50 cm içinde 3 klas hareket yaptı ve Ogazaki'ye boş kaleye golü attırdı.Geçen sene Galatasaray ile adı anılınca "biz bu Japonların en iyisi Inamoto'yu aldık o bile işe yaramadı,bu Honda'ya 10 milyon euro verip kazıklanmaya gerek yok." demiştim ama dün bir kez daha utandım kendimden.Helal olsun Honda.Umarım sen de Nakata gibi büyük takımlarda oynar,Japonların da futboldan anladığını gösterirsin,zira bana gösterdin pek hoşuma gitmedi ama olsun!

Son olarak dikkatimi çeken şey bu çekik gözlü arkadaşlar eskiden beri frikik atar mıydı yoksa oyuncuları özel olarak çalışıyor mu son zamanlarda bilemedim ama Güney Koreli Chu-Yong Park da Nijerya'ya atmıştı son maçta hatırlarsanız.Biz güzel golleri Messi'den,Villa'dan,Kaka'dan,Sneijder'den beklerken çekik gözlüler atıyor,ismi yeni duyulan topçular atıyor mutlu oluyoruz,sevindirik oluyoruz.

24 Haziran 2010 Perşembe

Tekmeye Kafa

Wayne Bridge olayıyla çoğunluğun nefretini kazanan John Terry dünkü maçta tam olarak tekmeye kafa deyimini yerine getirdi.Zlatko Dedic'in şutuna hiç düşünmeden vücudunu siper etti ve şahsen benim tüm nefretim sempatiye dönüştü bir anda.

Bunu yapacak çok oyuncu var mıdır bilmiyorum ama ben bu adamlardan birini Galatasaray formasıyla uzun yıllar izledim ; Bülent Korkmaz...

DK 2010'dan Hatrımda Kalanlar

Dünya Kupasında her maçı yazmak isterdim ama tabi ki beceremedim.Çok ilgimi çeken maçları özel olarak yazacam yazamadıklarımı da artık hatrımda kalanlar serisinde yazacam.

*İngiltere Slovenya'yı zorla yenerek 2.tura çıktı ama ABD'nin 90+2'deki golüyle grubu 2. bitirdi.Almanya'yla eşleşti ki bu hiç kimsenin beklemediği bir şeydi.

*Herkesin 0 çekeceğini düşündüğü Cezayir muhteşem işler başardı.Slovenya'ya şanssız bir golle yenildiler,İngiltere'den puan almayı başardılar.Hem de gol kaçırarak,öyle katı savunma yaparak değil.

*ABD gerçekten biraz bizim 2008 Avrupa Şampiyonasındaki halimize benziyor.Hiç pes etmiyorlar.Önce İngiltere'den puan aldılar geriye düştükleri maçta.Slovenya'yla oynadıkları maçta 2-0 geride kapattılar devreyi,Donovan önderliğinde beraberliği kurtardılar ki bir golleri de hakem tarafından iptal edildi ki tertemiz goldü.Dün de artık elendiler dediğimiz anda Cezayir'in golü kaçırdığı pozisyonun dönüşünde attılar golü ki Donovan'ın oraya nasıl geldiğini ben göremedim.

*ABD ne kadar ilerler bilemem ama Donovan bir halk kahramanı olma yolunda ilerliyor.2 maçtır takımını ipten alıyor ve Gana karşısında bir şansları olacaksa Donovan'a çok ihtiyaçları var.

*İngiltere çok ruhsuz oynuyor ama yine de büyük takım ve tecrübeli.Almanya karşısında şanslar eşit diyebiliriz.Ama Slovenya'yı yenerken bile hep bir tedirginlik,bir kaybedecez korkusu vardı.

*Fransa elendi ve diğer bir berbat futbol oynayan takım İtalya elense keşke.İtalya gerçekten çok kötü oynuyor ve Yeni Zelanda'yı yenemiyorsa elensin.Paraguay ve Yeni Zelanda 2.tura çıksın,futbol kazansın :)

*Slovakya'da Stoch bugün ilk 11'de,haydi Fenerliler ekran başına.Ama Gattuso da ilk defa 11'de çıkıyor,karşı karşıya gelirlerse Stoch gelmeden sakatlanır benden söylemesi :)

*Bu akşam Japonya-Danimarka maçı çok keyifli olacak,kaçırmayın bence.Diğer 3 maçtan hiçbir beklentim yok,keyifli olursa benim için sürpriz olur.

Özil ve Boateng Kardeşler

Benim ve Hikmet'in favorileri 2.turda eşleşti ve birisi erkenden gidecek.Bizim blog için erken final bu maç.Gerçekten çok erken karşılaştılar,ben çeyrek finalde bekliyordum İngiltere'yi ama ite kaka 2. oldukları için erkenden karşılaştık.Turnuvanın başından beri diyorum Almanya şu ana kadar en iyi oyunu oynuyor.Gana'ya karşı biraz arkada boşluk verdik ama pozisyonlarımız eşit yine de.Mesut ilk yarıda yakaladığı pozisyonu gole çevirse maç orda biterdi,gol geciktikçe direnci arttı Gana'nın.Ama yine de Avusturalya'dan da Sırbistan'dan da daha çok haketmişlerdi 2.turu,Gana Afrika'dan 2.tura yükselen tek takım oldu ve şu an tüm kıtanın desteklediği takım olarak ABD'yi elemeleri bekleniyor.

Löw sonunda solbekte Badstuber yerine Boateng'i kullandı ve Podolski'yi yalnız bırakmamış oldu.Podolski acilen bir gol atmalı,kafası hala Sırbistan maçında ama İngiltere maçında ona çok ihtiyacı var bu takımın.Daha sonra Almanya-İngiltere eşleşmesiyle ilgili bir yazı yazacam.Takımın en iyisi yine Bastian Schweinsteiger'di.Avusturalya maçında Mesut ve Bastian,diğer maçlarda ise açık ara Bastian sahanın en iyisiydi.Sakatlığı varmış ve pazar günü oynamama ihtimali varmış Bastian'ın,umuyorum bir an önce iyileşir çünkü bu takım ilerleyecekse Bastiansız bu çok zor.

Mesut muhteşem bir gol attı ama oyunda çok gözükmedi.Yine de dünyanın gözü üzerinde ve değeri gittikçe artıyor.Werder Bremen onu elinde tutamaz artık.Bir Türk olarak Mesut'la gurur duyuyorum umarım daha da iyi yerlerde görürüz onu.Niye bizi seçmedi diye hayıflanmak boşa artık,bizi seçen Nuri,Yıldıray gibi oyuncuların halini görüyoruz maalesef.


Dün Dünya Kupası tarihinde bir ilke şahit olduk.İlk defa iki öz kardeş ayrı takımlarda karşı karşıya geldi.Portsmouth'lu Prince Boateng Gana milli takımıyla,Hamburg'tan M.City'ye transfer olan Jerome Boateng ise Alman milli takımıyla sahadaydı ve kazanan büyük kardeş Jerome oldu.Prince Boateng'e Almanya'yı destekleyen biri olarak kızgınım,tam olarak şu anda yani İngiltere'yle oynayacağımız maç öncesi Ballack'a ihtiyacımız var ve kendisi Ballack'ı sakatlayan adam.İstemeyerek olsa bir şey demem ama bilerek sakatladığını düşünüyorum.

Gana'da Ayew'i ilk maçtan beri çok beğeniyorum.Çok genç bir kadrosu var Gana'nın ve kalecileri hariç her mevkide çok kaliteli oyuncuları var.Öyle ki Sulley Muntari gibi Inter'de oynayan bir oyuncu yedek kalıyor.Hepsi iyi oyuncular ama Ayew'e dikkat diyorum ben,çok iyi yerlerde görebiliriz ilerde.

Promosyon!




Fotolar Çin'de dünya kupasının daha fazla izlenmesi için yapılan 'promosyon' çekimlerinden!

20 Haziran 2010 Pazar

Renkli Renkli


































Paraguay-2 Slovakya-0


Paraguay muhteşem hücum hattının hakkını veremiyor ama Slovakya o kadar kötü savunma yapıyor ki bir şekilde gol atmayı başardılar.İlk gol çıkarken kaptırılan bir toptan geldi ama çok güzeldi.Lucas Barrios Bundesliga'da gösterdiği bitiriciliği burda gösteremedi henüz ama golde yaptığı asist çok güzeldi.Vera da ayağının dışıyla çok güzel vurdu,kalecinin yapabileceği bir şey yoktu.Maç zaten o dakikada bitti ki Slovakya zaten kazanmaya çıkmamış gibiydi.

Fenerbahçe'nin yeni transferi Stoch ve Beşiktaşlı Holosko yine yoktu sahada ama Ankaragücü'nün golcüsü Vittek yine sahadaydı ama bu sefer Slovakya hiç atak geliştiremediği için bir şey yapamadı.Slovakya için Dünya Kupası zaten Yeni Zelanda'yı yenemeyince bitmişti kanımca,şimdi tam olarak her şeyin bittiğini gördüler.Stoperde oynayan Salata isimli oyuncu bizim aramızda bayağı geyik yapmamıza sebep oldu,eminim izleyen Türklerin çoğu çok eğlenmiştir.Fenerli bir arkadaşımın söylediği çok hoşumuza gitti ;

"Bu Stoch işe yaramaz abi,Salata bile oynuyor bu adam yedek."

Paraguay muhteşem bir hücum hattına sahip.Dortmund'lu Barrios ve Valdes,Manchester City'li Roque Santa Cruz ve geleceğin yıldızlarından olması beklenen Oscar Cardozo.Çoğu takımda 2 tane bile bulunmayan iyi forvet sayısı burda 4 tane ama birbirleriyle uyumları zayıf.3 gol attı takım şu ana kadar daha forvetlerin golü yok.Son maç Yeni Zelanda'ya karşı.Hoca bir fantezi yapsın 4 forveti birden sahaya göndersin :)

Slovakya'da özellikle Hamsik'i izliyorum,2 maçtır hiçbir şey vermiyor takıma.Takımın hem yıldızı,hem kaptanı olarak takımını sürüklemesi gerekirken kendisi de kayboluyor saha içinde.Oyunu açmak için hiçbir şey yapmadı ve eminim City'nin hocası Mancini başta olmak üzere onu transfer etmek isteyen herkes biraz düşünür bu transferi yapmadan önce.

Related Posts with Thumbnails