Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2011 Pazartesi

Henri Bienvenu-Joseph Yobo


Fenerbahçe şike sorunlarından kafasını biraz kaldırmaya başladı gibi. Ortada görünen tek yönetici Ali Koç ve Fenerbahçe sorunlarını hallediyor gibi görünüyor. Ali Koç'u ağladığı için eleştirsek de dirayeti ve metaneti için de kutlamak boynumuzun borcudur. Küçülme olayını açıklamasalar da sürekli küçülmeye gidiyorlar. Lugano ve Santos'tan sonra galiba Niang da satıldı. Neden oyuncu satıyorlar, neden maaş düşürmeye çalışmıyorlar bilemiyorum ama yabancı transferi de yaptıklarına göre düşmeyecekler.

Lugano, Santos ve Niang satıldı ama yerlerine Ziegler, Yobo ve Bienvenu alındı. Şimdi bire bir karşılaştırırsak Ziegler dışında direk gelen gidenin yerini doldurur demek zor ama doldurma ihtimali var. Lugano bambaşka bir oyuncuydu. Türkiye Ligi onun gibisini görmemişti. Belki bir nebze Zago ona benziyor olabilir ama skor açısından Lugano yine önde. Yobo yerini doldurur mu? Dolduramaz ama sırıtmaz. Ayrıca takımı daha çok sahipleniyor Lugano'dan. Bunu galiba Aykut Kocaman da söylemişti geçen sene. Yobo iyidir ve yanında seri, güçlü bir Serdar Kesimal varken sırıtmaz da. Yobo'yu çok tanıtmaya gerek yok zaten gelip Fenerbahçe'ye şampiyonluk getiren adamlardan birisi.

Ziegler zaten söylemiştik, Andre Santos kadar iyi değil ama görev adamı. Sol tarafta işini layıkıyla yapar, Caner'e forma göstermez. Sampdoria küme düşmeseydi Juventus bu kadar kolay alamazdı onu ve eğer Juventus sonradan sol beke 2 takviye yapmasaydı Fenerbahçe de Juve'den alamazdı. Çok değerli bir oyuncudur ve bizim lige fazladır.


Henri Bienvenu'ya gelince. Benden çok daha fazla tanıyanlar var, okursunuz zaten yazılarını ama ben de az maçını izlemedim. Çok kuvvetlidir ama Niang kadar dengeli değildir. Guiza kadar olmasa da çok gol kaçırır. Bire birde adam geçecek kadar tekniği yoktur ama hızıyla baş döndürebilir. Geçen sene ön elemede Fenerbahçe'ye attığı golü izlerseniz hızını farkedersiniz ama eksik noktasını da görebilirsiniz. Karar vermekte geç kalıyor. Mental açıdan Niang'la kıyaslanamaz. Ligimizde iş yapabilir. Youla falan diyenler olacaktır ki saçmalık derim. Niang'tan kötüdür ama Youla'yla falan kıyaslanacak kadar değil.

Yaşı da genç henüz 23 yaşında. Biz böyle transferler görmeye alışık değiliz o yüzden kutluyorum Fenerbahçe yönetimini. Bu transferi attan inip eşeğe binmek olarak görenler de olacaktır ama kanmayın lütfen. Sabır gösterelim ki daha çok böyle transferler görelim.

Son olarak transferin bitmesine bir gün kala Galatasaray'ın şu an Podolski olmazsa Ajax'tan El Hamdoui'yi getirmesini isterim. Fatih Terim'den böyle bir vizyon beklemek hayalcilik biliyorum, yüzüme vurmayın.

23 Ağustos 2011 Salı

Galatasaray'ın Transfer Değerlendirmesi!


Geçen yıl tel tel dökülen ve tarihinin en kötü sezonunu yaşayan Galatasaray'da ilk önce yönetim değişikliğine gidilmiş; tarihin en kötü başkanı Adnan Polat'tan kurtulunmuş, yerine Ünal Aysal'ın başkanlığında ve Ali Dürüst, Adnan Öztürk ve Abdulrahim Albayrak gibi çok güçlü isimlerin bulunduğu bir yönetim seçilmiştir.

Öncelikle bu yönetim teknik direktör işinde maceraya kaçmadan, takımı tanıyan, iyi bir Galatasaray'lı olan, Galatasaray'ın içinden olan Fatih Terim'i getirerek ilk doğru hareketini yapmıştır. Fatih Hoca da yardımcılıklarına Ümit Davala, Hasan Şaş ve Tafferel'i seçerek hem takıma abilik edecek hem de sürekli bahsedilen 2000 ruhunu takıma kazandıracak adamları toplayarak doğru iş yapmıştır. Aslına bakarsanız Fatih Hoca Galatasaray için son şans değil ama Galatasaray Fatih Hoca için son şanstır. Çünkü milli takımların ardından kendini tekrar ispatlamak isteyecektir. Buda başarıya aç olduğunu gösterir.

Fatih Hoca ile Galatasaray yönetimi arasındaki transfer uyumuda gözle görülmeyecek gibi değil. Şu ana kadar Fatih Hoca'nın istediği isimler bir kaç istisna haricinde alındı. Şimdi gelin o transferleri yorumlayalım:

Selçuk İnan: Geçen sene Trabzonspor'un başarısında %100 katkısı olan isimdir. Ben ilk başta Selçuk'un Galatasaray'a gelişine ihtimal bile vermiyordum; sonuçta Fenerbahce'in de onu istemesi ve Galatasaray'ın avrupa kupalarında olmaması beni bu fikre itmişti ama Selçuk'un içinde gerçek bir Aslan yatıyormuş meğer. Galatasaray'ın geçen yıl kazmayla dolu olan orta saha bölgesine ilaç gibi geldi, hazırlık maçlarındaki performansıylada bunu gösterdi. Hoşgeldin yerli Xavi :)

Johan Elmander: Baros'la çok uyumlu değiller, ikisi birlikte oynamaz ama Elmander, Baros'un iyi bir alternatifi olabilir. Çok hırslı ancak Liverpool maçındaki golü dışındaki herhangi bir hareketini hatırlamıyorum. Adapte süreceni çabucak atlatıp formunu yakalaması lazım yoksa bu gidişle ilk 11 şansı bayağı zor.

Ceyhun Gülselam: Orta sahada Mustafa Sarp veya Ayhan gibi isimlerin yerine onun alternatif olması gerçekten sevindirici.Orta saha yerine stoperde de oynuyabiliyor.Bu onun çok yönlü olduğunu gösterir. Zaten şampiyonluğa giden yolda yerlilerin kalitesi önemlidir her zaman Ceyhun da Trabzondaki formuyla iyi bir alternatif olduğunu gösteriyor.

Tomas Ujfalusi: Gerçek bir savaşçı, sert ve agresif. Sağ bek ve stoper mevkiilerinde rahatça oynayabiliyor. Hazırlık döneminde sürekli sağda oynadı gayet de başarılıydı. Geçen sene Messi'ye yaptığı sert hareket yüzünden ona bir antipati besliyordum; ancak eğri oturup doğru konuşmak lazım şuana kadar takımın en iyisi gibi gözüküyor. Yaşı daha genç olsa daha iyi olabilirdi, gerçi yaşı genç olsa Türkiye'de oynamazdı o ayrı.Takıma abilik yapması da ayrı bir artısı, kaptanlıkta bile düşünülüyor olması bunu açıkça gösteriyor.

Felipe Melo: Orta Saha'nın başka bir ilacı, şampiyonluk biraz da çirkeflikten geçiyorsa Melo bunu iyi yapıyor. Selçuk İnan ile iyi bir ikili olacaklarına eminim ve Galatasaray'ın kangren olmuş orta sahasını en yakın zamanda toparlıcaktır. 1+1 kiralık sözleşmesi var 2 sene sonra da bonservis fiyatı düşer ve satın alınabilir. İnşallah Elano'ya benzemez.

Fernando Muslera: Dünyanın en iyi 7.kalecisi olarak gösteriliyor. Gelmesine en çok sevinenlerdenim. Galatasaray'ın kalesi Mondragon'dan sonra bir türlü rayına oturmadı. Şampiyonluğa giden yolda kaleci faktörü gerçekten önemli bunun örneğini Volkan Demirel'de görebiliriz. Fenerbahçe'ye geçen yıl bir sürü maç kazandırmıştı. Muslera da bu sene bize bir sürü maç kazandırır umarım. Gerçi kaleci ne kadar iyi olursa olsun önündeki stoperler kötüyse kaderine mahkum olmak zorundadır. Bu sene Servet ve Gökhan iyi olur umarım ve Muslera'yı zor durumda bırakmazlar.

Emmanuel Eboue: Arsenal'deki lakabı joker. Gerçekten tam bir joker, Arsenal'de sadece 2 bölgede oynamamış. Galatasaray'a ilaç gibi gelecektir; çünkü böyle oyuncular her zaman takım için mücadele eder. Daha takımla herhangi bir maçını izlemedik ama kendisine son derece güveniyorum inşallah yanıltmaz bizi.

Engin Baytar: Çok yetenekli olmasına rağmen disiplinsiz ve çirkef olması takım içi huzuru bozabilir. Gerçi Fatih Hoca onu adam etmesini iyi bilir(!) Ama Arda'nın yerini kesinlikle dolduramaz ancak iyi bir alternatif olabilir.

Giden isimlerden bir tek Arda Turan'ı yorumlayacağım: Kendisi gerçekten Türkiye'de çok yıpratıldı; ancak Galatasaray sevgisi herşeyin başında gelmeliydi. Bir sene daha en azından Fatih Hoca için kalması lazımdı. Bununla ilgili en doğru sözü yine Metin Oktay söylemiştir: "Galatasaray'dan gitmek isteyen gönderilir, hep öyle olmuştur. Gitmek istemeyen de gitmemiştir."

Yolun açık olsun Arda, sürekli bahsettiğin Emre Abi'ni(!) örnek almazsın umarım.

@UĞUR

21 Ağustos 2011 Pazar

Gel Be Lucas!


Baştan söyleyeyim bu bir transfer yazısı değil. Duyumcu falan da değilim, Twitter'da falan okuduğum kadar biliyorum bu transferle ilgili gelişmeleri.

Lucas Podolski ile ilgileniyormuş Galatasaray. Açık söylemek gerekirse benim için şu kirli, iğrenç ortamda daha sevindirici bir haber olamazdı. Podolski Nuri'yle kavga etmişti zamanında diyenler, dinine falan takanlar olacaktır asla aldırmayın derim ben. Etmişse etmiş Nuri babamın oğlu mu lan! Nuri bile mevzuyu bizler kadar uzatmadı, maç sonu tokalaştı. Çok konuşanlara İsmail Abi'nin "vir vir vir" lafını hatırlatıyorum sadece.

Lucas Podolski garip bir adam. Milli formayla ligde attığından daha fazla gol atmıştı geçen seneye kadar. Milli takıma gidince apayrı bir futbol oynuyor ki bunda etrafındakilerin ve hocaların payı var sanırım. Kötü giden bir B.Münih macerasından sonra taraftarı olduğu ve Podolski olduğu Köln takımına geri döndü. Kaptandı ama bu sene yeni hoca sezona ondan kaptanlığı alarak başladı ve bu da moralini bozdu Podolski'nin. Sonuçta Köln takımına iki gömlek büyük bir adam bu ve kaptanlığı alınınca karizması epey çizildi.

Kendi takımında uç forvet olarak oynuyor ama milli takımda Löw onu 4-3-3 sisteminde sol açık olarak oynatıyor ve verim alıyor. Savunmacı yönü arkasındaki beki de rahatlatıyor. Şutlarını anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Çok sağlam şut atar ama çok şut atmayı sever ve karavana olacaktır illa ki. Fatih Hoca'ya görev düşüyor burada, Löw ona topu paylaşmayı öğreterek başarılı olmasını sağladı. Podolski tek başına maç alamaz ama sağlam işleyen dişlilerin arasında işini oldukça iyi yapar.

Ben bir Alman hayranı olarak en son Effenberg'in Galatasaray'a transferi söz konusu iken bu kadar heyecanlanmıştım. Alman yaparsa doğru yapar abi derim hep, Hitler'i saymıyorum onun sütü bozuktu. Podolski gelirse çok iş yapar bence. Sol açık düşünülüyor ama ihtiyaç halinde uçta da oynar rahatlıkla, hatta forvet arkası da oynayabilir. Şu kadroda şu kadar askerin arasında Podolski gibi bir general olmalı, Drogba kadar olmasa da takıma liderlik yapabilir.

Sonuç olarak gelir mi gelmez mi bilmem ama Podolski adının geçmesi bile iyidir, heyecan yaratır. Gelirse vay haline sağ beklerin!

Not : Ben yazımda vay haline sağ beklerin dedikten sonra Gökhan Gönül'ün Vatan Gazetesi'ne verdiği röportajı gördüm. Görülecek hesabı varmış Podolski ile. Gel de göster hesabı Lucas...

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Son Çıkan Kapıyı Kapatsın!




Selçuk'un Trabzonspor'dan ayrılacağı anlaşıldığında açıkçası hiç umudum yoktu. Avrupa kupasında yokuz, berbat bir takımımız var, belirsizlikler almış başını gitmiş. Neden bize gelsin ki diyordum. Hem maddi olarak hem de olanaklar açısından Fenerbahçe daha iyi bir seçenek gibi gözüküyordu ki bize imza attığını öğrendik. Biz ne kadar sevindiysek diğer takım taraftarları da o kadar üzülmüştür eminim. Trabzonsporlular sitem ettiler ki haklılar sonuna kadar ama yönetim zaafiyetinin de farkına varsınlar. Selçuk bu takımın en önemli taşı ve sözleşmesinin uzatılması son seneye bırakılmamalıydı. Aynı şekilde iyi bir yedek olan Ceyhun'un da.

Ceyhun Gülselam çok iyi bir 11 oyuncusu değil ama çok iyi bir rotasyon adamı. Hem stoperi hem ön liberoyu yedekleyebilmesi çok önemli. Bu kayıp da kötü oldu Trabzonspor için. Selçuk kadar olmasa da üzmüştür taraftarı.

Egemen de Trabzonspor'dan kaçanlardan biri. Daha sezon bitmeden Beşiktaş'la anlaştığı ortaya çıkmıştı. Çok da fazla olmayan bir paraya ŞL'de oynama ihtimali olan bir takımı bırakması Trabzonspor'un basiretsizliğini gösterir. Egemen de Beşiktaş'ta 11 oynama ihtimali olan bir adam, sonuçta yabancı kontenjanını hep ön taraf için kullanıyor Beşiktaş.

Cale'yi neden bıraktılar nasıl bıraktılar bilmem de geçen sene 3 milyon euro veriyordu bir Alman takımı. Keşke para ederken satsalardı. Yönetim beceriksizliği bir kez daha gösterdi kendini.

Umut Bulut hayallerinin peşinden gitti. Sürekli baskı altında olduğu Trabzon şehrinden kurtulması gerekiyordu. Hem başarılı oldu hem de para kazandırarak gitti. Trabzonspor taraftarı olsam minnetle anarım Umut'u.

Son kaçan da Engin Baytar. Disiplinsiz, sorunlu ama çok yetenekli. Şenol Güneş çok uğraştı adam etmek için ama Engin olmadı, olamadı. Bir ara milli takıma kadar yükselmişti, umut vericiydi ama yine bozdu kendini ve düşüşe geçti. Şimdi o Engin Galatasaray'da. Fatih Terim adam edecem diyor. Sözleşmesi de aynı Kazım'ınki gibi ağır maddelerle dolu ve çok cüzi bir para alacak Engin. Zaten 1,1 milyon euro gibi yerli için düşük sayılacak bir maliyeti var. Sonuçta bu kadar yetenekli bir adam sorunlu olmasa bu paraya almak imkansız olurdu.

Trabzonspor taraftarları ne düşünüyor bilmiyorum ama her başarılı sezonun ardından Trabzonspor yaprak dökümü yaşıyor. Bir önceki başarılı dönemlerinde de Gökdeniz, Fatih, Szymkowiak gibi kemik oyuncularını kaybetmişlerdi. Trabzonspor taraftarı bu adamların kaçmasını yargılamak yerine, nedenlerini bulmaya çalışmalı. Trabzon'un şehir olarak sıkıcı olması mı? Taraftarın baskısı mı? Para mı? Neden kaçıyor bu adamlar?

Nedenini bulurken şunu da unutmasınlar kimse Trabzonspor'dan büyük değildir, kimsenin gidişi onları yıkmamalı. Atletico Madrid taraftarı da bu sene yaşanan yaprak dökümünde kendileri kadar tepki verdi ama son sözleri farklıydı,Aceto yazmıştı ;

Son çıkan kapıyı kapatsın!

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Demirel Mourinho! (Büyüksün Baba)


Jose Mourinho: "Neymar Santos'un, Agüero ise Atletico'nun oyuncusu. Binaenaleyh Adebayor Manchester City'nin oyuncusu ancak bize daha yakın, çünkü 6 ayını burada geçirdi."

Aguero'nun Real Madrid tercihinin çok doğru olmayacağını düşünüyorum. Zira ezeli rakibine transfer olan futbolcuların (İtalyan takımları hariç) pek başarılı olamadığını, başarılı olsa bile taraftarın sahiplenmediğini görüyoruz. Bunu aksini gösteren benim bildiğim Figo'dan başkası yok, sizin var mı?

Neymar ise Avrupa'da oynayabilecek bir oyuncu değil kanımca. Robinho'nun yeteneksizi olarak hafızalarda kalır. İyisi mi kal Brezilya'nda, 25'inde de alkol fuhuş derken bırakırsın zaten futbolu, tipsiz..

31 Mayıs 2011 Salı

?????

Cem Sultan, Kayserispor'la 5 yıllık sözleşme imzalamış. Türkiye'nin en genç profesyonel sözleşme imzalayan futbolcusu(15 yaşında) 5 sene sonra kendisini başka bir takıma 5 sene bağlayacak sözleşmeye imza attı. Servet olayının etkisi var mıdır, bu kadar büyük bir sorun mudur; yoksa abarttığımız kadar büyük potansiyel değil miydi Cem Sultan?
Fatih Terim'in olduğu bir ortamda aklıma ikiş seçenek geliyor. Ya büyüttüğümüz kadar bir halt değil bu adam, kendini bozdu gitgide ki Fatih hoca kendisinden vazgeçti. Ya da Elmander transferi ve sürekli konuşulan bir santrafor daha gelecek haberleri karşısında oynamak istediği bir klübe imza attı.
Türkiye'deki tartışmasız en iyi üç hocadan biri olan Şota'nın takımına transfer olmak kendi adına çok akıllı bir hamle olmuş; ancak hissettiğim tek şey var şu anda, Kayseri'de başarılı olmasını istiyor muyum, kesinlikle istemiyorum, nokta.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Selçuk İnan Galatasaray'da, Emanuel Emenike Fenerbahçe'de!

Selçuk 5 yıllık zözleşme imzalamış, hayırlı olsun. Sıradaki isim galiba Sinan Bolat :)
Emenike de 9 milyon Euro karşılığında transfer olmuş, hayırlı olsun. Sıradaki isim büyük ihtimalle Sezer Öztürk..
Ayrıntılar gelecek...

Lan Acaba Mı?

Ya bu üçünden en az biri gelecek ya da üçün birini alıcaz. Bir şeyler duyduk da haydi hayırlısı bakalım...

24 Mayıs 2011 Salı

Uzun Süre Sonra Gece Yarısı Transfer Var Mıdır Diye Resmi Siteye Bakmak!

Ünal Aysal'ın başkanlığa gelişi bana fena halde Özhan Canaydın'ı anımsatıyor. Hatırlarsanız Özhan başkan da oldukça şaşalı bir seçimle, müthiş bir destek ve beklentiyle koltuğa oturmuştu. Onun da ilk yaptığı icraat Fatih Terim'i getirmek olmuştu. Vaatlerinde hep sportif başarı ön plandaydı..
Tamam canım korkmayın, ortamı bulandırmak değil amacım. Görülüyor ki Ünal başkan geçmişten ders alan biri, ayaklarını yere sağlam basıyor. Başarıyı vaat ederken "10 yılda 7 şampiyonluk" demiyor mesela, "Yaşanmamış bütün başarıları yaşayacağız" da demiyor. Ayrıca Florya'nın anahtarını da teslim etmedi Fatih hocaya. Ama yine de kafamda Özhan Canaydın portresine uyması beni biraz telaşlandırmıyor değil.. Bekleyip görmekten başka çare yok, napalım..
Uzun bir aradan sonra acaba transfer yapılmış mıdır diye gecenin 2'sinde resmi siteye baktığımı da itiraf edeyim. Ayın 23'ü geçti malum.. Bir kaleci haberidir gidiyor. Ünal başkanın tahminlerin ötesinde büyük bir kaleci transfer edileceğini açıklamasından sonra tahminlerin ötesinden tahminler gelmeye başladı zaten. Buffon'dur Van Der Sar'dır gidiyor.. Van Der Sar çok zorlama oldu gibi geliyor bana, zira Ferguson onu bırakmak istemediğini açıkladı. Buffon desen olabilir çünkü sezonun yarısında sakat adam, kakalarlar bize. Ama bu da Ünal Aysal'ın çizdiği başkanlık profiline ters. Akınfeev diyorlar ama o da çok uçuk geldi bana. Benim aklımda Adler var ama hadi hayırlısı bakalım..
Bir de Tuncay haberleri geliyor kulağıma. Türkiye'ye gelirse 2 ayda bu ligde iş yapacak konuma gelir; ama bir baba hindi olayı hala hafızamda. Tuncay'ı kolay kolay benimseyebileceğimi sanmıyorum.. Yerli rotasyonda gönlümden geçen Selçuk İnan, Ceyhun Gülselam, Ersan Gülüm üçlüsü.. Serdar Kesimal da bunlara eklenebilir... Buldun kılsızını arama dediğinizi duyar gibiyim.. Napalım canım, isteyenin bir yüzü :)

31 Ağustos 2010 Salı

Emiliano Andres Insua Galatasaray'da


Kiralık olarak anlaşmışız. Balta'nın stopere çekileceği aşikarken, Servet-Gökhan'la ilgili gelişmeleri merakla bekliyoruz. Hayırlı olsun diyelim..

not: resmi siteye henüz resmini koymamışlar, havaalanında gördüm de yazdım :)

Zvjezdan Misimovic Galatasaray'da!


Bayern Münih altyapısında başladı futbol hayatına. A takımda şans bulamayacağını anladığında Bochum'a geçti ve orada iyi bir performans sergileyip Nürnberg'e geçti. Nürnberg küme düştü ve takımın en iyisi Zvejdan Misimoviç Magath'lı Wolfsburg'a geçti. Magath muhteşem kullandı onu ve ligin en iyisi seçilirken takımı da şampiyon oldu. Asist kralı olurken ardından 2. olan isim Mesut Özil'di. Geçtiğimiz sene ise asist krallığında 2.olurken önündeki isim yine Mesut'tu :)

Hoşgeldin Misimoviç. Transfer dönemi bitsin, daha ayrıntılı bir yazı yazarız.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Rosicky,Ledesma ve Altidore Galatasaray'da!





Tomas Rosicky ve D.Christian Ledesma bonservisleriyle, Jozy Altidore ise kiralık ve satın alma opsiyonu ile Galatasaray'da.

Tomas Rosicky dizinden sakatlanmıştı ve son 2 sezondur pek oynayamıyordu ama geçen sezon 35 maça çıktı. Ayrıca sezon öncesi yapılan Emirates Cup'ta da sağlam olduğunu gösterdi, rüya gibi ama gerçek.

Ledesma için söylenecek çok şey var ama ayrıntılı araştırma ve daha uzun zaman gerekiyor. Lazio Başkanı onu geçen sene İnter'e satmadığı için kulüple arasının bozuk. İnter 15 milyon euroyu gözden çıkarmıştı fakat aynı Pandev'de olduğu gibi Lazio Başkanı'nın aç gözlülüğü nedeniyle gidemedi İnter'e. Pandev gibi bedavaya kaptırmak istemediği için elden çıkardı muhtemelen başkan. Çok çok iyi transfer.

Altidore'u ise Dünya Kupası'nda izledik. Aynen Niang gibi onun için de "dana gibi" tabirini kullanabiliriz. Eğer doğruysa çok sevindirici bir transfer.


Kaynak ve Resim : http://fossacimbom.blogspot.com/

Mamadou Niang Transferine Bakış



Gyan diye diye gittikleri Fransa seferinden Mamadou Niang ile beraber dönüyor Fenerbahçe yönetimi büyük ihtimalle. Gyan, Gomis ve Niang isimleri geçerken bir Galatasaray taraftarı olarak çok dua ettim gelen ismin Niang olmaması için ama Niang'ın son açıklamalarına bakarak transferin bittiğini anlayabiliriz. Gyan üzerindeki gereksiz ısrar olmasa Niang çok daha önce getirilebilirdi ve ön elemede oynatılabilirdi. Neyse artık olan oldu, Niang gibi bir ismi çok uzun uzun anlatmaya gerek yok ama birkaç güzel resmini paylaşarak arşivleri şenlendirebiliriz. Üstteki fotoğrafta geldiği takdirde bizim sahalarımızda da sık sık göreceğimiz gol sevinci var. Biraz Thierry Henry özentisi görülüyor gol sevinçlerinde. Marsilya formasıyla 153 maçta tam 71 kez bu sevinci yaşadı Niang ve son senesinde 4 yıllık Marsilya macerasındaki tek şampiyonluğunu kazandı. Yani buraya gelirken şampiyon takımın gol kralı apoletiyle geliyor.


Takımın eski ve yeni kaptanı. Lorik Cana 2 sezon Niang'ın kaptanlığını yaptı ve 1 sene ayrılığın ardından şimdi de yolları Türkiye'de ezeli rekabette kesişti. Kaçırılacak bir penaltı sonrası "kanka" oldukları için bilerek kaçırdıkları suçlamasıyla karşılaşırlar mı? Niang'ı bilmem de Cana döver böyle konuşan birini kanımca.


Marsilya'dan Arsenal'e transfer olan Samir Nasri, Galatasaray'dan olaylı şekilde Marsilya'ya oradan da B.Münih'e transfer olan karaktersiz Ribery ve Türkiye'ye transferi beklenen Niang. Şu kadro şampiyon olamadı gerçekten Fransa'da, varın siz düşünün Lyon ne takımdı o zamanlar. Karaktersiz Ribery'i gördüm sinirlerim bozuldu yine. Ulan resmen 80 milyon euroluk adamı bedavaya kaptırdık! 2 dünyada gün yüzü görmesin bu olayda suçu olanlar, başta Ribery ve menajeri.



Niang'ın son maç sonrası aldığı gol krallığı ödülüyle resmi. Sevinçten, neşeden çok gurur var sanki yüzünde, tevazu var.


Damat kesin kendisi de gelin kimdir, nedir, ne iş yapar bulamadım. Evli mi, boşanmış mı, resim temsili mi bilen varsa bi zahmet yorum bıraksın. Ayrıca pek alışkın olmadığımız bir durumdur, siyahi bir topçunun siyahi olmayan bir bayanla evlenmesi. Belki de bu yüzden pek inanamadım evli olduğuna.


Bu resmin altına yazılacak bir şey yok aslında. Güzel araba ve güzel şapka :)


Yazının sonuna doğru geliyoruz. Fenerbahçe'ye gelip tutunamayan bir siyahi oyuncu hatırlamıyorum. En kötüleri olarak hatırladığım Atkinson bile Galatasaray'a karşı hat-trick yaparak taraftarların gönlünü kazanmıştı. Mamadou Niang en az Guiza kadar koşup rakip savunmayı yıpratır ama sonuçta Guiza'nın yapamadığını da yapıp golünü atar. Guiza'yla arasındaki en büyük fark maç içinde yıpranmaması ve gücünü kaybetmemesi. Resimde de görüleceği üzere amiyane tabirle dana gibidir kendisi. Çok çektirecek savunmacılara. Ayrıca gol kaçırmak özgüvenini kaybettirmez, aksine onu daha da hırslandırır, kamçılar. Tepkilerden, basından etkilenmeyeceğini düşünüyorum. Alex'in atacağı milimetrik paslarla çok gol atar. Dia ve Stoch'un yapacağı ortaları kullanmasını bilir, ayrıca onlara alan açmasını da bilir ve sürpriz goller atmalarını sağlar.


Bu resmi de öylesine paylaştım. Alemci olup olmadığını bilmiyorum ama alemci çıkarsa çıkar derim "ilk ben yazmıştım alemci diye." :)

Olumsuz özelliği varsa da ben bilmiyorum ve açıkçası bir Galatasaray taraftarı olarak feci kıskandım bu transferi. Ne Guti, ne Q7 ne bir başkası. Sezona damgasını vuracak transfer budur. Hani bazı topçular vardır keşke benim takımıma gelse dersiniz. Ben Niang'ı o kadar büyütmüştüm ki keşke bize gelse bile dememiştim bugüne kadar ama keşke gelseydi lan!

27 Temmuz 2010 Salı

FedEX Yine Antrenör Deniyor…

Federer şimdiye kadar elde ettiği başarıların çoğunda antrenörsüz çalışmış olan bir tenisçi. Son yıllarda antrenörlü çalışmalarını arttırmaya başlamıştı. Ancak dün resmi sitesinde “Roger to do test with Paul Annacone” başlığı ile yaptığı açıklama kendisini heyecanlandırdığı kadar beni de heyecanlandırdı. Neden derseniz eğer bu Paul denen adam için “Sampras’ı Sampras yapan Koç” diyorlar. Umarım iyi bir ikili olurlar ve bu test süreci sonunda birliktelikleri devam eder.
Paul Annacone’e gelince Sampras’ın, 1995-2001 yılları arasında şampiyonluklar da antrenör olarak bulundu.)yanlış hatırlamıyorsam 8 veya 9 şampiyonluk) Gerçekten müthiş performans…Paul daha sonra Tim Henman’ın da koçluğunu yaptı ve son olarak Büyük Britanya Davis Cup takımıyla çalıştı. Umarım Roger’in rekorlarını birlikte geliştirebilirler.

Tenisin transferi de böyle oluyor işte.. :)

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Helal Olsun!

Gerçekten müthiş bir transfer gerçekleştirdi Beşiktaş. Guti'nin göstereceği performansla Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük 5 transferi arasına bile girebilir bu hamle. Eğer Q7 yine su kaynatmazsa Guti ona bir türlü yapamadığı patlamayı yaptırır. Kıskanmadım da değil hani. Beşiktaş camiasına hayırlı uğurlu olsun, transferi gerçekleştirenlere de helal olsun. Üstelik 2 yıllık, yılda 2.7m€ da gayet iyi bir anlaşma..

Bir Tolga Seyhan Vardı Sahi!


"25'inden sonra meşhur olan futbolcu bu kadar olur işte" versiyonunun başarılı örneklerinden Tolga Seyhan (bir diğer örneği için: İlhan Mansız) memleketinin takımı Giresunspor'a transfer olmuş.

Ziya Doğan'ın tuttuğu futbolcuları gittiği takımlara da peşinden götürmesi huyundan faydalanarak Trabzonspor'a gelmiş, orada da gösterdiği iyi (gerçekten iyi oynadı Sezar'ın hakkı Sezar'a) performansla biraz da yokluktan faydalanarak milli takıma yükselmişti. Derken Lucescu'nun dikkatini çekmiş olacak Shakhtar Donetsk'e transfer oldu. İşte orada tırtladı ve Lucescu'nun "ne bok yedim lan ben" tepkisiyle kadroya girememeye başladı. Derken eski günlerin hatrına Galatasaray ve yeniden Trabzonspor'a gelmişliği, onların ağzına etmişliği de vardır.

Neyse biraz seyyahlık yaptıktan sonra en sonunda süper lige veda etti Tolga Seyhan. Artık memleketinin takımı olduğu için mi, Sinan Engin'in hatrı(!) için mi Giresun'a imza attı bilemem, hayırlı uğurlu olsun.

25 Temmuz 2010 Pazar

Shumpert Galatasaray C.C'de / Pigme Pino




Hiç ihtimal vermiyordum ama gerçekleşmiş gerçekten galiba. Preston Shumpert'ı Efes Pilsen serbest bıraktığında Galatasaray, Beşiktaş ve Türk Telekom ilgileniyor deniyordu ama ben bizimkilerin paraya kıymayacağını düşünüyordum ki FCN Blog'da gördüğüm haber beni çok heyecanlandırdı. FCN özellikle bu sene kesinleşmeden transfer haberlerini vermiyor ve "resmen" demiyor haberlere. Bu haberde "resmen" lafı geçmiş ve transfer bitmiş diyebiliriz artık.

Oktay Mahmuti'nin istediği yere çok önemli bir transfer yapıldı, Oktay Hoca da çok memnundur sanırım. Ömer Aşık denerek adrenalinimize tavan yaptırmıştı basının birkaç üyesi ama yalan olduğu ortaya çıktı, hiç görüşülmemiş bile. En azından Ömer Aşık ve menajeri öyle diyor. Preston Shumpert 3 ve 4'ü çok rahat oynar,zorlarsa 5 bile oynayabilir ligimizde ki gerek kalacağını düşünmüyorum ben. Beşiktaş ve Efes Pilsen'den sonra bize de çok yararlı olacaktır. Hoşgelmişsin güzel adam Shumpert ama hala Jasaitis tarzı bir oyuncu lazım.

Haberin Kaynağı : http://fossacimbom.blogspot.com/2010/07/2010-2011-preston-shumpert.html



Basketboldan haber vermişken bu resmi eklemeden olmazdı. Yeni transferimiz Juan Pablo Pino havaalanında milli basketbolcularımız Kerem Gönlüm ve Fatih Solak ile karşılaşmış. Ortaya bu komik görüntü çıkmış. Pino kısa ama görüntüde görüldüğü gibi Pigme değil, adam böyle göründüğünü bilseydi kaçarak uzaklaşırdı heralde ortamdan. Pino kısa değil kardeşim, siz çok uzunsunuz :D 

22 Temmuz 2010 Perşembe

Guiza'yı Alana Kütahya'da Arsa!


Fenerbahçe taraftarının Daniel Guiza'dan ne kadar bıktığını anlamamıza fazlasıyla yetecek bir haber düştü bugün ajanslara. Kütahyalı bir öğretmen Guiza'yı alacak olan kulübe 12000 metrekarelik arsasını hibe edeceğini bildirmiş. Yalnız tek bir şartı var, sevmediği bir kulüp varmış (muhtemelen Galatasaray) o alırsa hibeden vazgeçecekmiş. Haberin linki burada.

Gerçekten iyice komik olmaya başladılar. Hangi Fenerbahçe forumuna baksam Guiza'ya edilen küfürler, beddualar, hakaretler. Guiza Fenerbahçe'ye zorla mı geldi? Adam beni almazsanız çocuğumu keserim falan mı dedi de aldı Aziz Yıldırım? Hadi diyelim öyle oldu, yılda 3,5 milyon eurodan 4 yıllık sözleşmeyi zorla mı imzalattı size? Ya da City istediğinde siz sattınız bu adam gitmem mi dedi? Bu soruların hepsinin cevabı tereddütsüz HAYIR değil mi? E ne diye sövüyorsunuz adama?

Ayrıca biz Samandağ İdman Yurdu olarak Guiza'ya talibiz. Forvete ihtiyacımız yok aslında ama rotasyonda iş yapar. Hem işin ucunda Kütahya'da 12000 metrekarelik arsa var, veririz Fenerbahçe'ye 5 milyon euro,Guiza'ya da 500 TL+sigorta+full akbil. Bundan iyisi Şam'da kayısı :)

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Pino Transferi Üzerinden Keita'nın Satılışı


Transferin sessiz takımı olduğu iddia edilen lakin Serdar Özkan,Mehmet Batdal,Musa,Çağlar,Ali Turan,Lorik Cana gibi isimleri renklerine katan, Harry Kewell'ı takımda tutan Galatasaray 7. transferini yaptı. Uzun süredir beklenen haber geldi ve az önce resmi siteden açıklandı Pino'nun Galatasaray'da olduğu.

Juan Pablo Pino öyle muhteşem kariyeri olan süper bir yıldız değil ama en azından bir Stoch kadar oynayacağını düşünüyorum,belki daha da fazlası olacak. Çok kariyerli değil, sakatlık geçirmiş bir oyuncu transfer etti Galatasaray. Kimse ondan çok şey beklemiyor, bu kendisi için büyük avantaj. Yapacağı her şey artı hanesine yazılacak, yapamadığı zaman kimse aldığı parayı ya da verilen bonservisi konuşmayacak. Ama bulacağı şansları değerlendiremezse ve buna rağmen şans bulmaya devam ederse o çok övülen ancak uzun süredir oyuncu çıkaramayan Galatasaray altyapısındaki gençlerin bu kadar şans bulsa harikalar yaratacağı konuşulmaya başlanacak yeniden. Rijkaard bunları öğrendi geçen sene ve buna hazırlıklı.

El Mago'nun en büyük dezavantajı Keita'nın satılmasının yarattığı boşluğu doldurmak üzere getirilmesi. Keita'nın spektatüler oyunu taraftar üzerinde çok etkili oldu. Hatta teknik heyet ve yönetimin eleştirdiği özellikleri bile taraftar tarafından hoşgörüyle karşılandı. Roberto Carlos'a attığı dirsek sonrası kimse Galatasaray'ın yavaş yavaş Fenerbahçe kalesine yaklaştığını ve durumu eşitleyebileceğini konuşmadı. Durum 2-1'di ve her şey olabilirdi. Zaten geride olan takımı 1 kişi eksik bırakarak maçı erken bitirdi Keita. Teknik heyet yedek kulübesine çekerek cezalandırdı Keita'yı ama sakatlıklar nedeniyle tekrar şans buldu. Yönetim de bunun tekrarlanmaması için para ederken sattı Keita'yı ki taraftar olası başarısızlıkta bunu konuşacaktır mutlaka.

El Mago için bu transfer büyük bir şans. Umuyoruz ki güzel futbol oynayarak değerlendirir bunu, hem kendisi hem Galatasaray kazanır. Hoşgeldin El Mago.

Oz Büyücüsü'yle 1 Yıl Daha


Kaldı, kalacak, kalıyor derken sonunda açıklandı Kewell'ın kaldığı. Neill yeni gelmişken Kewell gitmezdi, Keita gibi taraftarın gözdelerinden biri satılmışken Kewell gönderilemezdi. Yönetim alacağı tepkiden de çekindiği için muhtemelen ısrarcı oldu bu transferde ve Kewell da biraz fedakarlık yaparak takımda kaldı.
Keita gönderilene kadar Kewell'ın kalmayacağını düşünüyordum lakin Adnan Polat zeki adamdır, taraftarın tepkisini çekmekten çekinir. Önce bir hamleyle Kewell'a yaşlı ve sakat diyen Haldun Üstünel'i devreden çıkardı ve kendisine daha yakın olan Adnan Sezgin'i getirdi. Keita'yı satmanın tek yolu buydu zira Haldun Üstünel olduğu sürece Kewell getirilemezdi. Düne kadar Keita'nın gönderilmesinden dolayı yönetime sallayanlar "an itibariyle" susmuş, seviniyorlardır.
Aslında lafı çok da uzatmaya gerek yok. Ben de çoğu Galatasaraylı gibi çoktandır bu haberi bekliyordum ve keyfini çıkarıyorum şu an. Geçen sene Lugano maç başı imzalayınca her maç sahada yer almak için çok dikkatli davrandı. Bu sene de Galatasaray yönetimi zor bir işi başararak "yaşlı ve sakat" denilen Kewell'a maç başı sözleşme imzalattı. Kewell her maç sahada kalmak isteyecektir ve başarırsa hem kendisi hem Galatasaray kazanır.
Tabi ki gelecek diğer transferleri bekliyor herkes ama Kewell'ın yönetime kredi sağladığı çok açık. Tekrardan hoşgeldin Daddy Cool, hep bizimle kal, hep gül...
Related Posts with Thumbnails