Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
yıldızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yıldızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2012 Çarşamba

Doludizgin!

Play-off boktan bir sistem kabul ediyorum lakin ligin arasının bu kadar kısalması da bir o kadar güzel. Panpa Mali Aydınlar her şeyi sıçıp sıvıyor da lig arasının 45 gün olmaması güzel oldu.

Galatasaray uzun yıllar sonra herkesin doğru tahmin ettiği kadroyla sahaya çıkmaya başladı. Kadroda istikrar sonuçlara da yansıyor. Kaleci de biliniyor maçtan önce ileri uç oyuncuları da. Uzun zamandır 2 sürpriz bile yapmadı bize Fatih Hoca ki 96-2000'i anımsatan bir olay bu. O zamanlar bile ara sıra Arifli ara sıra Arifsiz çıkarak şaşırtırdı bizi.

Maçtan çok Emre Çolak konuşulacaktır ki hakkıdır da. Ben hiç ısınamadım Emre'ye, hatta her zaman da söyledim bu çocuktan bi şey olmaz diye. Çünkü 2 yıldır bu çocuk 50 kiloydu. Bacakları da kuş bacağı kadardı ki hala çok güçlü değil. Yaptığı ortalar, kullandığı kornerler zorlasa bile ön direği geçmiyor. Dün ilk golde top ayağındayken hissettim gol olacağını. O da hissetmiş olmalı ki denedi şansını. Güzel gol oldu, özgüveni yerine geldi. Altyapıdan oyuncu çıkmasını isterim ama Emre'ye ben hala güvenmiyorum. Dün Visca'ya yaptığı hareket de kendisi hakkındaki olumsuz düşüncelerimi pekiştirdi. Daha cin olmadan adam çarpmaya çalışıyor. Keşke hakem atsaydı da görseydi artistlik yapmak neye mal oluyormuş. Tahrik yok bi şey yok be kardeşim. Aynısı sana yapılsa hoşuna gider mi? İşte bu yüzden Semih'e güvendiğimiz, Semih'i istediğimiz kadar seni istemiyoruz. Bize birilerini çağrıştırıyorsun maalesef çocuk!

İlk golü erken bulunca 4 atarız dedim ama gol yiyeceğimizi tahmin edememiştim. Orta sahada Melo yerine Engin'in oynaması işleri zorlaştırdı. Zira Melo topları adrese teslim yolluyordu ve biz hızlı çıkmış oluyorduk. Engin topları sürerek arkadaşlarına götürmeye çalışınca her pozisyonda rakip yerinde oluyordu. Engin çok sevdiğimiz bir oyuncu lakin ona ayrı bir top vermek gerekiyor galiba. Yine de Engin candır, delidir doludur ama candır.

Muslera'ya, Ujfa'ya falan denecek bir şey yok. Her zamanki gibi işlerini en iyi şekilde yapıyorlar. Elmander dün kötüydü, daha kötüsü isteksizdi. Zaten hoca da onu farkedip bu sefer Baros'u değil, onu aldı oyundan. Selçuk muhteşem, iyi ki var. Eboue için söylenecek bir şey yok. Ben adamın geldiğinden beri bire birde geçildiğini görmedim. Geçilmişse Q7'ye geçilmiştir belki. Riera için de söylenecek bir şey yok. Heinz'den hatta Carrusca'dan daha kötü bir oyuncu. İsteksiz, yeteneksiz, vasıfsız bir adam. Rotasyona Mertan girsin Riera'dan daha kötü olmaz.

İBB iyi bir takım aslında. Doka, Webo, Visca ve Holmen kalbur üstü yabancılar. Doka ve Holmen her takımda oynar açıkçası bu ligde. Webo da o yaşına rağmen Semih'e attığı çalımla ders verdi resmen. Kırmızı kartı tartışanlar olacaktır. Webo'nunki de Doka'nın Engin'e yaptığı hareket de kırmızı kart. Bizim Kazım da Kamil Zayette'ye çok sert girdi. Atmak isterse hakem atardı.

Güzel bir maçtı. Galatasaray atmaya devam ediyor. Ama bu görüntü kimseyi yanıltmasın transfer şart...

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Sessiz Yıldızlar



Bayern Münih'i çok sevmem, hatta hiç sevmem ama şu 3 güzel adamın hatırına izlerim. Mario Gomez o kadar değil ama Bastian Schweinsteiger ve Thomas Müller çok güzel adamlar. Almanya Milli Takımında da çok güzel işler yapıyorlar beraberce. Klose Gomez'e göre daha iyi topçudur bence ama Bayern Münih öyle düşünmüyor olmalı ki Lazio'ya gitmesi izin verdi. Bu biraz da verilen bonservisle alakalı olabilir. Gomez 30 milyon euro gibi fahiş bir paraya alındı sonuçta.


Thomas Müller yaşına göre muhteşem olgunluğa sahip bir adamdır. Bayern Münih'in 3. takımında oynarken Van Gaal'in maçını seyretmesiyle hayatı değişmiştir. Van Gaal bu adamın tekniğini ve zekasını farkedip A takıma almıştı onu ve hiçbir zaman pişman olmadı. Bu güzel adam her maç biraz daha üstüne koyup hem Bayern Münih'in hem Almanya Milli Takımı'nın vazgeçilmezi olmuştur. Şu an Galatasaray'da Bastian Schweinsteiger ile birlikte en çok görmek istediğim 2 oyuncudan biridir. Bugünkü K'lautern maçında da harika oynadı. Bir penaltı yaptırdı, bir de muhteşem asist yaptı Mario Gomez'e.

Bastian Schweinsteiger. Hayatını değiştiren adamlar Löw ve Van Gaal'dir. Sağ bek veya sağ açık oynuyordu ama tekniği yeterli değildi. Daha çok savaşçı yönüyle ortaya çıkıyordu ki bunu ilk gören Löw'dü yanlış hatırlamıyorsam. Ballack hem yaşlanmıştı hem de sık sık sakatlanıyordu. Oraya yerleştirdi Löw Bastian'ı ve ilk maçlarda zorlanmasına rağmen şu an bölgesinde yaş itibariyle dünyanın en iyisi bence. Milan onu almak için yokladı Bayern'i ama şu an değer biçilemez gibi duruyor. Pastore'nin 43 ettiği piyasada 60-70 milyon euro verilmeden alınamaz Bastian.

Bayern Münih bu sene başarılı olacaksa Robben, Ribery gibi sakat yıldızlarıyla değil bu 3 sessiz yıldızla başarılı olacaktır. İstikrarlı devam ederlerse Bundesliga'da şampiyon olmaları çok zor değil.

21 Ağustos 2011 Pazar

Gel Be Lucas!


Baştan söyleyeyim bu bir transfer yazısı değil. Duyumcu falan da değilim, Twitter'da falan okuduğum kadar biliyorum bu transferle ilgili gelişmeleri.

Lucas Podolski ile ilgileniyormuş Galatasaray. Açık söylemek gerekirse benim için şu kirli, iğrenç ortamda daha sevindirici bir haber olamazdı. Podolski Nuri'yle kavga etmişti zamanında diyenler, dinine falan takanlar olacaktır asla aldırmayın derim ben. Etmişse etmiş Nuri babamın oğlu mu lan! Nuri bile mevzuyu bizler kadar uzatmadı, maç sonu tokalaştı. Çok konuşanlara İsmail Abi'nin "vir vir vir" lafını hatırlatıyorum sadece.

Lucas Podolski garip bir adam. Milli formayla ligde attığından daha fazla gol atmıştı geçen seneye kadar. Milli takıma gidince apayrı bir futbol oynuyor ki bunda etrafındakilerin ve hocaların payı var sanırım. Kötü giden bir B.Münih macerasından sonra taraftarı olduğu ve Podolski olduğu Köln takımına geri döndü. Kaptandı ama bu sene yeni hoca sezona ondan kaptanlığı alarak başladı ve bu da moralini bozdu Podolski'nin. Sonuçta Köln takımına iki gömlek büyük bir adam bu ve kaptanlığı alınınca karizması epey çizildi.

Kendi takımında uç forvet olarak oynuyor ama milli takımda Löw onu 4-3-3 sisteminde sol açık olarak oynatıyor ve verim alıyor. Savunmacı yönü arkasındaki beki de rahatlatıyor. Şutlarını anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Çok sağlam şut atar ama çok şut atmayı sever ve karavana olacaktır illa ki. Fatih Hoca'ya görev düşüyor burada, Löw ona topu paylaşmayı öğreterek başarılı olmasını sağladı. Podolski tek başına maç alamaz ama sağlam işleyen dişlilerin arasında işini oldukça iyi yapar.

Ben bir Alman hayranı olarak en son Effenberg'in Galatasaray'a transferi söz konusu iken bu kadar heyecanlanmıştım. Alman yaparsa doğru yapar abi derim hep, Hitler'i saymıyorum onun sütü bozuktu. Podolski gelirse çok iş yapar bence. Sol açık düşünülüyor ama ihtiyaç halinde uçta da oynar rahatlıkla, hatta forvet arkası da oynayabilir. Şu kadroda şu kadar askerin arasında Podolski gibi bir general olmalı, Drogba kadar olmasa da takıma liderlik yapabilir.

Sonuç olarak gelir mi gelmez mi bilmem ama Podolski adının geçmesi bile iyidir, heyecan yaratır. Gelirse vay haline sağ beklerin!

Not : Ben yazımda vay haline sağ beklerin dedikten sonra Gökhan Gönül'ün Vatan Gazetesi'ne verdiği röportajı gördüm. Görülecek hesabı varmış Podolski ile. Gel de göster hesabı Lucas...

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Abdulkader Keita

Abdulkader Keita gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama biz rengimizi belli edelim. Gelsin taklalar atsın biz yine coşalım, arka fonda Abdulkader şarkısı çalsın.

Lincoln ve Keita konusunda hassasım. Her halükarda dönmelerini isterim. Oynar mı oynamaz mı, sisteme uyar mı, ama Keita yalnız içerideki maçlarda oynuyor falan filan. İnanın bunlar zerre umrumda değil. Ben futbol izlemeyi seviyorum ve bu adamlar bu oyunu oynuyor kardeşim!

Gel ulan Keita!

12 Ağustos 2011 Cuma

Oooo Yerim Çok Dar!


Emmanuel Emenike Spartak Moskova formasıyla ilk pozunu vermiş. Tosun çok mutlu gözüküyor da hareket bizim buralarda pek iyi karşılanmaz be tosun :)

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Çamurlu 66


66>10... Bu su götürmez bir gerçek bir kere. Eminim her Galatasaray taraftarı "çamurlu 66"nın pazubantlı 10'dan büyük olduğunu kabul eder.

Arda dün satıldı ve dün Galatasaray-M.Boleslav maçının üzerinden tam 5 yıl geçmişti. Arda hayatımıza daha önce girmişti ama M.Boleslav maçında kalpleri fethetti. Maçtan önce kadroda Carrusca vardı ama sakatlanınca Arda 11 çıkmıştı. Altyapı menşeyli çocukların manyağı olan bizleri heyecan basmıştı tabi ki doğal olarak. Arda da harika 2 golle bizi utandırmamıştı. Ve dün yine bir 9 Ağustos'ta gitti Arda Turan.

Geçen sene sonundan beri satılması taraftarıydım Arda'nın, hatta dün de ilk duyduğumda 13 milyon euro güzel para dedim ama hakikaten gitti. Arda'yı bir daha Galatasaray formasıyla görememe riskimiz var. Evimizin küçük çocuğuydu resmen Arda. Herkes evin sevimli çocuğunu Arda'ya benzetiyordu, sadece Galatasaraylıların değil herkesin sevdiği çocuktu Arda. Hepimiz kızıyorduk ara sıra, ki haklıydık çoğu zaman ama kızarken bile içimiz acıyordu.

Bakmayın siz söven sayan Galatasaray taraftarlarına, içleri yanıyor onların da bizim kadar olmasa da. Dün twitter'da demiştim sanki 10 yıllık sevgilim beni terketmiş gibiyim diye. Hakikaten öyle oldum. Gitsin gitsin dedik ama resmi sitede "gidiyor" yazınca içim acıdı. Burda hatalarını, günahlarını sayıp kötülemenin manası yok zira giden sevgilinin ardından konuşan adam değildir!

Çok mutlu ol Arda. Başarılı olamasan da yüzün gülsün, attığın gollerden sonra sadece sevin, kimselere mesaj yollama kaygısı içinde olma. Oraya gidip kendine şerefsiz 5 numaralı abiler, Acun abiler, Rıdvan abiler bulma gerçek adamlarla takıl, sana yakışsın yanındakiler.

Çok mutlu ol ama bil ki orada sana tekme atıldığında o taraftarın içi acımayacak yine bizim içimiz acıyacak, yine biz üzülecez taa buralardan! Yine en çok küfürü biz edecez sana tekme atanlara...

Sen şimdi git ama unutma biz her zaman buralARDAyız...

9 Ağustos 2011 Salı

Arda ve Lincoln


Evet Lincoln'u özledim. Herkes Arda'dan bahsederken ben Arda'nın bize kaybettirdiği yıldızları düşündüm. Fotoğraf çok şey anlatıyor aslında. Cassio de Souza Soares Lincoln. Galatasaray'a yalnız geldi, yalnızdı ve yalnız gitti. Onu yalnız bırakanlar şimdi bizi de yalnız bırakıyorlar. Az önce GS TV'de denk geldim Lincoln'e. Çok özlemişim lan! Öyle böyle değil hem de içime oturdu resmen. Taraftarı selamlıyordu yine attığı bir gol sonrası. Lincoln'den lafı Arda'ya bağlayacam ama inanın kızmıyorum Arda'ya, belki ben de yabancıları dışlardım onun gibi. Sonuçta abilerinden böyle gördü ve abileri onun idolüydü maalesef.

Arda'nın gidişiyle ilgili daha ayrıntılı bir şeyler yazacam ama daha sakin düşünerek yazmak lazım. Uzun süredir gitsin diyordum, hatta bugün de gitsin dedim ilk duyduğumda ama hakikaten gitti. Ağlamadım, Ergün'ün, Bülent Korkmaz'ın gidişi kadar koymadı ama ne bileyim lan üzüldüm işte.

Aceto demişti orda bi fotoğraf çektir gülerken, mutluyum yaz arkasına bize gönder Arda. Çok mutlu, çok başarılı ol oralarda!

31 Temmuz 2011 Pazar

I Love You Hagi


Gheorghe Hagi tam 15 yıl önce bugün Galatasaraylı olmuş.

Çok şanslıyız. Yaşayan, onu canlı canlı izleyebilen her Galatasaray taraftarı, her sporsever için geçerli bu söylediğim. Biz böyle bir efsaneyi canlı izleyebildik, onunla güldük onunla ağladık! Annesiyle babasını arka arkaya kaybetti, kimbilir kaç kişi ağladı kendisiyle beraber. Attığı golden sonra kollarını açıp koşarken kaç çocuk koştu onun gibi, kaç çocuk güldü onun gibi.

Daha önce de yazmıştım benim için dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu Hagi'dir, bu değişmez. Ne Messi değiştirebilir, ne Cristiano Ronaldo. Bu saatten sonra en iyisi 2 numara olur, şampiyonum belli. Hagi ulan bu! Hocalığı değil ama hem topçuluğu hem adamlığı.

Hagi bir daha hoca olarak bu takımın başına gelmesin. Tugay da gelmesin, Ergün de Suat da. Çünkü bunlar adam. Ne yazık ki benim takımımın taraftarları eskisi gibi değil. Bir sürü başarıya alışmış adamla doldu tribün. O yüzden bu adamlar gelmesin, çünkü artık herkese küfür edebilen, hakaret edebilen bir tribün olduk biz de! Beşiktaş taraftarı Seba'ya küfür ettiğinde onlar adına utanmıştım, bizimkiler Hagi'ye, Terim'e hakaret ettiğinde kafamı sokacak delik bulamadım! 15 yıllık Galatasaraylı, hem de sapına kadar Galatasaraylı Hagi'ye küfür ettiler. Terim'i söylemiyorum bile. O yüzden bu adamlar gelmesin, bu adamlar güzel adamlar! Tribündeki yavşakları temizlemek mümkün olmadığından gelmesin, bilet satarken adamlık önemli olmadığı için gelmesin.

Hagi... İyi ki varsın, iyi ki 15 sene önce bu kapıdan geçmişsin.


13 Temmuz 2011 Çarşamba

Joey Barton'un Amerika Vizesi Alamaması..


Sorunlu olmasa Ferguson'un veya Wenger'in hemen transfer edeceği bir futbolcu Barton! Ama arkadaş bir insan bu kadar mı serseri olur yahu.

2007 yılında Manchester City'de oynarken takım arkadaşı Ousmane Dabo'nun ağzını yüzünü yamultmuştu (mübalağa yok ha Dabo'nun retinası yırtılmıştı). Federasyon 12 maç men cezası artı 25bin pound para cezası verirken mahkeme de kendisini kamu hizmetine mahkum etmişti. Arkadaşları yaz kampındayken, o her gün 50bin pound'luk arabası ve korumasıyla Prudhoe Kasabası'na gelip diğer suçlularla birlikte 8 saat amelelik etmiş, sağlam kas yapmıştı..

Zaten Manchester City onu tekrar kadroya almayıp Newcastle United'e postaladı. Newcastle severdi böyle sorunlu futbolcuları. Adam olacak mı diye beklerken 6 ay geçmeden Liverpool'da bir barda 16 yaşında bir velete daldı Barton. Kendisiyle beraber 19 yaşında başka bir velet ve 29 yaşında bir hatun da gözaltına alındı. Diğer iki zanlı kefaretle serbest kalırken Barton'a kimse para vermemiş olacak ki 74 gün kodeste yatıp çıktı. Fotomaç bu olayı "Emre Belözoğlu'nun takım arkadaşı hapse atıldı" diye okuyucularına duyurdu.
Ne alakası varsa bilmiyorum bu olaydan sonra Amerika Birleşik Devletleri 5 yıl ülkesine sokmama cezası vermiş Barton'a. Dolayısıyla hala 2 yıl daha cezası olduğundan Newcastle'nin Amerika kampına katılamıyor Joey Barton. Prudhoe'da vücut çalışır artık..

Bu arada John Arne Riise, Fulham'a transfer olmuş. Beşiktaş için biçilmiş kaftandı. Fulham'a gittiğine göre Beşiktaş'a da gelirdi. Yıldırım Demirören'in transfer stratejisini anlayan varsa beri gelsin.

Ousmane Dabo'nun kavgadan sonraki hali

Joey Barton'un, Dickson Etuhu'ya yaptığı cinayet teşebbüsü

30 Haziran 2011 Perşembe

Sözünü Tut ve Efsane Ol


"Her rakibe saygım var ama Fenerbahçe'ye gidecek kadar profesyonel değilim."

Arda TURAN

"Biz seni profesyonel değilsin diye sevdik..."

Galatasaray taraftarından Büyük Kaptan Bülent Korkmaz'a

19 Haziran 2011 Pazar

Gladyatör İstanbul'da!

Tomas Ujfalusi

Fonda da İsmail YK Çalıyor muydu?

Futbolcu adamın tabi ki sigaradan alkolden uzak durması lazım. Ancak biliyoruz ki birçoğu bu zıkkımları tüketiyor. Sigara içmek olayının dünyanın en gerizekalıca işi olduğu konusunda şüphesi olanın aklına sıçarım. Mesut da cehaletinden olsa gerek birçok meslektaşı gibi içiyor. Olaya profesyonel bakarsak performansını etkilemediği sürece problem yok. Ama Mesut ayarında bir topçunun bunu daha dikkatli yapması gerekir. Aksi halde sigaradan olmasa bile baskılardan performansı etkilenebilir. Düştün mü de çıkması zordur. Daha yaş 23, akıllı olmak lazım..

15 Ekim 2010 Cuma

Daddy Cool



Çok güzel adamsın Harry Kewell...

14 Ekim 2010 Perşembe

Merak Etme!


Erman Toroğlu'nu çok mu üzdü tepkilerimiz sanıyorsunuz? Şeref mevhumunu yıllar önceden yitirmiş bir adamdan bahsediyoruz burda, bu adama şerefsiz dersen güler geçer! Verilecek tepki bundan çok daha büyük olmalıdır. Kanaltürk ve Hürriyet bu adamı işten çıkartmak zorunda kalmalı. Posta Gazetesi o manşet için özür dilemeli yine tam sayfa olarak.

Emin olun bu söylediklerim çok uç gibi görünse de yapılması gereken şeyler. Eğer sen Türkiye'nin 3 büyüğünden biriyim, en fazla taraftarı olan kulübüyüm diyorsan bunu yapabilirsin. Ama başkanın çıkıp senin "alma,aldırma" kampanyası yaptığın gazeteyle röportaj yaparsa olmaz o iş. Zaten Arda da başkanına, yönetimine güvenmediğinden çıkıp konuşuyor ve onlardan izin almadan yapıyor bunu!

Arda genç adam. 23 yaşında popüler, parası var, kendi çapında yakışıklı da. E ne bekliyorsunuz? Rahip hayatı mı yaşayacak? Yapacak elbette. Ama Arda'nın evlenmeyi düşündüğü kızı böyle rencide edemezsiniz. Arda cinsel hayatını yaşarken size mi soracak? Ulan şu eleştirenleri düşünüyorum da Arda'nın 4'te 1'i kadar paranız havanız olsa AIDS'ten ölürsünüz!



En fazla okunan gazetenin Posta Gazetesi olduğu bir ülkede ne bekliyorduk ki? Çok seviyeli tartışmalar mı? Haydar Dümen bu kadar okunurken Doberman ona özenmiş ama becerememiş işte. Bu hafta sonu ASY'de Erman'la ilgili çok güzel besteler bekliyorum, yapmazlarsa da yazıklar olsun! Ayrıca Borges bu konuyla ilgili çok güzel bir yazı yazmış, okunmalı okutulmalı.

Not : Fotoğraf  footballove blogdan alınmıştır.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Bir Acayip Adam

Arif Erdem deyince aklınıza ne geliyor? Penaltı almak için sürekli kendini yere atan oyuncu, yeteneksizliğine rağmen her frikikte ve penaltıda topun başına geçmeye çalışan oyuncu, Manchester United maçında Schmeichel'i avlayan ve tüm Maykıllar dahi gelse attığı şutu kurtarılamayacak olan oyuncu vs. vs.

Ben Arif Erdem'i sürekli Hakan Şükür attığı berbat pasları yakalamak için oradan oraya koşturan güzel topçumuz olarak hatırlarım. Bir nevi Hakan'ın yancısı gibi gelirdi bana hep. Cevahir'in Ulvi'si Koyu Bilal'ın Müfik'i gibi :) Bu resmi de her gördüğümde bunu hatırlarım. Hakan Şükür'ün yükselmek için daima omzuna bastığı kişidir Arif Erdem.


Lig Tv Arif Erdem'le çok keyifli bir röportaj yapmış. İzlemek isteyenler için link.

Ligde attığı en güzel golün hangi takıma olduğunu izlemeden doğru tahmin edenler gerçekten Galatasaray tarihini ezberlemiş olanlardır. Ben iki gol arasında kalmıştım, tahmin ettiklerimden biri çıktı :)

10 Ekim 2010 Pazar

10.10.10 Yok Tek 10 Hagi


10.10.10 furyasına uyalım bari biz de. Hagi'yi anmak için böyle günlere gerek yok aslında ama vesile oldu işte.  O gittiğinden beri her gelene Yeni Hagi dendi, Revivo'ya bile hatta. Ama hepsini toplasan bize Hagi'nin sağ ayağı etmez ki Hagi solaktır. Hagi varken rahattı Galatasaray taraftarı, sahada 10'u görmek yetiyordu bize. Takım kötü de oynasa kendisi de kötü de oynasa o meşhur lafı hep geçerliydi bizim için O varken.

"Galatasaray adının olduğu yerde umut vardır." 



Devrekli Mesut



Mesut Özil ve ailesi yazları Türkiye'ye yani memleketleri olan Zonguldak/Devrek'e geliyor. Birkaç yıl önce yine Türkiye'deler. Milli takım teknik heyetinden bir kişi ile konuşuyorlar bu sırada. Bu kişi Mesut'u Beşiktaş'a aldırmayı öneriyor, ancak alınacak transfer ücretinden de komisyon istiyor. Mesut'un babası Mustafa Özil bunu duyar duymaz oğlunu alıp Almanya'ya dönüyor ve bugünlere yani "Vatan Haini" olarak anıldığı günlere geliyoruz.

Zonguldaklı Muzaffer Saraç Milliyet Gazetesi köşe yazarı Melih Aşık'a anlatmış bunları. Tabi ki doğru olmayabilir ama hangimiz duyar duymaz bu olaya yalan diyebiliriz?

8 Ekim 2010 Cuma

Yorumsuz!

Bu memlekette yaptığın hiçbir fedakarlığın karşılığını göremezsin, hiçbir başarın da cezasız kalmaz Arda Turan...

5 Ekim 2010 Salı

Prens Mesut


Real Madrid Başkanı Florentino Perez değişmiş hakikaten. Çirkin diye Ronaldinho'yu almayıp Beckham'a bir ton para veren adam şu tipi nasıl alır arkadaş :)

Şaka bir yana Mesut Özil Real Madrid'de oynayan ilk Türk olarak göğsümüzü kabartıyor, başarıları daim olsun.


Koca Kafa Arda!


Sakat sakat gittiği milli takımda kasığı atmış Arda'nın ve en az 6 hafta yok diyorlar, ilk yarıyı kapatabilir diyen de var. Elbet suçlu aramak manasız ama futbolsever olarak Arda gibi adamı 3 ay izlememek, Galatasaraylı olarak uzun bir süre Arda'dan faydalanamamak gerçekten berbat ötesi. Ben bir Galatasaray taraftarı olarak "oynayabilir" raporu veren milli takım doktorlarına, federasyona ve teknik ekibe dava açılmasından yanayım. Artık bu işin vatanseverlikle alakası kalmadı. Sene başında Arda, Sabri ve Hakan Balta'yı milli takımda kaybettik. Özellikle Balta ve Arda sağlam gidip sakat döndüler.

Arda Turan ve Hakan Balta. Hakan Belçika maçı için yapılan antrenmanda, Arda Belçika maçında sakatlandı milli formayla. 4 maç Galatasaray formasını giymediler ve şimdi yine milli takım kampındalar. Bu adamlar maaşlarını Galatasaray'dan mı milli takımdan mı alıyorlar? Arda her olayda "milliyetçi" bir insan olduğundan dem vurur. Mevzu milliyetçilik değil mevzu akıllı olmak. Kardeşim milli takımda oynayarak vatanı kurtarmıyorsun, artık anla bunu. Belçika maçı sonrası "bir daha sakat sakat oynamak yok." demişti Arda. 4 hafta sürdü bu akıllanma devri. Lakabı Koca Kafa ama koca olduğu kadar kalın galiba.

Aykut Kocaman milli takımda verilen yüksek primlerden şikayet etmişti son Gençlerbirliği maçından sonra. Şimdi kendisine katılmaya başladım.
Related Posts with Thumbnails