fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mart 2012 Salı
Fenerbahçe Taraftarının Ahlak Kavramı!!
Buse Terim'e yapılan bu saldırıyı savunmaya çalışanların zürriyetine iyi dileklerimi sunayım öncelikle. Buse, Fener taraftarını kızdıracak bir twit atmış olabilir, tam olarak bilmiyorum ama "Kadıköy'ü ateş bastı" gibi bir şeydi sanırım. Buna tabi ki cevap verilecektir, verilmelidir; zira tribüncülüğün taraftarlığın zevki buradadır. Ama kardeşim verilecek cevabın da bir seviyesi olur. Kız "Necati kadiköy'de ananızı bilmemne yapacak" dememiş ki. Onun yazdığı ayarda güzel bir cevap hem Buse'nin bu gereksiz çıkışına kapak olurdu, hem de fener taraftarına moral olurdu. Ama bu yazılan nedir allah aşkına ya. Ulan hadi birkaç beyinsiz yazdı diyelim. Ki bu beyinsizlerden malesef her klüpte var. Ama bu hashtag wolrdwide tt olmuş mına koyim. Bak worldwide diyorum, Turkey değil! Yani bir avuç beyinsizle açıklanacak bir olay değil bu, ortada çok ciddi bir ahlak problemi var. Ve malesef bu problem fener taraftarında ben kendimi bildim bileli var. Alpay'ın karısına, Jardel'in karısına yönelik hazırladıkları dev pankartlar, besteler hala hafızamda. Şimdi de Fatih Terim'in kızı.. Sırada ne var Metin Oktay'la Hakkı Yeten'in ailesi mi???
4 Mart 2012 Pazar
İnsanoğlu Kaypaktır!
Denize düşen yılana sarılır misali şike soruşturmasında adı geçen her takım, mali açıdan ucu kendisine dokunan her takım birbirinin götüne yapışmış bırakmıyor.. Bu kahpe birliktelik tüpçüyü federasyonun başına kadar getirdi. Hem de en büyük destekçisi kim FENERBAHÇE...
Ülen aynı fener değil miydi 2005-06 sezonunda son dakikada Hasan Kabze'nin golüyle 2-1 biten Galatasaray-Beşiktaş maçından sonra Demirören'i Fenerbahçe'ye karşı kutsal ittifakla suçlayan.
Yedikleri bok boğazlarında kalınca nasılda kaypaklaşıyor insan!
Ülen aynı fener değil miydi 2005-06 sezonunda son dakikada Hasan Kabze'nin golüyle 2-1 biten Galatasaray-Beşiktaş maçından sonra Demirören'i Fenerbahçe'ye karşı kutsal ittifakla suçlayan.
Yedikleri bok boğazlarında kalınca nasılda kaypaklaşıyor insan!
Etiketler:
beşiktaş,
fenerbahçe,
kolpa,
tff
28 Şubat 2012 Salı
2005-06 Sezonunda Teşvik Yoktur, ŞİKE Vardır!!!
Tarih 21.08.2005 - 2005/06 sezonu 3. hafta karşılaşması:
Fenerbahçe sezonun ilk iki maçından da beraberlikle ayrılmış, rakibi Galatasaray ise üçte üç yapmış 9 puanla zirvede. Sarı lacivertli ekip de Çaykur - Rizespor deplasmanına çıkıyor. İlk yarıyı Okan Öztürk'ün golüyle 1-0 önde kapatıyor Rizespor. İkinci devrenin başında Nobre'nin resimde gördüğünüz hareketi ve gol geliyor. Daha sonra Semih'in de golüyle Fenerbahçe maçı 1-2 kazanıp ligdeki ilk galibiyetini alıyor ve takım moral buluyor. Maçın hakemi Metin Tokat ise, "Nobre elle kontrol etmiş; ama benim bunu görmem imkansızdı" diye açıklama yapıyor
Tarih 01.10.2005 - 2005/06 sezonu 8. hafta karşılaşması:
Fenerbahçe, Konyaspor deplasmanında. Lider Galatasaray'la puan farkı iki. Sarı kırmızılı ekip Trabzonspor deplasmanına gidecek. Trabzon, hocası Lazaroni'yi kovmuş, takımda kaos var, Galatasaray mutlak favori. Fenerbahçe'nin puan kaybı yaşamaması lazım yoksa fark daha da açılacak. Konyaspor'un başında da Aykut Kocaman var. Konyaspor ilk yarıyı 2-0 önde kapatıyor. İkinci yarıda Anelka'nın yandaki fotoğrafta gördüğünüz golü geliyor. Ve Fenerbahçe maçı çeviriyor, puan farkı açılmamış oluyor. Maçtan sonra Aykut Kocaman: “Böyle kararların alındığı bir ülkede futbol adamı olmanın da futbolla ilgilenmenin de hiçbir anlamı kalmamıştır. Görevimden istifa edip, futbol hayatımı da noktalamak istiyorum“ şeklinde bir açıklama yapıyor ve kamuoyuna bomba gibi düşüyor bir Fenerbahçe efsanesinin yaptığı bu açıklama. Derken gel zaman git zaman Aykut hoca futbolu bırakmıyor tabiki ve bir daha bu konu hakkında tek kelime etmiyor...
Tarih 29.10.2005 - 2005/06 sezonu 11. hafta karşılaşması:
Bu sefer rakip Gaziantepspor, yer Şükrü Saraçoğlu Stadı. Hadzıbegiç yönetiminde çıktığı 5 deplasman maçında 4 galibiyet alan bir Gaziantepspor takımı var. 90 dakika 0-0 sona eriyor. Derken 90 +2'de Alex ceza sahası içinde herhangi bir müdahale yokken kendini yere atıyor ve kazanılan penaltıyı yine Alex gole çeviriyor. 90 +2'de olmayan penaltıyla maç ve 3 puan kazanılıyor. Bu hafta başlamadan önce Galatasaray'la puanlar eşit. Bu hafta ise Galatasaray, Ankara'da İsmail Güldüren'in ceza sahası içinde Hakan Şükür ve Ümit Karan'a güreş yeteneklerini gösterdiği maçta Gençlerbirliği'ne 2-1 kaybediyor, İsmail Güldüren 90 dakika sahada kalıyor, liderlik el değiştiriyor..
Tarih 31.01.2006 Türkiye kupası Kayseri Erciyesspor maçı:
Fenerbahçe yönetimi o sene 23 yıldır kazanamadığı Türkiye kupasını kazanmak için de gözünü karartmış. Gruptan çıkabilmek için Fenerbahçe'nin mutlak puana ihtiyacı var. Rakip deplasmanda Kayseri Erciyesspor. Maçın sonlarına doğru Agali'nin kafa vuruşunu Luciano ceza sahası içinde elle kesiyor. Bir sürü tartışma, olay; ama hakem Hakan Sivriservi penaltıyı vermiyor. Maçtan sonra MHK başkanı Mustafa Çulcu, hakem Hakan Sivriservi'nin ve birinci yardımcı hakemin 6 hafta süper lig maçı yönetemeyeceğini açıklıyor; ancak Fenerbahçe bu maçtan aldığı puanla bir üst tura çıkıyor..
Tarih 11.02.2006 - 2005/06 sezonu 21. hafta karşılaşması:
Bu sefer rakip Samsunspor yer Samsun 19 Mayıs Stadı. Maç ortada gidiyor. Derken ceza sahası içerisinde yandaki resimde görülen pozisyonda, kaleci Kerem'in eliyle arasında neredeyse yarım metre mesafe olmasına rağmen Nobre kendini yere atıyor. Hakem Serdar Tatlı penaltı noktasını gösteriyor ve Kerem kırmızı kartla oyun dışında kalıyor. 10 kişi kalan, üstelik kalecisi atılan rakibi karşısında Fener karşılaşmayı 5-0 kazanıyor. Maçtan sonrasına Kerem'in gözyaşları ve Nobre'nin pişkinliği damgasını vuruyor. Ve gerçekten artık Fenerbahçeliler bile bu pozisyonu savunmuyorlar..
Şimdi soruyorum beyler: Sezonun son maçı olan Denizli maçına gelene kadarki bu şaibeli puanların hesabını kim verecek???
Etiketler:
fenerbahçe,
galatasaray,
şike skandalı,
tespit
18 Ekim 2011 Salı
Şikebahçe: Ülkede Asayiş Olmazsa Yüzsüzlük Ayyuka Çıkar!
Hafta içi Mersin'in en formda oyuncusu, hatta ligin Burak'la birlikte en formda golcüsü Nobre'nin antrenmanda sakatlandığını duyunca nedense hiç şaşırmadım. O kadar bilindik bir şey oldu ki bu artık mide bile bulandırmıyor. Nobre'nin ne kadar mert(!) bir topçu olduğunu Fener'deki yılalrından biliyoruz zaten... Beşiktaş yıllarında arkasındaki güç olmadığından uslu durdu mecburen; şimdi yoları Fener'le kesişince başladı yine şerefsizliğe..
Arkadaşım bu ülkede bu takım alenen "ŞİKE" yaptı. UEFA müfettiş yolladı. Adam yaptığı araştırmada dişe dokunur, hatta dişi kanırtır bir şeyler buldu ki takımı Şampiyonlar Ligi'nden men etti. Öyle laga luga olsun diye alınacak bir karar değil bu, sağlam deliller var demek ki.. Ama bizim şerefli federasyonumuz kendisine yakışır şekilde sümenaltı etmeye çalışıyor olayı. Yargı olaya adı karışanları salmıyor, bağımsız federasyon ise bir şey yokmuş gibi davranıyor. Üstelik ucu kendilerine dokunduğu için diğer kulüpler de "küme düşme yaptırımı kaldırılsın" diye karar aldırmaya çalışıyor. En başta da Beşiktaş'ın amına koyan Yıldırım Demirören! Ulan bu kadar şerefli kulüp başkanını para versen denk getiremezsin yemin ediyorum..
Tek karşı durmaya çalışan başkan Ünal Aysal. Onunkiler de allahtan 2 ton çekiyor da basın fazla üstüne gidemiyor. Adnan'lar olsaydı Galatasaray'ı sikertme çalışmaları çoktan başarıya ulaşmıştı. Gerçi Adnan'lar, Demirören'in önünde bayrak sallarlardı cezaların kalkması için; o ayrı..
Haftasonu ligin en formda takımlarından birine deplasmana gitti bu şikeci takım. Bekir İrtegün denen kazma, Leo Franco'yu kıskandıracak şekilde planjon yapıyor, hakem utanmasa Bekir'e faul verecek. Böyle şerefsizlik olmaz yahu. Adamın eli vücudunun önünde olsa diyecem ki hakem görmedi. Yok ağabey el bildiğin yarım metre açıkta, golü kaleci gibi kurtarıyor adam.. Ulan her şeyi geçtim Ş.Rıdvan bile 'penaltı' dedi pozisyona.. Karşı taraf kale arkası tribünlerindeki miyop taraftarlar bile gördü, Halis Özkahya göremedi; yenecek yutulacak olay değil. Kaldı ki hakkındaki şike soruşturması devam eden bir kulübün alanen bunları yaptırabilmesi bu ükedeki futbolun bittiğinin, federasyonun aciziyetinin, futbol adamlarının büyük bölümünün şerefinin derecesinin göstergesidir!!! Adamlar nasılsa bize ceza falan verilmeyecek diye kaldıkları yerden devam ediyorlar. Küfretmek istemiyorum ama ağabey sikerim böyle işi...
Özer'in mektup yazsan 2 günde gidecek mesafeden attığı golden bahsetmiyorum bile, zira diğer olaylar buna gerek bırakmadı kanımca...
8 Eylül 2011 Perşembe
Neresinden Tutsak Elimizde Kalıyor!
Etiketler:
fenerbahçe,
kolpa,
milli takımlar,
şike skandalı
5 Eylül 2011 Pazartesi
Henri Bienvenu-Joseph Yobo
Fenerbahçe şike sorunlarından kafasını biraz kaldırmaya başladı gibi. Ortada görünen tek yönetici Ali Koç ve Fenerbahçe sorunlarını hallediyor gibi görünüyor. Ali Koç'u ağladığı için eleştirsek de dirayeti ve metaneti için de kutlamak boynumuzun borcudur. Küçülme olayını açıklamasalar da sürekli küçülmeye gidiyorlar. Lugano ve Santos'tan sonra galiba Niang da satıldı. Neden oyuncu satıyorlar, neden maaş düşürmeye çalışmıyorlar bilemiyorum ama yabancı transferi de yaptıklarına göre düşmeyecekler.
Lugano, Santos ve Niang satıldı ama yerlerine Ziegler, Yobo ve Bienvenu alındı. Şimdi bire bir karşılaştırırsak Ziegler dışında direk gelen gidenin yerini doldurur demek zor ama doldurma ihtimali var. Lugano bambaşka bir oyuncuydu. Türkiye Ligi onun gibisini görmemişti. Belki bir nebze Zago ona benziyor olabilir ama skor açısından Lugano yine önde. Yobo yerini doldurur mu? Dolduramaz ama sırıtmaz. Ayrıca takımı daha çok sahipleniyor Lugano'dan. Bunu galiba Aykut Kocaman da söylemişti geçen sene. Yobo iyidir ve yanında seri, güçlü bir Serdar Kesimal varken sırıtmaz da. Yobo'yu çok tanıtmaya gerek yok zaten gelip Fenerbahçe'ye şampiyonluk getiren adamlardan birisi.
Ziegler zaten söylemiştik, Andre Santos kadar iyi değil ama görev adamı. Sol tarafta işini layıkıyla yapar, Caner'e forma göstermez. Sampdoria küme düşmeseydi Juventus bu kadar kolay alamazdı onu ve eğer Juventus sonradan sol beke 2 takviye yapmasaydı Fenerbahçe de Juve'den alamazdı. Çok değerli bir oyuncudur ve bizim lige fazladır.
Henri Bienvenu'ya gelince. Benden çok daha fazla tanıyanlar var, okursunuz zaten yazılarını ama ben de az maçını izlemedim. Çok kuvvetlidir ama Niang kadar dengeli değildir. Guiza kadar olmasa da çok gol kaçırır. Bire birde adam geçecek kadar tekniği yoktur ama hızıyla baş döndürebilir. Geçen sene ön elemede Fenerbahçe'ye attığı golü izlerseniz hızını farkedersiniz ama eksik noktasını da görebilirsiniz. Karar vermekte geç kalıyor. Mental açıdan Niang'la kıyaslanamaz. Ligimizde iş yapabilir. Youla falan diyenler olacaktır ki saçmalık derim. Niang'tan kötüdür ama Youla'yla falan kıyaslanacak kadar değil.
Yaşı da genç henüz 23 yaşında. Biz böyle transferler görmeye alışık değiliz o yüzden kutluyorum Fenerbahçe yönetimini. Bu transferi attan inip eşeğe binmek olarak görenler de olacaktır ama kanmayın lütfen. Sabır gösterelim ki daha çok böyle transferler görelim.
Son olarak transferin bitmesine bir gün kala Galatasaray'ın şu an Podolski olmazsa Ajax'tan El Hamdoui'yi getirmesini isterim. Fatih Terim'den böyle bir vizyon beklemek hayalcilik biliyorum, yüzüme vurmayın.
29 Ağustos 2011 Pazartesi
Ağlama Melis!
Malumunuz Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne alınmadı ve o ekonomik olarak dünya devlerine kafa tuttuğu söylenen koca Fenerbahçe kulübü utanmasa iflas ilan edecek. Oyuncu satın almadılar. Emenike, Guiza ve Lugano'yu gönderdiler. Ama hala çok borçları var. Kardeşim siz değil miydiniz çok paramız var, sizi bile satın alırız diyen? Aziz Yıldırım Arda'yı alamaz dediğimizde biz çok zenginiz, istediğimizi alırız diyordunuz. Galatasaray sizin de istediğiniz birini alınca isteseydik alırdık diyordunuz. Ne oldu? Koskoca Ali Koç çıkıp dileniyor. Milyar dolarları olduğunu bilmesem arayıp hesap numarasını isteyecektim adamın, o derece dokundu lan. Resmen gözleri falan doldu. Karşısında lahmacun yenen Sezercik gibiydi. Bi gün ben de yiyecem abi!

Anladık ki Fenerbahçe'de tek adam varmış. Aziz Yıldırım olmadan ne Ali Koç koç gibi durabiliyor ne Nihat Özdemir dik durabiliyor. Ama Aziz Yıldırım bu kadar iyi duygu sömürüsü yapamazdı, açık söyleyeyim. Ali Koç Adnan Polat'ı bile geçmiş resmen. O nası güzel dilenmeydi be! Eminim 35 milyon (!)* Fenerbahçe taraftarı ağlamıştır ekran başında. Ben ki nefret ederim Fenerbahçe'den ben bile acıdım bi an olm daha ne olsun!
Neyse bu yazının yazılma amacı bugün duyduğum 2 şey. İlki Acun Ilıcalı 2 yıllık locanın parasını peşin olarak ödemiş kulübe, ki bu 240 bin euro civarı bir paraymış. E Acun öder kardeşim, ben de bu kadar boş iş yapıp bu kadar para kazansam 240 bin euro değil 2 milyon euro öderim. Bi günden bi güne LÖSEV'e, Şehit ailelerine yardım yaptığını da görmek isteriz.
2. olay ise çok vahim. Bir yaşlı ve Fenerbahçeli çift biz nasıl olsa yaşlandık, kimimiz kimsemiz de yok deyip oturdukları evi bağışlamak üzere Fenerbahçe kulübüne başvurmuşlar. Şimdiden söyleyeyim buna kızmamın sebebi kulübün adının Fenerbahçe olması değil, olayın gerizekalıca olması. Teyze veya amca hanginizin kıt aklına geldi bu olay bilmem ama bu yaptığınız gerizekalılık. Hayır mı yapmak istiyorsun git eğitim vakıflarına bağışla, LÖSEV'e bağışla, şehit ve gazi aileleri derneğine bağışla, hatta git TEMA'ya bağışla. Fenerbahçe ne ulan! Beyniniz mi durdu ulan!
Alex 3,5 yerine 3 alsın, Emre denen saygısız adam azıcık az kazansın 3 ev alacağına 2 ev alsın. Forma almak eyvallah, taraftar kart almak eyvallah, kombine-loca almak eyvallah da ev bağışlamak ne ola ki? Ali Koç güzel ağlıyor diye ev mi bağışlanır lan! Git bir hayır kurumuna bağışla paran 2 tane adamı zengin edeceğine 2 tane çocuğun okumasına vesile olsun! Sinirden devreleri yakmak üzereyim, eviniz yıkılsın amına koyayım. Kafanıza sokayım, kafamıza sokayım! Evini bağışla sonra Somali'ye 5 lira yardım edene bizim halkımız da aç, niye Somali'ye yardım ediyorsun de! Ne gerizekalı toplum olduk anasını satayım!
13 Temmuz 2011 Çarşamba
Ayıdan Post Fenerbahçe'den Dost Olmaz!
İtiraflar, çözülmeler başladı. Şimdi çok daha kolay konuşmak. Ünal Başkan çok farklı bir çıkış yaptı. Genelde Aziz Yıldırım antipatisine karşı birleşir, toplu açıklamalar yapardı kulüplerimiz ama bu sefer Ünal Başkan'a, dolayısıyla Galatasaray'a karşı birleştiler. Resmen 17'ye 1 şu an durum. Sırayla herkes TFF'ye destek verip, Galatasaray'ı kınıyor. Normalde en büyük desteği Bursaspor, Beşiktaş ve Trabzonspor verirdi ama bu sefer öyle olmadı. Beşiktaş ve Trabzonspor'u anlıyorum, sonuçta pisliğe kendileri de bulaşmış, belli oldu! Ama şu durumda şampiyonluğun en büyük favorisi Bursaspor neden sessiz? Yoksa Yazıcı yine tutuklanmaktan mı korkuyor?
Konuyu dağıtmadan kendi konumuza geçelim. Ünal Aysal dün Galatasaray'ı diğer takımlardan ayıran açıklamayı yaptı ve konunun takipçisi olacaklarını söyledi. Şimdi TFF ve diğer takımlardan tepki yağıyor bize! Neymiş, fırsatçılık yapıyormuş Galatasaray. 2 sezon önce bizim basketbol takımımız bir bok yedi, net olarak bunu bok yemek olarak açıklayabilirim herhalde. 5 maç ceza alan ve bu cezayı hazırlık maçlarında çekebilecek olan Cemal Nalga bir hazırlık maçına sakat olan Tufan Ersöz'ün formasıyla çıktı. Birileri bunu o gün anladı ama sakladı bence, iyi günümüzü beklediler. Okan Çevik-Koray Mincinözlü yönetimindeki takımımızın Fenerbahçe Ülker'i yendiği maçtan sonra bu fotoğraflar basına servis edildi ve bir anda gündem değişti. Basın topla tüfekle takımın üzerine gitmeye başladı. Küme düşürülmemiz için çığırtkanlık yapılmaya başlanmış, hep bir ağızdan kötülenmeye başlamıştık.
İlk tepkiyi Galatasaray taraftarı koydu. Bu olay bize bir avantaj sağlamadı, hazırlık maçında oynadıysa ne oldu ki lan demedik hiçbirimiz. En küçüğünden en büyüğüne tüm Galatasaraylı bloggerlar, Galatasaray'la ilgili yazılar yazan taraftarlar "küme düşelim ama temizlenelim." dedi. 2 sene geçmesine rağmen hala ne Koray Mincinözlü ne Okan Çevik affedilmedi. Galatasaray taraftarı bu sınavı geçeli çok oldu anlayacağınız.
Peki Fenerbahçe resmi sitesi, yöneticileri ve taraftarları ne diyordu bizim olayımızda? Bizim olayımız bize bir avantaj sağlamadı ama siz ne dediniz? Takipçisiyiz dedi resmi site, "Rezalet" dedi yöneticiler ve taraftar. Basın bize bir tek "Şerefsiz" demedi! Yiğit Şardan olay açığa çıktığı gün istifa etti. Küme düşme potasından çıkıp Play-Off'a katılma potasına yükselmiştik ki yine Fenerbahçe çıktı karşımıza. Bornova Belediye'ye maçı vererek Play-Off'a katılmamızı engellediler.
Bize "fırsatçı" diyebilmek için önce karşıdakilerin adam olması lazım. Fenerbahçe düşsün çıksın kalsın gitsin yemin ediyorum sikimde değil. Ne olursa olsun "beter olun" der geçerim. Aziz Yıldırım'a insan olarak üzülürüm, yaşlı ve hasta sonuçta ama burda bütün stresi çekerken hiçbir şey olmuyordu da içeri girince mi nüksetti bu hastalıkları diye sorabilirim. Balayına gidecektin be adam, madem bu kadar hastasın emekli ol otur evinde. Kim kirlenmişse temizlensin gelsin kardeşim, varsa bi pisliğimiz bizden başlasınlar!
Bir kez daha anlaşıldı ki Fenerbahçe-Galatasaray arasında ne kadar dost rüzgarları eserse essin ayıdan post bu iki takımdan birbirine dost olmaz kardeşim. Çok sevdiğim ve gerçekten masum Fenerbahçeli kardeşlerime geçmiş olsun. Başınızı öne eğmeyin sizin bir suçunuz yok. Eminim ki sizler de bizim kadar istiyorsunuzdur aklanmayı!
Etiketler:
fenerbahçe,
galatasaray,
şike skandalı
Temiz Sevinçleri Unutturan Adam!
"Sarı ile lacivertin arasına kapkara bi leke sürdüler ve biz hiçbir şey yapamadan oturup olanları izliyoruz şimdi. Ne ki bizim kabahatimiz. Biz sadece renkleri sevmiştik.
Son dakikada kaçıralım şampiyonluğu, hiç alamayalım Türkiye Kupası'nı, adını bile söyleyemediğimiz saçma takımlardan 7 yiyip dönelim, kalecisiz yensin bizi kendi evimizde ezeli rakiplerimizden biri, diğeri 5 atsın kupa finalinde.. Ne önemi var ki bu sevginin karşısında.
Son dakikada kaçıralım şampiyonluğu, hiç alamayalım Türkiye Kupası'nı, adını bile söyleyemediğimiz saçma takımlardan 7 yiyip dönelim, kalecisiz yensin bizi kendi evimizde ezeli rakiplerimizden biri, diğeri 5 atsın kupa finalinde.. Ne önemi var ki bu sevginin karşısında.
Varsın şampiyon olamasın, kupa alamasın şu takım ne var?
Gene giderdik maçına, gene giderdik deplasmana, gene bağırırdık "Sarı Lacivert" diye.
Bi şeyler yaptın ya da da sütten çıkmış ak kaşıksın hiç önemli değil, sen bize kaybetmenin güzelliğini, hüznün hazzını unutturdun Aziz Yıldırım.
'Fener olmasın da kim olursa olsun şampiyon' dedirttin herkese. 'Bizi çekemiyorlar' diyip inanmaya çalıştık biz de sana.
Biz Schumacher'i, Müjdat'ı, Uche'yi seviyorduk ama sen Emre'yi sevdirttin bize."
Şike olaylarıyla ilgili yazıları Gökmen'e bırakmıştım aslında; ama yukarıdaki satırları okuyunca bir şeyler yazayım ben de dedim. Tıp fakültesinin bana öğrettiği en önemli şey 'empati yapmak'tı. Kendini hastanın yerine koyup, ne kadar saçma sapan davranışlarda bulunursa bulunsun, hakaret bile etse, bir an kendi sağlığının yerinde olmadığını düşünüp alttan almayı, soğukkanlı kalabilmeyi öğretti bu okul. Gerisi fasa fiso..
İşte bu satırları okurken kendimi birçok kez yaptığım gibi Fenerbahçelilerin yerine koydum yine. Ama bu sefer başka oldu, oldu işte.. Fenerbahçeliler yaklaşık 10 yıldır amatör ruhlarını kaybetmişler. Futboldan zevk almayı unutmuşlar, başka takım taraftarlarının laf sokmalarıyla mutlu olmaya başlamışlar. Çünkü o lafları yediklerinde rakibin 'ÇEKEMEDİĞİNİ' düşündürttü onlara Aziz Yıldırım ve ekibi. Futbolun bir zevk olduğunu, ufak şeylerle mutlu olabilmeyi, her sene şampiyon olunamayacağını ve bunun normal bir şey olduğunu unuttular. Metin Aşık döneminde futbol şubesinin başındayken Tanju'yu, Feyyaz'ı getirmişti Fenerbahçe'ye; başkanlığında da Tümer'i Emre'yi getirdi.. Neredeyse taraftarın her maç küfrettiği Hasan Şaş'ı getirip alkışlattıracaktı.. Fenerbahçe'ye büyük takım denmesi için bunların gerekli olmadığını unutturdu Aziz Yıldırım.. Fenerbahçeliler bu takımı Tanju için, Alpay için, Tümer, Emre için sevmediler. Lefter için, Cemil için, Rıdvan için, Oğuz için, Aykut için, Okocha için, Uche için sevdiler.. Bunu unutturdu Aziz Yıldırım ve ekibi..
Geçen sene Cemal Nalga olayında biz ne kadar utandıysak, yerin dibine girdiysek; aynı şekilde utanan Fenerbahçeliler'i görünce içim acıyor.. Son zamanlardaki bütün antipatikliğine rağmen Fener'in küme düşmesini istiyor muyum diye sormuştum kendime; istemiyordum aslında.. Hatta hiç istemiyorum, hiçbir zaman öyle bir derdim olmamış ki benim.. Ama Aziz Yıldırım gibi insanların(!) artık elini eteğini çekmesi lazım futboldan, ben büyüğüm ben büyüğüm diyerek büyük olunmaz. Büyüklük davranıştadır, duruştadır. Sen öyle bir çık ki meydana, bırak ahali senin büyüklüğüne değer biçsin..
Yazının tamamı...
Etiketler:
başkanlar,
fenerbahçe,
şike skandalı
5 Temmuz 2011 Salı
Ünal Aysal ve Şike Olayları

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sn. Ünal Aysal’ın futbol dünyamızdaki son gelişmelerle ilgili açıklaması:
Spor dünyamız açısından en büyük yanlış bu tür olaylara rekabet duygusuyla yaklaşmaktır. Tüm Galatasaray camiasından gelişmeleri büyük bir olgunluk ve soğukkanlılıkla izlemelerini ve Türk futbolunun bu süreçten zarar almadan çıkmasını dilerim. Hukuka ve genel ahlak anlayışına aykırı herhangi bir davranış gerçekleştiyse – ki bunu düşünmek bile istemem - bunu kanıtlamak adalet sistemine düşer, bizlere değil.
Konuyla ilgili yayınlar hususunda Fenerbahçe Kulübü’nün hassasiyetini göz önünde tutarak Galatasaray TV başta olmak üzere Kulübümüzün tüm mecralarında konu ile ilgili program ve yayın yapılmaması kararını almış bulunuyoruz. Aynı hassasiyetin tüm Galatasaray camiası tarafından da gösterileceğine eminim.
Ünal Aysal
Başkan
Galatasaray Spor Kulübü
Başkan
Galatasaray Spor Kulübü
Adnan Polat daha iyi anlıyordu bu piyasanın dilinden,daha bir çirkefti. Ünal Başkan öncelikle Ersan transferinde aradan çekilerek gösterdi nezaketini, daha sonra Ali Sami Yen Arena Stadyumu'nu (hala ASY orası benim için) Beşiktaş'la paylaşmayı kabul edecekti ki taraftar baskısından geri adım attı. Son olarak bu olayda da gördük ki bizim başkanımız gerçekten Adam!
Allah korusun şu olay Galatasaray'ın başına gelmiş olsaydı Fenerium'larda şike-şaibe yazılı tişörtler görebilirdik. (Twitter'da biri yazmıştı, çok haklı.) Fenerbahçe medyası topuyla tüfeğiyle idam sehpasını hazırlayıp tekmeyi basmıştı. Zaten en çok sinirlerini bozan konu da Galatasaray'ın hiçbir kişi ve kurumuyla bu olayın içerisinde yer almamasıdır. Galatasaray da olsaydı olayda "bakın onlar da pis" diyerek bize çevirirlerdi dikkatleri de bu sefer yemedi!
Şunu açıkça söyleyebilirim kendi adıma. Çok temiz olduğumuzu düşünmüyorum. Onlar tu kaka biz Omo'yla yıkandık falan demek aptallıktır bence. Hepimiz aynı havuzdayız ve havuz kirli. Yani hepimiz aynı bokun farklı renkleriyiz. Diğerlerine gülmek yerine ders çıkarmak, havuzdan çıkıp güzel bir duş almak gerekir. Birileri diyor ki Fenerbahçe küme düşerse Türk futbolu ağır yara alır. Neden alsın? Juventus daha mı küçük Fenerbahçe'den? Juventus düşünce ne oldu? 2006 Dünya Kupası'nı İtalya, 2009 Şampiyonlar Ligi kupasını Inter aldı.Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor vs. Kim suçluysa en ağır cezayı alsın, gerekirse 10 yıl 20 yıl öncesi araştırılsın. Eğer benim takımım bir bok yemişse ilk bize versinler cezayı. Adaletli olsunlar, aklı başında bir Galatasaray taraftarı ağzını açmaz. Cemal Nalga olayında kimse söylemeden biz dedik "düşürsünler" diye çünkü biliyorduk, suçluyduk ki o olay çok daha basit ve aptalcaydı.
Velhasıl kelam Fenerbahçe taraftarı "düşersek olay çıkarırız.", "bi biz mi kirliyiz?" falan demek yerine "kim ne bok yemişse ceremesini çeksin kardeşim, temizlik başlıyorsa da bu sefer de bizden başlasın." dese kendileri için çok daha kolay olur. Ve bu olaylar öyle olaylardır ki kişilerden soğuturken kurumlara daha da bağlar. Fenerbahçelilerin gözünden bakınca takımlarına daha bir dört elle sarıldıklarını görüyorum. Acaba bizim kulübün de mi başına böyle bir olay gelmesi gerekiyor taraftarın daha bir bağlanması, daha karşılıksız sevmesi için? Galatasaray taraftarı bu olayda yokuz diye gururlansın ama bir yandan da Fenerbahçe taraftarının kulübüne nasıl bağlandığını görüp kendini sorgulasın!!!
Etiketler:
fenerbahçe,
galatasaray,
şike skandalı
18 Haziran 2011 Cumartesi
Oktay Mahmuti ve Devleri

Galatasaray taraftarı pek alışkın değildir basketbol maçlarına. Gerçi diğer kulüp takımları için de geçerlidir bu. Biz genelde Efes'i tutar, Efes'i takip ederdik. Koraç kupasını kazandıkları sene salonda Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı taraftarların kendi formalarıyla çılgınca Efes'i desteklediklerini hatırlarım hala. Hepimizin hayatında Naumoski apayrıdır mesela :) Tamer Oyguç'u, Ufuk Sarıca'yı, McRae'yi kim unutabilir?
Son yıllarda Ülker'le birleşmenin de getirdiği başarıyla önce Fenerbahçe taraftarı aktı salonlara, bu sene yeni bir oluşum sayesinde Galatasaray taraftarı ve tabi ki Iverson havasıyla Beşiktaş taraftarı. Beşiktaşlılar erken havlu attı ama biz ve Fenerbahçe taraftarları Haziran'ın sonu yaklaşırken hala derbi havasındaydık. Fenerbahçe yine başarılı, en iyi kadro onlarda, en havalı topçular onlarda falan. Düşünün ki birçok kişi için takımında oynaması hayal olan Jasikevicius bu takımda yedek. Öyle bir takıma karşı oynadı Mahmuti ve Devleri.
Açık söyleyeyim Ermal, Tutku, Oktay Hoca. Bunların geleceğini duyunca heyecanlanmıştım ama mantığım yarı final başarı olur diyordu. Bu takımın Fenerbahçe'ye karşı 8 maçta 3 galibiyet alacağını ve giden 5 maçın 3'ünü ucu ucuna kaybedeceğini söyleseniz sene başında "Sie lan" derdim heralde. Ama öyle bir ruh aşıladı ki takıma Oktay Hoca, öyle bir kenetlendi ki bu güzel takım. Geçen sene Jasaitis için "Basketbolun Kewell'ı" diyordum ama Rancik'i görünce vazgeçtim. Benim gördüğüm bu takımda oynayan en güzel yabancı Rancik'tir arkadaş. Çok çok üst düzey bir oyuncu olsa "Hagi" derdim ama oyunculuğu Hagi'ye yaklaşamayacağı için ancak "Kewell" olur Rancik'ten :)
Fenerbahçe Ülker'in en kötü yabancısı Sean May bile bizde banko oynar ama bizden onlarda oynayabilecek bir yabancı çıkmaz. Sırf bu nedenle bile bu takım sevilir. Kendilerinde çok daha güçlü bir takıma karşı Oktay Hoca'nın dediği gibi son topa kadar savaştılar. Shipp, Luksa, sakar J.J... Hepsi çok değerli bizim için ama Shumpert. O bambaşka. Seneye Türk statüsünde oynaması da bizim için büyük avantaj. Ermal, Haluk abi, Tutku, Sertaç, Evren. Çok bir şey beklemediğimiz ama yaptıklarıyla artık bizi şaşırtmayan Göksenin ve Caner. Hepsi ama hepsi bizim için apayrı.

Oktay Hoca ve takımı şampiyon olamadılar belki ama şunu bilsinler ki bu taraftar onları asla unutmayacak. Ben bu takımı UEFA Kupası getiren takımdan bile daha çok sevdim, işte benim Galatasaray'ım. Çok teşekkürler Oktay Hoca, çok teşekkürler Devler, çok teşekkürler salondaki büyük GALATASARAY taraftarı...
2000 ruhu da mükemmeldi ama Yenilmez Armada 2011 bambaşka...
Fenerbahçe takımını, çirkef de olsa hocası Spahija'yı, yönetim kurulunu tebrik ediyorum ama tabi ki Kaya Peker hariç. Çok çok iyi bir takımları var, iyi bir 5 numarayla Final Four hayal değil.
Etiketler:
fenerbahçe,
galatasaray cCc,
sepet topu
25 Mayıs 2011 Çarşamba
Selçuk İnan Galatasaray'da, Emanuel Emenike Fenerbahçe'de!
Selçuk 5 yıllık zözleşme imzalamış, hayırlı olsun. Sıradaki isim galiba Sinan Bolat :)
Emenike de 9 milyon Euro karşılığında transfer olmuş, hayırlı olsun. Sıradaki isim büyük ihtimalle Sezer Öztürk..
Ayrıntılar gelecek...
Emenike de 9 milyon Euro karşılığında transfer olmuş, hayırlı olsun. Sıradaki isim büyük ihtimalle Sezer Öztürk..
Ayrıntılar gelecek...
Etiketler:
fenerbahçe,
galatasaray,
transfer
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Cami Duvarı'na İşiyorsan Cemaatin Tepkisine Katlanacaksın!
Galatasaray Lisesi'ne fenerbahçe bayrağı asmak isteyen kıt akıllı 5 fenerbahçe taraftarı bıçaklanmış.Büyük ihtimalle beyne oksijen gitmiyordu,açılan deliklerden biraz oksijen girsin de kafaları çalışmaya başlasın!
24 Ekim 2010 Pazar
Rambo Yusuf Olun Bu Akşam!
Derbi üzerine hiç konuşasım yok, skor tahmini bile geçmiyor içimden ilk kez. Les Adnans sağolsun artık derbilerde bile heyecanlanamıyoruz. Maça 40 dakika kaldı ve çevremdeki hiç kimse eskisi gibi değil. Fenerlisi zaten kazanacam modunda, Galatasaraylısı kazansak ne değişir modunda.
Hagi'nin takımından ahım şahım bir futbol beklemiyorum. Tek istediğim fotoğraftaki gibi savaşan ayaklar. Üzerlerindeki formanın değerini bilsinler. Hayrettir ki parçalı ile çıkıyoruz sahaya. Parçalının kıymetini bilin, kutsal parçalıyı üzerinize giydiğinizde her birinizden birer Metin, birer Hagi olmanızı beklemiyoruz Rambo Yusuf olun yeter. Siz sahada Metin olun, biz tribünde Alparslan oluruz diyor uA ama ben sizlerin Metin olamayacağınızı biliyorum. Bu akşam Rambo olun isterseniz 5 yeyin!
14 Ekim 2010 Perşembe
Bırakın Yorumculuğu Hoca Olun!
Ülkemize gelen kariyerli, elit diye tabir edilen teknik adamların çoğunluğunun başarısız olması, bizim değnekle kovaladıklarımızın kısa süre sonra başka takımlarda çok başarılı olmaları tesadüf mü? Bence değil.
Rijkaard ilk geldiğinde bir röportajında "Türk futbolunda her şey var ama hiçbir şey tam değil." dediğinde ne anlatmak istediğini hepimiz anladık ama bir şeyleri düzeltmek işimize gelmedi. Biz hep O'nları suçladık. Hiddink Fenerbahçe'den kovulurken herkes çok mutluydu çünkü hiçbir şey değişmeyecek, sevdikleri düzen devam edecekti. Aynı Hiddink kovulduğu günden beri gittiği her takımda çok başarılı oldu, her gittiği yerde tapılırcasına sevildi ve hep kendisi ayrıldı. Ama bizim suçumuz yoktu çünkü Fenerbahçe Aydınspor'a yenilirse hoca gider bizim ülkemizde. Del Bosque'yi Yeniköy Kasabı diye diye kovaladık adam gitti Avrupa Şampiyonu oldu.
Löw'e Dünya Kupası öncesi "üzerinizde baskı var mı?" diye soruyorlar adam "ne baskısı yahu ben Fenerbahçe'de çalışmış adamım." diyor biz yine anlamıyoruz. Aynı Löw Almanya'da futbol devrimi gerçekleştiriyor, 24 yaş ortalamalı takımıyla Arjantin'e, İngiltere'ye 4 atıyor. Rijkaard gibi kariyerinde hem hoca hem futbolcu olarak Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu olan bir adamla dalga geçiyoruz. Sergen Yalçın gibi futbol kariyeri Etimesgut Şekerspor'da bitmiş bir adam "Rijkaard hoca değil." diyebiliyor. Aragones'le, Kalli'yle dalga geçmek için zaten bir kariyerin olmasına gerek yok, 2 büyük futbol adamı bizim ülkemizde hakettikleri değerin 10'da 1'ini göremediler. Aragones Avrupa Şampiyonu olup geldi ulan buraya adamla bildiğin taşak geçtiler bu memlekette.
Hiddink Almanya'ya yenildiğimiz maçtan sonra "Dünya 1.'ymişiz gibi davranmayın kardeşim." derken bundan bahsediyordu işte. Hala ülke olarak en büyük başarımız 10 yıl önceki UEFA Kupası iken, hala bir turnuvada 3.olup diğerine gidemezken bu kibir bu ihtiras nerden geliyor yahu? Hıncal çıkar Hiddink'e çerçibaşı der, Rijkaard'a hoca değil der, Kalli'ye futbolu bilmiyor der, Skibbe'ye adam değil der vs vs. Ulan madem her boku siz biliyorsunuz bırakın yorumculuğu her biriniz bir büyüğün başına geçin, biriniz de milli takımı alın başarıdan başarıya koşalım!
Hiçbir takım bu saatten sonra para harcamasın. Galatasaray Hakan Şükür'ü, Beşiktaş Sergen Yalçın'ı getirsin. Milli Takım'a da Hıncal Uluç'u verelim ülkece coşalım yahu. Her şey bu kadar kolayken neden Rijkaard'lara, Hiddink'lere 3-4 milyon euro para veriyoruz ki!
Etiketler:
analiz,
beşiktaş,
fenerbahçe,
galatasaray,
milli takımlar
10 Ekim 2010 Pazar
Albayrak-Şiş-Emre
Abdürrahim Albayrak küçük Emre'nin bir gün Fenerbahçe'de oynayacağını bilse o şişi sokmaz mıydı boğazına :)
4 Ekim 2010 Pazartesi
7. Haftaya Bakış!
*Galatasaray orta sahaya çift yönlü bir oyuncu almadıkça sorun yaşamaya devam edecektir. Ledesma'yı kaçıranlar kafasını taşlara vursun.
*Aytekin Durmaz kötü niyetli bir adam, kötü hakem değil. Fırat Aydınus verse aynı kararı "hata" derdim ama Aytekin Durmaz eyyamcı.
*Galatasaray kötü oynamış olabilir ama kimsenin hakkını yemeye hakkı yok. Yönetimden beklemiyorum ama en azından bu adamı bir daha maçımıza vermemeleri sağlanmalı.
*7 maçta 12 puan. Kaybedilen 9 puanın en azından 3'ü alınmalıydı, berabere kalınmalıydı. Sivasspor'a yenilirsen telafi etmen zorlaşır, o 3 puanı çok arayacak Galatasaray çünkü potadaki hiçbir takımın Sivasspor'a puan vereceğini sanmıyorum.
*Servet Çetin özür dileyip takıma dönsün, özür dilemezse devre arasına kadar kadro dışı kalsın!
*Rijkaard üzüyor ama inadına Frank Rijkaard!
*Ankaragücü ilginç takım. Kadroları çok iyi ama top oynamıyorlar. Metin Akan'ın golü çok güzel. Güven Varol Stoke City'li Rory Delap'ı anımsattı, taçtan 1,5 asist yaptı.
*Ziya Doğan yine hakemlere sallamaya başladı, klasik Ziya Hoca.
*Abdullah Avcı Bursaspor'dan puan aldı, yine başlar Galatasaray'a yatıyor dedikoduları.
*Eskişehirspor kadrosuyla ters orantılı gidiyor, Türbülent kurtarır mı?
*Bucaspor'u sattı Bülent Uygun. İki yakası bir araya gelmesin!
*Niang büyük golcü, belirtmiştik zamanında. 8 golü var ama aslında 7. Fırat Aydınus Aykut'un kendi kalesine attığı golü Niang'a yazdı, tek gol farkla kral olursa ayıp olur.
*Dia ve Niang takıma yerleştikçe Fenerbahçe oynuyor. Orta saha ve sol beke yapılacak 2 transfer Fenerbahçe'yi şampiyon yapar. Zaten en iyi kadro onlarda ama Aykut en büyük engel takımda.
*Rıdvan Dilmen Aykut'u eleştirdiği gün gözümde objektif olur. Sarp'la Cana'yı kıyaslaması bilgisizliğinden değil , popülistliğinden.
*Hakan Şükür Sarp'ın yedek kalmasını anlayamıyormuş. Ben de Hakan Şükür'ü anlayamıyorum, ciddi mi?
*Trabzonspor-Beşiktaş maçı çok keyifliydi. Holosko maçın en kötüsüdür açık ara.
*Beşiktaş yenilince hiç konuşulmuyor, diğer büyükler yenilince kıyamet kopacak gibi oluyor. Neden acaba?
*Mustafa Yumlu iyi oynadı, gol attı çok sevindim.
*Selçuk İnan ve İsmail Köybaşı'nın maç öncesi sarılmaları çok hoşuma gitti. İkisi de İskenderun'lu, başarılı olmalarını görmek göğüs kabartıyor.
*Bizim ligden değil ama Mesut ve Nuri'nin gol atması mutluluk verici. Real Madrid'de bir Türk görmek çok sevindirici.
*Nuri Şahin A milli takımda oynasın artık. Hiddink büyük hoca, güveniyoruz ama Nuri konusunda duygusalım.
*Mehmet Topal neden milli takıma alınmaz?
Etiketler:
beşiktaş,
fenerbahçe,
galatasaray,
teknik direktör,
trabzonspor,
türkiye süper lig,
yıldızlar
28 Eylül 2010 Salı
Skor-8 Futbol-2
Haftanın en gollü maçıyla başlayalım. Kasımpaşa-Fenerbahçe maçı 8 gole rağmen sıkıcıydı. Mücadele yoktu sanki hiç. Topu alan karşı kaleye gitti ki bu Brezilya Ligi'nin karakterinde var bizde yok, olmasın da. Kasımpaşa'da her şey var gibi ama hiçbir şey tam değil, aynı Rijkaard'ın Türk Futbolu için dediği gibi. Sanki önliberosuz 4 defans-7 ofansif oyuncuyla çıkmış gibiydi Paşa maça. Fenerbahçe'de Emre-Dia-Niang ve biraz da Alex oynadı, 6 oldu maç. Topuz ve Selçuk'un çok az onlara katılması halinde ne olurdu çok merak ediyorum.
Ersen Martin'in yaptırdığı penaltı sabotajdır başka hiçbir şey değildir. Yekta ve Şahin'e hayran kaldım, Keller vasat üstü her zaman. Fenerbahçe'de Dia muhteşemdi. Niang ve Emre de ona yakındı, Alex çok az kıpırdandı ve 2 gol 1 asisti var.
Maç öncesi de söylemiştim Fenerbahçe'ye handikaplı oynayın, üstün üstü olur maç. Sebebi Fenerbahçe'nin iyi olması değil, Kasımpaşa'nın berbat olması. Kasımpaşa ilk yarıda 15 puan toplarsa öpsün başına koysun. Yılmaz Vural'ı kovsunlar, 2.yarı geri alsınlar!
Yobo Bilica'dan formayı aldı bu maç itibariyle geri vermez. Caner de Santos'tan formayı alabilir ama Santos'a dönülecektir mecburen çünkü Caner'den bir halt olmaz! Fenerbahçe'nin sorunları çok büyük, Galatasaray'dan bile kötüler ve düzeltmek daha zor gözüküyor. Volkan hep laubali, hala laubali.
Kasımpaşa'nın Suçu Yok, Biz O'nu Cimbom sandık esprisi var ki Fenerbahçe forumlarında onlardan beklenmeyecek derecede kaliteli bir espri :) Araklama olabilir, kendileri bulmuş olabilir ama her neyse de çok güzel espri, seviyeli en azından.
Etiketler:
analiz,
fenerbahçe,
türkiye süper lig
19 Eylül 2010 Pazar
17 Nisan-19 Eylül
Fenerbahçe-Beşiktaş maçı deyince benim aklıma hep 17 Nisan 2005'teki bu maç gelir. Rıza Çalımbay'a "Rıza Efendi 2 Ekmek 1 Süt" pankartının açıldığı maç. Fenerbahçe taraftarının "terbiyesizlik" hanesinde yazan "1" maça "-1" ile başlamasına neden oldu Fenerbahçe'nin.
Fenerbahçe Daum ile şampiyonluğa koşuyordu, Beşiktaş Rıza Hoca ile idare ediyordu. Rıza Çalımbay'ın kötü hoca olduğu o zamandan belliydi. Fenerbahçe yine maça muhteşem başlamıştı ve çok iyi oynuyordu. Şahsen ben maçın farka gideceğini düşünenlerdendim 20 dakika itibarıyla. Fakat Rüştü'nün cepheden gelen 2 toptan 3'ünü içeri alma kapasitesini unutmuşum. Maçı Fenerbahçe kaybetmesine rağmen Nicolas Anelka kanımca maçın yıldızıydı. Daum'un salak taktiğinde sol kanada yakın santrafor olarak oynatılmasına rağmen Ali Güneş'in emdiği sütü burnundan getirmişti maç boyu.
74. dakikaya kadar fevkalede zevkli fakat tarihte gördüğümüz türde bir mücadeleydi. 74'te bu maç sonrası Kadıköy Panteri lakabını alacak olan Daniel Gabriel Pancu oyuna giriyordu. Durum 2-2'ydi ve Pancu girdikten 2 dk sonra yine bir uzaktan şutla 3. golü buldu Beşiktaş. Şimdilerde İBB takımının oyuncusu olan ve zamanın en büyük genç yeteneklerinden biri olarak gösterilen İbrahim Akın atmıştı golü.
83. dakikada hakem bana göre yanlış bir kararla penaltı verip Beşiktaş kalecisi Cordoba'yı attı oyundan. Pancu Beşiktaş adına oyuna giren 3. oyuncuydu ve değişiklik hakkı dolmuştu. Oyunculardan biri kaleye girecekti. Herkes kim olacağını konuşurken Pancu kaleci formasını giyiyordu. Stoperimiz atıldığında kendi isteğiyle o mevkiye geçen Daddy Cool kadar olmasa da Beşiktaş taraftarı da Pancu'yu seviyordu ve o da bu sevginin karşılığını vermek istiyordu. Alex penaltıyı Pancu'nun soluna vurdu ve Pancu köşeyi bildi lakin yetişemedi topa.
Bu dakikadan sonra kaledekinin kaleci olmadığını düşünerek bulduğu yerden vurmaya başladı Fenerbahçeli oyuncular, özellikle Alex ve Nobre. Pancu ard arda kurtarışlar yapıyor, tribündeki ve ekran başındaki futbolseverler şok halinde izliyorlardı artık maçı. 90. dakikada Beşiktaş'ın önlibero mevkiinde görev yapan Koray Avcı topun gelişine yerden sert vurdu ve Ercan Taner'in çığlıkları eşliğinde Beşiktaş öne geçti.
Ercan Taner : " koray attı ! tarihi bir maç izliyoruz tarihi ! koray'ın golü ! beşiktaş 4-3 önde ! 10 kişi beşiktaş 4-3 önde ! "
Bu akşamki maç için bir tahmin yapmak çok zor. Beşiktaş iyi durumda, Fenerbahçe kötü durumda. Kadıköy'de Beşiktaş çok iyi. Fenerbahçe'de işler karışık. Anlayacağınız her şey Fenerbahçe aleyhine gibi gözüküyor ama adı üstünde derbi. Ayrıca Fenerbahçe kaosla beslenen bir takım. Kadro kaliteleri arasında çok fark yok, en azından abartıldığı kadar yok. Hatta Türk oyuncu rotasyonunda Fenerbahçe'nin daha kaliteli bir kadrosu var.
Bu akşamki maçta Fenerbahçe'nin galibiyetini bekliyorum. Bu maça bahis oynamam ama illa oynayacak olsam 1 veya 0, ya da 2-3 gol oynardım. Güzel bir maç olsun, 17 Nisan 2005'i de geçsin isterim seyir zevki olarak.
Etiketler:
beşiktaş,
fenerbahçe,
türkiye süper lig
10 Ağustos 2010 Salı
Mehmet Demirkol ve Emre'nin Kolu
Türkiye'de şu ana kadar yapılan belki en güzel programı yapıyor Mehmet Demirkol-Fuat Akdağ ikilisi. Her sabah ülkenin spor gündemine ilişkin konuşuyorlar ve çoğu zaman gayet de güzel konuşuyorlar. Lakin Mehmet Demirkol bazen sapıtıyor amiyane tabirle. Birilerini, bir şeyleri savunmaya çalışıyor gereksiz yere ve komik duruma düşüyor. Özellikle Emre Belözoğlu'nun Macaristan maçında geçirdiği kolun kendisine olduğu ortaya çıktıktan sonra bu dönüşüm oldu Mehmet Demirkol'da. Kendisi önceden iflah olmaz bir Emre düşmanı iken şimdi bir Emre'nin avukatına dönüştü ki her ikisi de gereksiz kere gereksizdir Hıncal Uluç deyimiyle. Kardeşim ne Emre'ye düşman ol ne Emre'nin avukatı ol. Emre iyi bir şey yaparsa öv, kötü bir şey yaparsa eleştir.
Ha sen bugün sadece bir hareket dolayısıyla bu kadar dönersen yarın daha büyük şeyler gelir başına o zaman dönecek yer bulamazsın ama. Mehmet Demirkol benim için Türkiye'nin en iyi iki yorumcusundan biridir, diğeri de Uğur Meleke. Ama Mehmet D. bazen öyle keskin dönüşler yapıyor ki kanal değiştirtiyor. E Uğur Meleke de bahtsız adam, Telegol'de Serhat Ulueren'den söz almaya çalışıyor ama provakasyon yapmadığı için laf alamıyordu, neyse ki şimdi Lig TV'de izleyecez kendisini.
![]() |
| Mehmet Demirkol-Emre ve Demirkol'a geçirdiği iddia edilen kol |
Neyse Mehmet Demirkol'u dinlerken gerçekten keyif alıyorum, hele ki tarafsız olduğu bir maç hakkında konuşacaksa muhteşem analizler yapıyor. Yani tasvir ettiği pozisyonu gözümün önüne getirtebiliyor, istediği zaman ve tarafsız olduğu zaman o derece iyi bir yorumcu. Hele yanında Sergen-Mustafa Doğan gibi çaylaklar olunca o zaman işi showa döküyor, kafa bile buluyor onlarla. Zaten o ara sigaranı yakasın geliyor ekran karşısında,o derece zevke geliyorsun. Ama şu Emre'nin geçirdiği kol sonrası ne oldu? Eskiden Emre'nin yaptığı her olayda en ağır eleştiriyi yapmak için fırsat kollayan Demirkol ne oldu da Emre'nin avukatı oldu? Emre'nin Fenerbahçe forması giymesi etkili oldu mu? Önceden Hıncal Uluç için O'nu kovan NTV şimdi ne oldu da Hıncal'ın programını bitirip ona haftanın 7 günü ekrana çıkma şansı verdi ? Ferit Şahenk-Aziz Yıldırım bağlantısı etkili oldu mu?
Şimdi Rıdvan sürekli Cana'yı eleştiriyor, yarın Cana bir kol geçirse ve Rıdvan'a ithaf etse Rıdvan da susar mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














.jpg)






