"Galatasaray'a sene başından beri o kadar transfer yapıldı ama hala takımda eksik var, Adnan Polat yönetimi takımı nasıl boşalttıysa artık" diye bir yorum okumuştum geçenlerde. Şu anda Beşiktaş'ın durumu da aynen böyle. Tüpçü öylesine laçka ve boş bir kadro kurmuş ki elini taşın altına sokacak yönetimi büyük bir enkaz bekliyor. Kağıt üzerinde kalabalık bir kadro var; ama iki sakatlık oldu mu kadro kurulamıyor, o derece boş bir kalabalık var Beşiktaş takımında.
Son söylemem gerekeni ilk söyleyeyim; kesinlikle Fernandes, Ernst ve Sivok hariç bütün yabancılar gönderilmeli, kiralıklar kesinlikle satın alınmamalı. Yazının devamında bunları ayrıntılı anlatıyorum zaten.
Öncelikle kaleden başlamak lazım. Rüştü bir takımda bulunabilecek neredeyse en iyi yedek kaleci. Dünyanın en tecrübeli kalecilerinden biri, ihtiyaç duyulduğunda oyuna girip görevini yapabilecek, sırıtmayacak, takıma da güven verebilecek bir eldiven. Yedek olarak kadroda tutulmalı. Cenk ise büyük takım kalecisi değil. Defansa güven vermiyor, takımı rahatlatmıyor. Yenecek her pozisyonu yiyor. Eğer büyük takımsan, bu ligde şampiyonluk hedefliyorsan, Avrupa'da adından söz ettirmek istiyorsan Cenk kesinlikle olmaz. Gönderilmeli, yerine de yerli kaleci alınacaksa Sinan Bolat ilk sırada düşünülmeli. İkinci sırada da Onur Recep Kıvrak düşünülebilir. Tolga Zengin Trabzon'lu olduğu için alınması soz olabilir; ancak Onur için aynı durum söz konusu değil. Trabzonspor'un futbolcularını elinde tutabilme başarısı(!) göz önüne alındığında imkansız bir transfer değil. Beşiktaş'san uğraşıp alacaksın kardeşim..
Savunmaya geçersek kesinlikle bir sağ bek şart. Malesef yerli sağ bek sıkıntımız zaten malum olduğundan yabancı pazara yönelinebilir. Valencia'daki Miguel düşünülebilir mesela. 32 yaşında. İki sene daha iyi performans sergiler Türkiye'de, iş ahlakı da iyi bir futbolcu, takımı küçümsemez. Kesinlikle takıma faydalı olacaktır. Yedek olarak Ekrem Dağ her zaman iyi bir rotasyon elemanıdır. Ekrem'in şanssızlığı kadronun boktan olması sebebiyle kendisine gereğinden fazla ilk 11'de oynama gerekliliği düşmesi. Ekrem sürekli banko oynayacak oyuncu değil; ancak her zaman iyi bir yedektir. Stoperleri zaten en sağlam bölgesi Beşiktaş'ın. Sivok, Egemen, Ersan ve Toraman iyi bir dörtlü. Atınç da bir Anadolu klübüne kiralanabilir. Sol bekte de İsmail ve Tanju vasat bir rotasyon; fakat sağ bek sıkıntısı da malum olduğundan ve yabancı bir sağ bek alınmak zorunda olduğundan yerli sol bek olarak ikisiyle bir sene daha idare etmekten başka çare yok. Zaten kötü bir rotasyon değil sadece vasat kalıyorlar..
Orta sahada Ernst, Fernandes ikilisi banko oynamalı. Oldukça sağlam bir ikili, Fernandes'in yetenekleri de cabası. Süper lig'in Selçuk ve Melo'yla beraber en iyi göbek ikilisi tartışmasız bunlar. Yanlarındaki üçüncü isim de Necip veya mutlaka transfer edilmesi gereken Alper Potuk ve Soner Aydoğdu'dan biri olmalıdır. Yukarıda da söylediğim gibi Beşiktaş'san gidip alacaksın kardeşim. Aurelio da tecrübeli rotasyon elemanı olarak bir sene daha kalabilir.
Kanatlar işte büyük problem. İlk 11 düzeyinde transferler yapılması lazım bu mevkilere. Q7 ve Simao'nun arkalarına bakmadan gönderilmesi lazım. Öncelikle Quaresma'dan başlayalım. Çok yetenekli futbolcu kardeşim tamam; ama futbolu bilmiyor ulan bu adam. Yetenekli olmakla takım için faydalı olmak farklı şeylerdir. Quaresma topu adamın bacak arasından geçirip götünden çıkarabilecek kadar yetenekli futbolcu ama topsuz alanda oynama, gol yollarına yaklaşma zekası yok bu adamda. Böyle olunca gol yollarında en etkili olması gereken mevkilerden birinde, üstelik takımın en güvendiği isimken takımı bir kişi eksik oynatıyor. Guti'nin de dediği gibi "Beşiktaş bir sirk takımı değil, futbol takımı!" Simao ise futbolu çok iyi bilen bir adam. Türkiye ligi standartlarının da üstünde evet. Ama adam doymuştan da öte, futbolu bu kadar mı sikine takmaz bir adam mına koyayım. Hala bu adamda ısrar etmenin mantığı nedir? Yol vereceksin bu ikisine de.. Bu bölgeye transfer edilirse iyi olacağını düşündüğüm birkaç isim var. Öncelikle Espanyol'da kiralık oynayan Vladimir Weiss. Bonservisi Manchester City'de ama siksen orada oynayamaz. 89'lu adam. Topla ve topsuz çok süratli, teknik ve takım oyuncusu. Yaklaşık 5m €'ya bonservisi alınır ve elini öpene 10m €'a satılır. Takıma faydası da cabası. Aslında Galatasaray'a alınmasını çok istediğim bir isim; ama konumuz Beşiktaş:) Bu scout'luk konusunda da iddialıyım, itusözlük'te Eden Hazard ve Michel Bastos başlıklarını açmışlığım vardı sözlükçülük yıllarımda:) O yüzden tekrar yazmak istiyorum beni heyeanlandıran bu ismi: Vladimir Weiss!! Bunun yanında bonservisi elinde olan Florent Malouda da iyi bir transfer olur. Uygun bir bonservis bedeliyle alınabilecek Joe Cole'u da listeye dahil edebiliriz.. Bir de Yasin Öztekin o bölgeye iyi transfer olur, eğer Cavcav anasının nikahını istemezse tabi.. Elimizde de Veli ve Burak var rotasyon elemanı olarak, böylece kanat konusunu da geçiyorum.
Forvet hattında ise transferi bırakın birkaç futbolcu takımdan gönderilirse takıma daha çok fayda sağlanır. Almeida, Edu ve Holosko gönderilmeli. Bebe konusunda yorum yapamayacağım zira adamı izlemedik, tekrar kiralanır mı kiralanmaz mı bilemeyeceğim, genç oyuncu. Mustafa Pektemek ise artık ilk 11 oyuncusu olmalı. Ancak yine de en az onun kadar kaliteli ve takıma faydalı olabilecek bir santrafor daha alınmalı. Burak Yılmaz tekrar Beşiktaş'a gelir mi bilmem ama PSG'de babalar gibi Mevlüt duruyor. Pektemek'le çok güzel rotasyona girerler, çift forvet oynadıklarında da birbirlerini tamamlarlar. Pektemek daha çabuk ve yüzü kaleye dönük oynayan bir forvet. Mevlüt ise arkası dönük oynamayı seven, yere sağlam basan, hava toplarına hakim ve çok kuvvetli bir santrafor. PSG'de de kadroya giremiyor, alıp getireceksin. Ve de eğer geleceğin takımını kuruyorsak Gaziantep'ten Muhammed Demir'in de kadroya katılması taraftarıyım. Defalarca yazdığım gibi Beşiktaş'dan alacaksın kardeşim. Tabata'lara, Alves'lere falan abuk subuk paralar verdiysen, bu adama da biraz vereceksin..
Biraz fantezi bir yazı oldu; ama çok da mantıksız hayallere kapıldığımı düşünmüyorum. Kandi çapımda scout'luk yaptım denebilir. Son olarak oluşan kadroyu bir yazayım buraya..
----------------Sinan Bolat/Onur Kıvrak
------------------------(Rüştü)
Miguel-----------Sivok-----------Egemen-----------İsmail
(Ekrem)---------(Ersan)---------(Toraman)---------(Tanju)
-------------------Ernst-------------Necip
------------------(Soner)--------- (Alper)
-----------------(Aurelio)
Malouda/Joe Cole---------Fernandes--------------Vladimir Weiss
--(Burak/Yasin?)-------(Muhammed Demirci)---------(Veli/Bebe?)
-----------------------M.Pektemek/Mevlüt
---------------------- (Muhammed Demir)
------------------------(Mehmet Akyüz)
Ne diyorsunuz??.....
27 Şubat 2012 Pazartesi
Siktir Pişkin Mahluk!
Beşiktaş basketbol takımı iyi giderken, futbol takımı da avrupada doludizgin giderken kaçacrasına klübü terk etmesine bir anlam veremedik. Üstüne şimdi bir de 103 milyon dolar'dan vazgeçtiğini açıkladı. Ulan benim hayatım boyunca yüzde birini bile göremeyeceğim bir paradan vazgeçti adam. Neler dönüyor beyler???
Şimdiye kadarki federasyon başkanlarının en iğrenci, en haysiyetsizi, en yüzsüzüyle karşı karşıyayız. Beşiktaş'ı halletti şimdi tüm Türkiye'yi becerip rahatlayacak. Şike iddanamesinde adı geçen bir sanığın başkan olmasını destekleyen herkes bunun vebali altında ezilecektir.
Yönetim listesini okuyunca da hayal kırıklığına uğradım: Yazıklar olsun Fethi hocam!!
13 Şubat 2012 Pazartesi
Şen Ola Zambiya!
Uzun süredir yazmıyorum ama bunu yazmasaydım olmazdı. Afrika Kupası benim için Eboue dışında bir şey ifade etmiyordu bu sene ama çeyrek finalle beraber yakından ilgilenmeye başladım zira Zambiya ilgi çekmeyecek gibi değildi. Hikayelerini çoğunuz biliyorsunuzdur ama yine de özet geçelim. 27 Nisan 1993'te şu an turnuvanın düzenlendiği ülke olan Gabon'da uçakları düşmüş ve 18 oyuncuları ölmüş. Bugün oynayan kadrodaki oyuncuların bir kısmı daha doğmamıştı ya da çok küçüklerdi. Ama şimdi favori olmadıkları, hatta gruptan çıkmaları bile şaşırtıcı olan Afrika Kupası'nın sahibi oldular, hem de Gabon'da. Abilerinin yüzleri gülüyordur oldukları yerde muhtemelen.
Çok sevdiğimiz Ozan Abi'nin blogunun adı güzeldir ve manalıdır, buraya da çok uyar. Futbol ezilen halkların mutluluğudur! Bu tür sonuçların artarak sürmesini dileyelim ki futbol izlemek için neden çıksın bize de.
Fotoğraf footballove blogdan.
20 Ocak 2012 Cuma
Gökhan Zan'la Fatih Terim Arasında Ne Yaşandı??
Objektif bir değerlendirme yaparsak Gökhan bu sene oynadığı maçlarda Beşiktaş'taki ilk sezonunu anımsattı. Fizik olarak mükemmel durumdaydı, sakatlanmıyordu, iyi maçlar çıkarıyordu ve kesinlikle Servet'ten çok daha hazır durumdaydı. Tek eksisi çok pas hatası yapmasıydı, bu da Fatih Terim'in oyunu kurma görevini kendisine vermesiyle alakalıydı. Aldığı her topu sağındakine solundakine verip hiç dikine oynamaya kalkmasa ne hatasını söyleyebileceklerdi Gökhan'ın?
Gaziantepspor maçından sonrasına bakalım. Kayseri, Mersin, Beşiktaş ve Sivas maçlarında ilk 18'e bile giremiyor Gökhan. Sahaya Ujfa-Semih ikilisi çıkıyor, yedekte de Servet var. Gökhan esame listesine dahil değil! Peki ne oluyor sonra, 4 hafta yedek olarak bile kadroya giremeyen Gökhan, 5.hafta Gençlerbirliği maçında ilk 11 başlıyor. Servet-Gökhan ikilisi çıkıyor sahaya. Ve tribünde izlediğim bu maçta en az 3 defa Servet'in arkasına kaçırdığı topa hızla fırlayıp tehlikeyi önlediğini gördüm Gökhan'ın. Servet fizik olarak kötü durumda olmasından dolayı topa girmeyip hep kaçak güreşirken (ki Servet bu konuda çok zeki bir futbolcudur), Gökhan bütün toplara basıp Gençlerbirliği ataklarını başlamadan bitiriyordu. Lafın kısası Servet'ten iki gömlek daha iyi durumdaydı Gökhan. Ama nedense üç gün sonraki Fenerbahçe maçında yine Servet yedekler arasındaydı, Gökhan 18 kişilik kadroda yoktu! Ve sonraki lig maçlarının hiçbirinde yine kadroya giremedi Gökhan. Semih'in cezalı olduğu ilk yarının son maçı Manisa maçında bile ilk 18'e alınmadı..
Son olarak kupadaki Adana Demirspor maçında Servet'in sıçtığını kaç kez gördük, hem de bu kez tribünde olmaya da gerek yoktu, öyle gerzekçe hatalar yapıyordu ki Servet, ekran başından da çok net fark ediliyordu, fark etmeyenin art niyetli olması lazımdı.. Ancak 3 gün sonraki Karabük maçında yine Servet ilk 11'deydi ve Gökhan yine yedekler arasında bile değildi..
Şimdi merak ettiğim soru şu: Fatih Terim'le Gökhan arasında ne geçti?? Fatih Hoca ki en formsuz zamanlarında bile milli takıma çağırmıştı Gökhan'ı. Şimdi ne oldu ki bu kadar formda ve hazır durumdayken kesik yedi Gökhan? Adam kaç maç 18 kişilik kadroya bile girmiyor, birdenbire ilk 11'e alınıyor, çıkıyor oynuyor ve yanındaki hıyarın da açıklarını kapatıyor, sonraki maçta bir daha 18'de yok.. İşler bu kadar tıkırında giderken kimsenin dikkatini çekmiyor bu durum; ama Fatih hoca sanki çaktırmadan bizle taşak geçiyor, üstelik yılar sonra ilk defa Gökhan bu kadar formda ve bu kadar istekli oynarken.. Şaka bir yana ne geçti bu adamla aranızda hocam, neden emeğinin karşılığı verilmiyor Gökhan Zan'a??
10 Ocak 2012 Salı
Günün Anlam ve Önemi Budur!!!
9 Ocak 2012 Pazartesi
Acınız Acımızdır!
Popüler bir ismin ayağı kaysa saygı duruşu yapan federasyonumuz yine gösterdi popülistliğini. Bölgesel Amatör Lig'de yer alan Keşanspor otobüsü kaza yaptı ve 2 tane gencecik insanımızı kaybettik bu kazada. Basiretsiz federasyonumuz yine gösterdi iş bilmezliğini ve gencecik çocuklarımız için bir saygı duruşu bile yaptırmadılar. Şurada çok güzel bi haber var, mutlaka okuyun.
Tüm spor camiasının, ülkemizin, Keşanspor'un ve özellikle ölenlerin ailelerinin başı sağolsun. Acıları acımızdır!
Bay Bay Ankaragücü!
"Taraftarların üç kuruşluk bütçelerinden ayırıp futbolculara prim vermesi bile Cemal Aydın, Melih Gökçek, Cengiz Topel Yıldırım gibi isimlerin vicdanını sızlatıp toplanmalarına vesile olmuyorsa; kimse kusura bakmasın bay bay Ankaragücü..."
Hakan Can
8 Ocak 2012 Pazar
Kazım Kazım & Sarı Sarı
2001-2002 sezonunda bir süre formsuz maçlar çıkaran Ümit Karan da denemişti bu yöntemi. Hemen ardından Sami Yen'de oynanan PSV Eindhoven maçını 2-0 kazanıp Nantes'in ardından ikinci olarak şampiyonlar liginde ikinci tura yükselmiştik. Ümit de eski formunu yakalamıştı, özellikle Avrupa'da çok güzel maçlar çıkarmıştı malumunuz..
Umarım Kazım'a da yarar bu uğur denemesi, formsuzluğunu bir an önce atlatır. Gerçi önümüzdeki maç Adanademir maçı pek kıstas olamaz ama olsun, iyi bir Kazım tek başına alır o maçı..
Umarım Kazım'a da yarar bu uğur denemesi, formsuzluğunu bir an önce atlatır. Gerçi önümüzdeki maç Adanademir maçı pek kıstas olamaz ama olsun, iyi bir Kazım tek başına alır o maçı..
4 Ocak 2012 Çarşamba
Doludizgin!
Play-off boktan bir sistem kabul ediyorum lakin ligin arasının bu kadar kısalması da bir o kadar güzel. Panpa Mali Aydınlar her şeyi sıçıp sıvıyor da lig arasının 45 gün olmaması güzel oldu.Galatasaray uzun yıllar sonra herkesin doğru tahmin ettiği kadroyla sahaya çıkmaya başladı. Kadroda istikrar sonuçlara da yansıyor. Kaleci de biliniyor maçtan önce ileri uç oyuncuları da. Uzun zamandır 2 sürpriz bile yapmadı bize Fatih Hoca ki 96-2000'i anımsatan bir olay bu. O zamanlar bile ara sıra Arifli ara sıra Arifsiz çıkarak şaşırtırdı bizi.
Maçtan çok Emre Çolak konuşulacaktır ki hakkıdır da. Ben hiç ısınamadım Emre'ye, hatta her zaman da söyledim bu çocuktan bi şey olmaz diye. Çünkü 2 yıldır bu çocuk 50 kiloydu. Bacakları da kuş bacağı kadardı ki hala çok güçlü değil. Yaptığı ortalar, kullandığı kornerler zorlasa bile ön direği geçmiyor. Dün ilk golde top ayağındayken hissettim gol olacağını. O da hissetmiş olmalı ki denedi şansını. Güzel gol oldu, özgüveni yerine geldi. Altyapıdan oyuncu çıkmasını isterim ama Emre'ye ben hala güvenmiyorum. Dün Visca'ya yaptığı hareket de kendisi hakkındaki olumsuz düşüncelerimi pekiştirdi. Daha cin olmadan adam çarpmaya çalışıyor. Keşke hakem atsaydı da görseydi artistlik yapmak neye mal oluyormuş. Tahrik yok bi şey yok be kardeşim. Aynısı sana yapılsa hoşuna gider mi? İşte bu yüzden Semih'e güvendiğimiz, Semih'i istediğimiz kadar seni istemiyoruz. Bize birilerini çağrıştırıyorsun maalesef çocuk!
İlk golü erken bulunca 4 atarız dedim ama gol yiyeceğimizi tahmin edememiştim. Orta sahada Melo yerine Engin'in oynaması işleri zorlaştırdı. Zira Melo topları adrese teslim yolluyordu ve biz hızlı çıkmış oluyorduk. Engin topları sürerek arkadaşlarına götürmeye çalışınca her pozisyonda rakip yerinde oluyordu. Engin çok sevdiğimiz bir oyuncu lakin ona ayrı bir top vermek gerekiyor galiba. Yine de Engin candır, delidir doludur ama candır.
Muslera'ya, Ujfa'ya falan denecek bir şey yok. Her zamanki gibi işlerini en iyi şekilde yapıyorlar. Elmander dün kötüydü, daha kötüsü isteksizdi. Zaten hoca da onu farkedip bu sefer Baros'u değil, onu aldı oyundan. Selçuk muhteşem, iyi ki var. Eboue için söylenecek bir şey yok. Ben adamın geldiğinden beri bire birde geçildiğini görmedim. Geçilmişse Q7'ye geçilmiştir belki. Riera için de söylenecek bir şey yok. Heinz'den hatta Carrusca'dan daha kötü bir oyuncu. İsteksiz, yeteneksiz, vasıfsız bir adam. Rotasyona Mertan girsin Riera'dan daha kötü olmaz.
İBB iyi bir takım aslında. Doka, Webo, Visca ve Holmen kalbur üstü yabancılar. Doka ve Holmen her takımda oynar açıkçası bu ligde. Webo da o yaşına rağmen Semih'e attığı çalımla ders verdi resmen. Kırmızı kartı tartışanlar olacaktır. Webo'nunki de Doka'nın Engin'e yaptığı hareket de kırmızı kart. Bizim Kazım da Kamil Zayette'ye çok sert girdi. Atmak isterse hakem atardı.
Güzel bir maçtı. Galatasaray atmaya devam ediyor. Ama bu görüntü kimseyi yanıltmasın transfer şart...
23 Aralık 2011 Cuma
19 Aralık 2011 Pazartesi
Ordu'nun başına komutan Hector getirildi!
Üç sene üst üste avrupa kupası finali oynayan bir adam. Emre'yle Okan'ı Galatasaray'dan bedava alan adam. Hakan Şükür'ün duygusallığından anlamayan adam. Müthiş kariyerin ardından son olarak Orduspor'a imza atıyor.. Hector Cuper: Bir düşüşün anatomisi.....
1998-99 Mallorca ile kupa galipleri kupası finali oynadı...
1999-00 Valencia ile şampiyonlar ligi finali oynadı...
2000-01 Valencia ile şampiyonlar ligi finali oynadı...
2001'de Inter'e geçti, laçka bir kadro ve gevşek bir yapı ile birlikte Cuper'in kariyeri de başaşağı gitmeye başladı. Backgroundu sayesinde tekrar La Liga ve Serie A'da birkaç takım çalıştırdı ama Gürcistan milli takımı ve Aris son noktaları oldu..
Şimdi Aris'teki performansına bir bakalım. Aris'e de sezon başında gelmedi Cuper. Dokuzuncu haftada geldi Aris takımının başında. Yunanistan kupasında takıma final oynattı ve malumunuz bu finali de kaybetti. Göreve geldiği hafta Aris ligde zaten beşinciydi, sezonu da beşinci sırada tamamlayıp play off'lara kaldı. Bir sonraki sezon aynı performansı gösteremedi ve 20. haftada görevine son verildi..
Sonuç olarak evet eski kalibresinde değil Hector Cuper. Zaten o kalibrede olsaydı Ordu'yla ismi aynı cümlede bile geçmezdi. Ancak yine de iyi hocadır, süper lig seviyesinde de farkını gösterebilecek kapasitededir. Orduspor'a heyecan getirmesini bekliyorum. Ligde 14. olan takımını daha üst sıralara taşıyacağını düşünüyorum, Hector Cuper'in keyfini çıkarın Ordulular...
Etiketler:
teknik direktör,
türkiye süper lig
16 Aralık 2011 Cuma
Cuma Kuponu!
Maçın bol gollü geçeceğini düşünüyorum. 4-6 gol seçeneği vardı aklımda; ama 4-6 golün oranı 1.70, karşılıklı gol olur'un oranı ise 1.75 olduğu için karşılıklı gol bahsinin daha mantıklı olduğuna karar verdim. Köln'de Podolski son üç haftada 5 gol attı, zaten son haftalarda gol bulmakta çok zorlanan bir ekip değil Köln. Bayern Münih'in de gol atacağından şüphemiz olmadığına göre karşılıklı gol oluru gönül rahatlığıyla kuponlarınıza ekleyebilirsiniz. Süpriz kuponlar için +7 gol bahsini de öneririm, oranı 1'e 15!
129 Benfica - Rio Ave: Ev sahibi handikaplı kazanır 1.45
Hafta içi şampiyonlar ligi maçı oynamasına rağmen hafta sonundaki maçta zorlu Maritimo deplasmanını 3 puanla aşmayı başarmıştı Benfica. Bu hafta da deplasman karnesi oldukça kötü olan Rio Ave'yi rahat geçecektir. İlk yarıdan 1 oynamayı düşünmüştüm ama oranı 1.30 olduğu için handikaplı Benfica galibiyeti oynamayı tercih ettim.
105 Orduspor - Galatasaray: Galatasaray Kazanır 1.60
Galatasaray malum doludizgin geliyor. Fakat buna rağmen bütün futbolcular hala temkinli konuşuyor. Bu da Orduspor maçını da ne kadar ciddiye aldıklarını gösterir. Halihazırda bir de teknik direktör keşmekeşi yaşayan Orduspor, bu Galatasaray'a karşı direnemez. Fatih Tekke'nin bu maçta sakatlığı nedeniyle oynayamayacağını da belirtelim. Sürpriz kuponlar için 2.90'dan handikaplı Galatasaray galibiyeti denenebilir.
114 De Graafschap - Waalwijk: Maç sonucu 1 2.10
Sürpriz kuponlar için biçilmiş kaftan bir müsabaka. De Graafschap 5 haftada 4 mağlubiyet almış. Bunların üçü de ilk üç sıradaki takımdan. Şanssiz bir fikstürden çıkış maçı yani ev sahibi için. Waalwijk'in de puana ihtiyacı var; fakat saha ve seyirci avantajıyla (üstelik bence daha formda olan) De Graafschap'ın kazanacağını düşünüyorum. Ancak kesinlikle normal kuponlarda önermem, sürprizlerde denenebilir..
Güvendiğim Kupon:
105 Orduspor - G.Saray: 2 1.60
125 B.Münih - Köln: Karşılılı gol olur 1.75
129 Benfica - Rio Ave: 1(h) 1.45
Toplam: 4.06
Tutarsa iyi olur kupon:
105 Orduspor - G.Saray: 2(h) 2.90
114 De Graafschap - Waalwijk: 1 2.10
125 B.Münih - Köln: +7 gol olur 15.00
Toplam: 91.35
Haydi rastgele...
9 Aralık 2011 Cuma
Umuttur Galatasaray
Galatasaray Fenerbahçe'yi 3-1 yendi. Bu çok klişe bir giriş olur kanımca. Galatasaray dün sadece maçı kazanmadı, sadece iyi bir takım olduğunu göstermedi. Galatasaray dün karakterini kazandı, herkese birlik olduğunu gösterdi. Sene başından beri her kötü oynadığımız maç sonrası Fenerbahçe maçı hatırlatıldı bana ve hep aynı cevabı verdim soranlara. Yenseler bile bu sefer dövemeyecekler. Fenerbahçe Galatasaray'ı nasıl yeniyordu? Daha maç başlamadan gergin bir ortam yaratıyorlardı. Buna en basit örnek Baroni-Arda kapışması. Orada Arda yalnız kalmıştı, bir tek Aydın vardı yanında. Sonra sahada birbirinden kopuk Galatasaraylı oyunculara dikleniyordu Fenerbahçeli oyuncular. Gökhan Elano'ya el ense çekiyordu mesela. Volkan Lincoln'e saldırıyordu. Bunlara Galatasaray karşılık veremiyordu. Çünkü takım değildik. Kadro olarak daha iyiydik ama takım olarak kötüydük. Dün Galatasaray takımdı, takım gibi takımdı. Gökhan niye kimseye el ense çekemedi? Volkan niye kimseye saldırmadı? Küçük enişte Emre bile süt dökmüş kedi gibiydi. Çünkü bu takıma diklenmek afedersiniz göt ister! İddia ediyorum bu Galatasaray her rakibe karşı dik durur. Çünkü sahada bir duruşumuz var. Fatih Terim'den ve amansız ol felsefesinden çok hazzetmem ama adam bu işi biliyor. Melo gibi, Ujfa gibi, Elmander gibi omurgalı adamlar getirdi. Her biri tek tek bakıldığında yıldız değil ama omurgalı, karakterli adamlar. Korkmuyorlar, sinmiyorlar.
Ve Fatih Terim niye büyük hoca biliyor musunuz? Fenerbahçe fobisi olan bir tane adamı bile sahaya sürmediği için. Dün mantıklı olan Gökhan Zan-Ujfa ikilisiydi. Ama Terim Semih'i seçti. Mantıklı olan Ayhan'dı ama Terim ben beğenmesem de Emre Çolak'ı seçti. Dün sahada Fenerbahçe'ye sürekli mağlup olmamızı kafasına takarak sahaya çıkan kimse yoktu. Hakan Balta mı? Hakan'ın bunu hiç düşünmediğine eminim. Kazım mı? Adamın dünya sikinde değil eski Fener mağlubiyetleri mi dokunacak!
Ve büyük milli! kaleci Volkan Demirel. Şu ezikliğini milli maçlar dahil her maçta görmek isterim, Fenerbahçe'yle alakası yok yani. Kıçıyla top tutardı Volkan efendi Melo'nun kafasıyla (!) attığı golü kurtarmaya yetmedi mi lan koca götün???
Çok uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Umuttur Galatasaray. En kötü gününde bile gülümsetir insanı. Elimde hiçbir şey yok lan derken bir gamze olur yerleşir yanağına farkettirmeden. Anlayamazsın ne olduğunu ama için kıpır kıpırdır, tüylerin diken diken. İyi gününde sevinçten kötü gününde hüzünden ağlatır lan en duygusuz adamı bile. Başta başkan Ünal Aysal olmak üzere hepsine teşekkür ederiz. Biz mağlubiyetlere, kötü sonuçlara üzülmüyorduk. Biz kaybolan ruha, arkadaşlığa üzülüyorduk. Bize bunları verdiniz üzerine bir de liderlik getirdiniz. Yürüyedurun ulan, önünüze çıkanın amına koyayım!
4 Aralık 2011 Pazar
Aydın Yılmaz'ın Olayı Ne?

Aydın Yılmaz diye bir adam var Galatasaray'da. Çok değişik bir adam bu. Bugüne kadar Galatasaray, İBB, Manisaspor ve Eskişehirspor'da oynadı. En az 11-12 iyi hocayla çalıştı. Oynadığı maçların %90'ında berbat oynadı. İyi oynadığı maçlar parmakla sayılır. Mesela Galatasaray'da muhteşem oynadığı bir Maccabi Netanyahu maçı vardır. Sever böyle kalitesiz rakipleri Aydın. Karşısında öyle kötü topçular olur ki tanımayanlar Aydın'ı Messi sanabilir. Ama karşısına çok da kalburüstü olmayan orta seviyede bir topçu bile çıkarsanız Aydın yine asıl Aydın'ı gösterir size. Dün karşısında Beşiktaş'ta tutunamayan, yıllardır orta sıra takımlarda kendine yer bulmaya çalışan Mehmet Sedef vardı. Aydın dün Mehmet'i bir kez bile geçemedi. Mehmet'e kendini Abidal gibi hissettirmiştir muhtemelen. Aydın Yılmaz Gerets, Feldkamp, Skibbe, Rijkaard, Bülent Korkmaz, Hagi, Abdullah Avcı, Giray Bulak gibi hocalarla çalıştı. Şimdi de Fatih Terim'le çalışıyor. Bu hocalar kariyer itibarıyla çok da kötü hocalar değil, hatta çoğu kalburüstü hocalar. Bu kadar hoca da adam edemediyse kim edecek bu çocuğu? Mourinho mu getirelim Aydın için? Yoksa Aydın'ı mı gönderelim Real'e?
Aydın Yılmaz Konyaspor'a bir gol attı yıllar önce. Hala onun ekmeğini yiyor bu adam. Onun jenerasyonundaki birçok topçu vasat takımlarda sürünürken kendisi hala Galatasaray'da ve burdan sıçrama yapmayı geçtim burda kalmak için bile çaba göstermiyor. Bu vurdumduymazlığı kime borçlu bu adam? Nasıl bu kadar kötü durumda olmasına rağmen yıllardır bu takımda? Bu adamın torpili nerden, kimden? Bu fizikle, bu yetersizlikle Galatasaray'da 5 dakika bile durmaması gerekiyor bu adamın. Aydın'a verilen şans kime verildi? Cem Sultan'ın, Özgürcan'ın, Mülayim'in, Cafercan'ın suçu neydi? Lobi yapmamaları mı?
Gençlerbirliği - Galatasaray: 0-1
-- Muslera'nın oyun rakip sahadayken kendi kendine ısınması aşina olmadığımız bir davranış, takdire şayan..
-- Aydın çok çalışıyor ama fiziğin bu kadar yetersizse daha süratli olman lazım, yok süratin bu kadarsa o zaman daha güçlü olman lazım; olmuyor işte uzatmanın manası yok.. Bu haliyle Galatasaray formasıyla değil Gençlerbirliği formasıyla sahada olması lazımdı..
-- Çıplak gözle izleyince Melo'yla Eboue'nin kalitesi göze çarpıyor değil, adeta göze batıyor; o derece..
-- Gökhan Zan tek kelimeyle müthiş, nazar değmesin.. Servet ise hantallaşmış..
-- Fatih Terim'in saha kenarında Atatürk gibi dolaşması güzel geldi bana..
-- Taraftarla Ayhan'ın arasının düzeldiğini görmek de keyif verdi..
-- Sercan Yıldırım bir ara jübile falan yaptı da biz mi kaçırdık..
-- Topla oynuyoruz ama bariz bir şekilde gol pozisyonuna girme eksikliğimiz var. İlk yarıda kaleyi bulan şutumuz yoktu..
-- i love you Melo demiş miydim :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











