Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

1 Ağustos 2010 Pazar

Polat, Şükür, Şaş, Rijkaard, Arda ve Galatasaraylılık Ruhu!


Galatasaraylılık ruhu diye bir şey var kardeşim, balon bir laf değil bu. Hani Beşiktaşlı arkadaşlar kızmasın ama Beşiktaşlılık duruşu dedikleri olay gibi balon değil. Açıkla ne bu duruş dediğimizde adam gibi açıklayacak kimse yok çünkü. Galatasaray'da ise biz; parası olmadığı halde oynayan, canını dişine takan, elinden geleni yapmaya çalşan futbolcuları izleyerek büyüdük. Belki de futbolcuların bu amatör ruhları bize yakın geldi, bizi Galatasaraylı yaptı.

Bugün bakıyoruz da takımda bu ruhtan eser yok. Eski ile yeni arasında köprü oluşturacak adam bırakmadılar çünkü takımda. Bu ruhu 1984'te Cüneyt'lere aktararak futbolu bırakan bir Fatih, 1991'de Erdal'lara aktararak bırakan bir Cüneyt, 1994'te Bülent'lere Hakan'lara anlatarak bırakan bir Erdal kalmadı çünkü takımda.. 2005'te Bülent kovuldu, 2008'de Hakan, 2009'da Hasan! Peki kime kaldı takım? Arda'lara, Sabri'lere.. Ama bu Arda'lara takımı anlatan bir Fatih, Cüneyt, Erdal bırakmadılar takımda. Gökten inme verdiler pazubandı Arda'ya ve kendi başına bir şeyleri öğrenmesini bekliyorlar. Sanki kerat cetvelini öğreniyor, Galatasaray kaptanlığı lan bu! Zaten etrafta akbabalar adamın üstüne üşüşüyor başarılı olmasın diye, sen de adamdan hem başarılı olmasını hem de kaptanlığı kusursuz öğrenmesini bekliyorsun. Ne oluyor peki, işin içinden çıkamadığı zamanlarda otoritesini konuşturmak için kabadayılığa başvuruyor. Ve inanıyorum ki yaptıklarına sonradan çok üzülüyor, farkında olmadan yapıyor çünkü. Dikkat edin hareketlerine; bir anlık sinirle verilen bir tepki, sonra da "bi halt ettik artık bari arkasında durayım"vari hareketler. Dışarıda taraftar gibi görünen insanların bazılarının üç kuruş için seni provake etmeye çalışlan sahte taraftar olduğunu kendisine anlatacak Bülent kaptanıyla oynayamadı o çünkü. Rakip takıma deplasmana gittiğinde seni tahrik etmek için görevlendirilmiş adamlara karşı duymamayı, görmemeyi, konsantre olmayı, en büyük tokatın rakibin yüzüne değil kalesine atılacak tokat olduğunu kendisine öğretecek Hakan kaptanıyla yeterince vakit geçiremedi çünkü. Kendisiyle uğraşılmayan, attığı her çalıma yorum yapılmayan, kafası rahat Hasan kaptanıyla doğru dürüst muhabbet edemedi o çünkü!

Galatasaraylılık ruhunu kendilerine anlatacak kaptanlarını hiç rahat göremediler Arda'lar, Sabri'ler. Onların hep kendi üzerlerinde dönen komplo teorileriyle uğraşmalarını, bir yandan kendi sorunlarını bir yandan takımın sorunlarını halletmeye çalışıp, bir yandan da takımın başarısı için sahada ter akıtmalarıyla dolu günlerini gördüler. Kaptanlığın Galatasaray'ın son dönemlerindeki 'zorlaştırılmış' halini yaşadılar. Oysa ki bu takımın ondört sene şampiyon olamadığı dönemdeki kaptanları bile bu kadar problemli günler yaşamadılar. Çünkü onlar medyadan, üç kuruşa satılmış taraftarlardan ve malesef kendi çıkarlarını klübün çıkarlarının üstünde tutan yöneticilerden bu kadar çekmediler. O dönemde insanların şerefini satın almak bu kadar kolay değildi belki de..

Uzun süre düşündüm bu yazıyı yazmadan önce, çok düşündüm.. Yapılan hamleler, yenileştirme çabaları, transferler, altyapı, tesisleşme... Evet Rijkaard ismi hala hepimizi heyecanlandırıyor. Evet çok büyük hoca, futbolu biliyor, oyuncuları seviyor ve öğretmek istiyor. Ve de Türkiye'ye gelen en profesyonel hocalardan, ülke futboluna çağ atlatma ihtimali olan isimlerden. Ama her ülkenin kültürü farklıdır işte. Kenardaki adamlar profesyonel, sahadaki adamlar amatör olunca olmuyor işte. Yönetim de bu handikapı göremedi ve hayatlarının en büyük hatası oldu bu belki de: Sahada profesyonellikle amatörlük arasında köprü oluşturacak futbolcu bulundurmamak! Kenardaki ekibin profesyonelliğini göğsünde yumuşatıp saha içerisindeki gençlere amatör ruhla aşılayacak köprü adamlar yok Galatasaray'da. Öyle olunca da böyle komik duruma düşüyor işte takım. Uzun sakallı, kafasında takkeli, elinde tespihli, üzerinde çiçekli hawaii gömleği, bermuda pantolonu ve parmak arası terliğiyle yaşlı bir adam düşünün. İşte Galatasaray'ın durumu bu şimdi. Ne batılı olabilmişiz, ne doğulu kalabilmişiz; aradaki sentezi de yapamamışız, elimize yüzümüze bulaştırmışız. E kardeşim basit bir kurum değil ki Galatasaray. Söz konusu olan milyonlarca insanın bir anda üzülüp, bir anda sevilmesini sağlayabilecek güce sahip bir takım!

Köprü olayına dönüp daha açık konuşmak gerekirse bir Hakan Şükür, bir Hasan Şaş yok takımda. Şimdi herkes elini vicdanına koysun; böylesine değerli bir teknik ekibin dilinden anlayan(profesyonellik manasında), sahadaki genç ve aç takıma da sözünü geçirebilen iki kaptan olsaydı takımda durum böyle mi olurdu? Şimdi bazıları diyecek ki "kardeşim Hasan bir sakatlandı 90 kilo oldu, o kendine bakmadı ki yönetim ona baksın" Ben de onlara diyorum ki; kardeşim Hasan Şaş gerçekten profesyonellikten bu kadar uzak bir futbolcu mu? Daha en amatör zamanında doping cezası alıp altı ay futboldan uzak kaldığında bile fit kalmayı başarmıştı Hasan. Acaba ne oldu da kendine bakmaktan vazgeçti 90 kiloya çıktı bu adam? Ama yok biz en kolayını yapıp tukaka diyelim...

Eğri oturup doğru konuşmanın vakti geldi artık. Kendimizi kandırmanın manası yok. Adnan Polat 1992'de gerçekleştirdiği devrimi bu kez başaramadı. Bu kez aldığı kararlar ters tepti. Mesela yeni Galatasaray'ın iskeletini kursun diye yoğun eleştirilere rağmen getirdği Kalli o sezonun sonunda "Hakan kalsın, Ümit gitsin" diye rapor vermişti. Ama Polat tam tersini yaptı. Peki ne oldu, Ümit ertesi sezon sıfır çekti! Bu sefer tutturamadı Adnan Polat! Yine de Kalli'yle iyi sayılabilecek bir iskelet oluşturdu; ama ondan sonra gelen Skibbe'ye sabredemedi. 1992'de gösterdiği dirayeti bu kez gösteremedi. Rijkaard çok önemli bir hamleydi, ama kadro istikrarını yakalayamadı bu sefer. Her sene 5-6 futbolcu gönderip, 5-6 transfer yaparak takım olmayacağını biz biliyoruz da Polat ve ekibi bilmiyor mu Allah aşkına? Malesef Polat günü kurtarma politikasına girmiştir artık. Galatasaray gibi köklü bir klüpte bu kabul edilebilir bir şey değildir, Polat ve ekibinin de bir dahaki kongreye kadar ömrünün kaldığı açıktır. Ama dediğim gibi milyonlarca insanın duygularını etkileyen bu takımın iki sene daha kaybetme lüksü var mıdır?..

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Arda'ya kaptanlığı "Galatasaray'dan başka kulübe gitmem tarzı laflar etmesin, pişman olur" diyen adam mı öğretecek? Galatasaraylılığı? Yapmayın gözünüzü seveyim ne Hakanından bahsediyorsunuz, adam her fırsatta salladıkça sallıyor. O "Kral" artık hayalkırıklığı yaratıyor bizlerde, keşke sussa da eski günleri ile hatırlasak O'nu...

Horto Magiko dedi ki...

hakan şükür'ün salladıkça sallamasının sebebi yönetimle arasının kötü olması bunu herkes biliyor zaten. aynı hakan'ın ne teklif edilirse edilsin reddedip her seferinde boş mukaveleye imza attığını da unutmayalım arkadaşlar.
evet hepimiz klübü çok seviyoruz, eski 'kahramanlar'ımız klüp hakkında konuştuğu zaman üzülüyoruz ama bir de acaba niye konuşuyorlar diye düşünmemiz lazım, hemen ihanet olarak yormak biraz haksızlık olmuyor mu??
şimdiye kadar hep adnan polat'ın iyi işler yapacağını düşündük ama olmuyor işte, belki de hakan'lar haklıdır? işte ben bunu düşünerek yazdım bu yazıyı, yorumu kendi isminle yazsaydın keşke adsız arkadaşım..

Görkem dedi ki...

Artık eskisi gibi futbolcular paralarını almada zorlanmıyorlar onları oynatıcak bir Hakan Şükür'e ihtiyac yok.Bu iş profosyonel paranı alıyorsan hakkını vereceksin formanın.Örneğin Lucas.Adam doğuştan Galatasaraylımı?Hayır.Ama sahada 40 yıllık Galatasaraylı gibi.Ama bu da Türkiye'de mümkün değil,illa sırtını okşıyıcan hadi en büyük sensin yeni x sensin bilmemne illa maç öncesi kampa alıcaksın,illa sezon öncesi kampa daha erken başlıyacaksın vs vs. çünkü oyuncular profesyonelce yaşamıyorlar ve profesyonel değiller .Ayrıca Arda'nın da Sabri'nin de bu kadar zamanda öğrendiğini düşündüğüm birşey Galatasaray ruhu.Altyapıdan yetişmeleri onlarla birlikte zamanında oynamaları doğrultusunda öğrenmeleri lazım.

Bu sadece başarısızlığa bir bahanedir.Arda geçen röportajında dedi yemeklere beraber oturup beraber kalkıyor artık takım.Daha takım gibi Arda daha kaptan gibi.Rijkard daha sinirli kenarda artık,sadece ıslık çalmıyor.Ben geçen seneden daha çok inanıyorum başarıya bu sene.Hakan Şükür le Hasan Şas benim için şampiyonlukta çocukları kucağında Allah'a dua ederek ağlayan adamlardır,ama zaman da değişiyor..

Horto Magiko dedi ki...

söz dinletmenin sadece futbolcuların paralarını cebinden karşılamakla ilgili olduğunu sanmıyorum. karizma ve duruş meselesidir. arda işte bunları öğrenemeden kaptan oldu kardeşim, bunları onlara alt yapı eğitimi sırasında öğretmiyorlar haliyle :)
ve arda'nın kaptanlığı ani oldu, kaptanlık alt yapısını almadan gökten inme oldu. geçen sene yaşadığı zorlukları hepimiz gördük. bu sene tabi ki biraz daha tecrübe kazanmış olacak, takımın yemeklere beraber oturup kalkması falan güzel şeyler, bir şeylerin geliştiğinin göstergesi. ama geçen sene de çok büyük bir kayıp sezon oldu bizim için. futbolcular özgüvenlerini kaybettiler resmen, işte bunun altından kaldırabilecek tecrübeyi verecek adam yok takımda malesef..
bu yazıda anlatmak istediğim de adnan polat'ın bu sefer çok büyükl yanlışlar yaptığı ve artık dönüşü olmayan bir yola girdiğidir..

Related Posts with Thumbnails