Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

18 Haziran 2011 Cumartesi

Oktay Mahmuti ve Devleri


Galatasaray taraftarı pek alışkın değildir basketbol maçlarına. Gerçi diğer kulüp takımları için de geçerlidir bu. Biz genelde Efes'i tutar, Efes'i takip ederdik. Koraç kupasını kazandıkları sene salonda Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı taraftarların kendi formalarıyla çılgınca Efes'i desteklediklerini hatırlarım hala. Hepimizin hayatında Naumoski apayrıdır mesela :) Tamer Oyguç'u, Ufuk Sarıca'yı, McRae'yi kim unutabilir?

Son yıllarda Ülker'le birleşmenin de getirdiği başarıyla önce Fenerbahçe taraftarı aktı salonlara, bu sene yeni bir oluşum sayesinde Galatasaray taraftarı ve tabi ki Iverson havasıyla Beşiktaş taraftarı. Beşiktaşlılar erken havlu attı ama biz ve Fenerbahçe taraftarları Haziran'ın sonu yaklaşırken hala derbi havasındaydık. Fenerbahçe yine başarılı, en iyi kadro onlarda, en havalı topçular onlarda falan. Düşünün ki birçok kişi için takımında oynaması hayal olan Jasikevicius bu takımda yedek. Öyle bir takıma karşı oynadı Mahmuti ve Devleri.

Açık söyleyeyim Ermal, Tutku, Oktay Hoca. Bunların geleceğini duyunca heyecanlanmıştım ama mantığım yarı final başarı olur diyordu. Bu takımın Fenerbahçe'ye karşı 8 maçta 3 galibiyet alacağını ve giden 5 maçın 3'ünü ucu ucuna kaybedeceğini söyleseniz sene başında "Sie lan" derdim heralde. Ama öyle bir ruh aşıladı ki takıma Oktay Hoca, öyle bir kenetlendi ki bu güzel takım. Geçen sene Jasaitis için "Basketbolun Kewell'ı" diyordum ama Rancik'i görünce vazgeçtim. Benim gördüğüm bu takımda oynayan en güzel yabancı Rancik'tir arkadaş. Çok çok üst düzey bir oyuncu olsa "Hagi" derdim ama oyunculuğu Hagi'ye yaklaşamayacağı için ancak "Kewell" olur Rancik'ten :)

Fenerbahçe Ülker'in en kötü yabancısı Sean May bile bizde banko oynar ama bizden onlarda oynayabilecek bir yabancı çıkmaz. Sırf bu nedenle bile bu takım sevilir. Kendilerinde çok daha güçlü bir takıma karşı Oktay Hoca'nın dediği gibi son topa kadar savaştılar. Shipp, Luksa, sakar J.J... Hepsi çok değerli bizim için ama Shumpert. O bambaşka. Seneye Türk statüsünde oynaması da bizim için büyük avantaj. Ermal, Haluk abi, Tutku, Sertaç, Evren. Çok bir şey beklemediğimiz ama yaptıklarıyla artık bizi şaşırtmayan Göksenin ve Caner. Hepsi ama hepsi bizim için apayrı.


Oktay Hoca ve takımı şampiyon olamadılar belki ama şunu bilsinler ki bu taraftar onları asla unutmayacak. Ben bu takımı UEFA Kupası getiren takımdan bile daha çok sevdim, işte benim Galatasaray'ım. Çok teşekkürler Oktay Hoca, çok teşekkürler Devler, çok teşekkürler salondaki büyük GALATASARAY taraftarı...

2000 ruhu da mükemmeldi ama Yenilmez Armada 2011 bambaşka...

Fenerbahçe takımını, çirkef de olsa hocası Spahija'yı, yönetim kurulunu tebrik ediyorum ama tabi ki Kaya Peker hariç. Çok çok iyi bir takımları var, iyi bir 5 numarayla Final Four hayal değil.

16 Haziran 2011 Perşembe

Her 2 Kişiden 1'i...


Fazlasıyla yaratıcı ama bir o kadar da iç acıtıyor tabi ki!

Arda'nın Atletico'ya Transferini Milletçe Yanlış Anladık!

Herkesin bildiği gibi Ünal Aysal; Reyes, Forlan ve Ujfalusi'yi paket servisle transfer etmek için Madrid'e uçtu. Arda Atletico'ya gidemiyorsa Atletico'yu Arda'ya getiririz olayı mı nedir bu, tamam büyük takımız ama kaptanı avutmak için bu kadarı da fazla değil mi ya :)
Şaka bir yana da bu transferler karşılığında büyük ihtimalle ARDA + PARA verilecektir, bu sezonki transfer stratejimiz bunu gösteriyor.

15 Haziran 2011 Çarşamba

Aynısından İki Tane!


"Şota ve Arçil’i getirdik. Bunlar 6 ay önce bizde kiralık oynamışlar ve çok gol atmışlardı. Biz de düşünmeden aldık. Ama kötü oynuyorlardı. Artık 4. maça geldik. Biz önde oturuyoruz. Arkadan biri bağırıyor. 'Ha bu yönetim ne kadar geri zekalıdır. Aynı adamlardan iki tane almış' diye." Faruk Özak (Trabzonspor Kulübü Eski Başkanı)

14 Haziran 2011 Salı

BU KIZA KADAR, Dize Kadar, Bize Kadar..


Leyla ile Mecnun - Klip - Bu Kıza Kadar cramify

Orjinali için bkz: "Because i got high"

9 Haziran 2011 Perşembe

İnceden Bir Giriş!

Bilmem farkettiniz mi blog uzun süredir boştu. Ben askerdeydim, arkadaşlarım da tıp okuyor :) Onların işi benden de zor, yapacak bir şey yok. Döneli 20 gün oldu ama biraz şahsi dertler, biraz ailevi meseleler derken yazamadım bir türlü. Yazmak istediğimde de yazamadım, elimden gelmedi. Şimdi yavaş yavaş toparlıyoruz hayatı, eskiye dönmeye çalışıyorum.

Askere gitmek için en doğru zamanı seçmişim bir Galatasaray taraftarı olarak zira döndüğümde birçok arkadaşımda kanser başlangıcına rastlayacağımı düşünmüştüm. Adnanlar tarihimizin en kötü dönemini geçirmemize neden olduktan sonra gittiler çok şükür. Şimdi Ünal Aysal ve ekibi geldi, Fatih Hoca geldi falan ama kimse bir anda toparlanmasını beklemesin bu takımın çünkü enkaz büyük hakikaten. Ne kadar kendimizi kandırmak için 5-6 transferle düzelir desek de bu kadronun yenilenmesi şart. Bu seneyi yaşayan her oyuncumuz mental olarak dipte maalesef. Sabri ve Arda'dan başka bu takımda kalabilecek oyuncu yok ama ha deyince 20 kişi yollanıp, 20 kişi alınmıyor. Manchester City değiliz ki biz. Ama yavaş yavaş, sakince iyi bir kadro kurulup yükselebilir bu takım. Kimse beklemesin ki seneye şampiyonluk öbür sene ŞL'de çeyrek final sonra 2. Avrupa Kupası falan filan. Seneye 2.'lik muhteşem sonuç olur bu takıma, acı ama gerçek.

Selçuk ve Elmander transferleri nokta transfer. 4-4-2 oynar bu takım. Gerçi bizim yönetim şimdilik sadece kaleci ve forvetle ilgileniyor, diğer tarafları hallederiz gözüyle bakıyor ama orta sahada Selçuk ve Arda, defansta da Sabri hariç hiçbir oyuncu güven vermiyor. Defansta hala Gökhan ve Servet var, sol bekte hala ilk tercih Balta. Ama en kötüsü de ;

Barış gitti ama Sarp ve Ayhan duruyor, tehlikenin farkında mısınız?

Not : Daha ayrıntılı bir Galatasaray yazısı ve diğer takımlarla ilgili yazılar ilerleyen zamanlarda gelecek.

2 Haziran 2011 Perşembe

Ersan Gülüm Açılımı(!)

Ersan Gülüm'ün bonservisi Adanaspor'da.
Fatih Terim Adanalı.
Hasan Şaş Adanalı.

Beşiktaş teklif yaptı; ama satmadılar.
E bu sezon Adanaspor'da oynatacak halleri yok; illa ki bir klübe satacaklar.
Kim o klüp, açıklama yok..

Abdurrahim Albayrak; Galatasaraylılığı tartışılmaz.
İhtiyaç duyulduğu anlarda uçağa atlayıp, yurtiçi ve yurtdışında transfer bitirmişliği çoktur.
Şimdi de bir açılış için(!) Adana'daymış.
Haydi hayırlısı bakalım...

31 Mayıs 2011 Salı

Roland Garros - Djokovic, Nadal, Federer



2011 Roland Garros'un 9. günündeyiz. Federer, Nadal,  Djokovic, Murray ilk 4 seribaşı olarak sıkıntısız bir şekilde yollarına devam ediyorlar. Yarı finalde Nadal - Murray , Djokovic- ( Federer-Monfilis) şeklinde oluşan eşleşmeler bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor. Madrid Open' da ki performansı ile Murray iyi gibi görünse de rakiplerine bakınca en zayıf halka olarak göze çarpıyor. Dünyanın 1 numarası Nadal bir tarafta, sezonun yenilmeyen yıldızı Djokovic bir tarafta... Bir de tüm zamanların en iyisi Majesteleri bir tarafta.


- En çok konuşulan olması sebebiyle Djokovic' ten başlamak istiyorum. Adam kurulu saat gibi tıkır tıkır oynuyor sezon başından beri. Bir taraftan üst üste maç kazanma rekoru ile sezona en iyi başlangıç rekoruna yaklaşırken, diğer bir taraftan da toprakta yenilmeyen Nadal' ı yenerek beklenen patlamayı yapmış durumda. Sezonun en formda tenisçisi büyük bir ihtimalle turnuva sonunda ATP sıralamasında 1. sıraya yükselecek. Toprak kort sezonunda da hiç aksamadan oynaması ve muhtemel bir birinciliği toprak kortta alması Nadal'ın çok konuşulan yenilmezliğinin ve başarısının ikinci plana itilmesine neden olacaktır. Bunların hepsi de zaten üst seviyelerde olan özgüveninin tavan yapmasını beraberinde getirecektir.


-Dünyanın bir numarasında ki isme gelirsek eğer, az önce de dediğim gibi Roland Garros '11 sonunda yerini Djokovic' e bırakacağı kanısındayım. Bu sezon Djokovic'in gölgesinde kaldı. Ancak üstün fiziği ve gücü, akıl almaz hırsı ve yeteneğini düşünecek olursak eğer her an her şey yapabilecek bir raket olduğunu tartışma konusu etmek aptallıktan başka bir şey olmaz. Kişisel olarak sevmem aslında ama sezar'ın hakkını sezar'a vermek gerek..


- Gelelim tüm zamanların en iyisine, Ekselansları bu turnuvaya ATP de ki 3. lüğünün getirdiğini düşündüğüm rahatlıkla başladı gibi görünüyor. FedEx rahat bir şekilde çeyrek finale çıkarak üst üste 28 Grand Slam'de çeyrek finale çıkarak rekorlarına bir başkasını eklemiş oldu.  Monfilis' i geçerse eğer Djokovic'le karşılaşacak yarı finalde. Belki de yenilmez güç diye anılan raketin rekoru kırmasına engel olacak. 


-Gönlümden geçenlere gelirsek eğer Federer'in finalde Nadal'ı yenerek Roland Garros '11 'i kazanmasını istiyorum.


- Djokovic'in 41 maçlık seri tam da bitme noktasına gelmiş bence. 


-2007 de Federer'in 41 maçlık serisi de Indian Wells'07 de Guillermo Canas tarafından sona erdirilmişti. -- 


-Hatta ve hatta daha da ileriye gidersek Roland Garros'tan sonra Wimbledon'da da Nadal'ı yenerek zafere ulaşan bir Federer yeniden ATP sıralamasında 1. sıraya yükselmek demektir.  Son demlerinde alışık olduğu koltukta oturmalı Federer....


Uzun bir aradan sonra bugün daha geniş açılı bir yazı yazmak istedim, ancak yarı final maçlarında teknik analizleri ile birlikte  daha özel yazılarla yeniden yıpratacam klavyemin tuşlarını :):)

?????

Cem Sultan, Kayserispor'la 5 yıllık sözleşme imzalamış. Türkiye'nin en genç profesyonel sözleşme imzalayan futbolcusu(15 yaşında) 5 sene sonra kendisini başka bir takıma 5 sene bağlayacak sözleşmeye imza attı. Servet olayının etkisi var mıdır, bu kadar büyük bir sorun mudur; yoksa abarttığımız kadar büyük potansiyel değil miydi Cem Sultan?
Fatih Terim'in olduğu bir ortamda aklıma ikiş seçenek geliyor. Ya büyüttüğümüz kadar bir halt değil bu adam, kendini bozdu gitgide ki Fatih hoca kendisinden vazgeçti. Ya da Elmander transferi ve sürekli konuşulan bir santrafor daha gelecek haberleri karşısında oynamak istediği bir klübe imza attı.
Türkiye'deki tartışmasız en iyi üç hocadan biri olan Şota'nın takımına transfer olmak kendi adına çok akıllı bir hamle olmuş; ancak hissettiğim tek şey var şu anda, Kayseri'de başarılı olmasını istiyor muyum, kesinlikle istemiyorum, nokta.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Polemik Yaratma Gabriel!

Gabriel Heinze "Niang bize yanlış yaptı" diye açıklama yapmış. "Özür dilerim ama, para hayatta her şey demek değildir. Proje vardır, hedef vardır" şeklinde de sallamaya devam etmiş.
Sezon bitince mi aklına geldi bunlar oğlum, yoksa Galatasaray'la anlaştın da yavaştan sallamaya mı başlıyorsun Fener'e :)

26 Mayıs 2011 Perşembe

Mourinho > Everybody

Sene içinde birçok kez tartıştığı Valdano'yu resmen kovdurmuş Mourinho. Başkan Perez bu seneki tecrübelerinin futbolun artık İngilizler gibi tek kişi üzerinden (menajer) yönetilmesi gerektiğini bize öğretti minvalinde bir açıklama yapmış.
Terümesi: Mourinho'dan daha iyisi yok, s.ke s.ke görevde kalacak biz de seve seve Valdano'dan vazgeçtik!

Basarım Böyle Basın'a, Şerefsizsin HÜRRİYET!!!

Galatasaray kulübünün resmi açıklamasına göre Selçuk İnan'ın alacağı ücret yıllık 2m € artı maç başı 15bin €. Yani senede 40 maç oynasa, ki seneye zaten imkansız bişey, 2.6m€'ya gelecek. 5 yıl için de 12.5m € gibi bi ücret yapar.

Bir de bugün manşetlerde olan ŞEREFSİZ haberlere bakalım:
"İnanılmaz rakam 21 milyon Euro" ŞEREFSİZ HÜRRİYET
"Selçuk, 5 yıl boyunca yaklaşık 20 milyon Euro ücret alacak" ŞEREFSİZ FANATİK

Bir de diyorlar ki ilk yıl bonservis yerine 5.5m€alacakmış, ondan sonra yıllık 3m€ alacakmış. Ulan itoğluit topla çıkar böl 17.5 yapar, 20'yi götünüzün hangi lobundan uydurdunuz ey şerefsizler.

Yönetim esas ücreti açıkladı ya, yarın ufacık bir alanda küçük puntolarla gerçek ücret yazılır. Bu sefer de Trabzon'luların tepkileri falan ön plana koyulur, bulunur yani bir şey. Bir kere kazıdılar beyinlere transferin 21m€ olduğunu artık siksen milletin kafasından silemezsin. Bu kadar orospu çocukluğu olmaz. Eğer Ünal Aysal da bu şerefsiz haberlerin önünü kesemezse sikerim böyle işi arkadaş!

Şimdi de Galatasaray Klose'yle anlaşmıştı da, Drogba yüzünden elinden kaçırdı gibisinden haber yayınlamaya başlamışlar. Bi siktirin gidin ya..

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Selçuk İnan Galatasaray'da, Emanuel Emenike Fenerbahçe'de!

Selçuk 5 yıllık zözleşme imzalamış, hayırlı olsun. Sıradaki isim galiba Sinan Bolat :)
Emenike de 9 milyon Euro karşılığında transfer olmuş, hayırlı olsun. Sıradaki isim büyük ihtimalle Sezer Öztürk..
Ayrıntılar gelecek...

Lan Acaba Mı?

Ya bu üçünden en az biri gelecek ya da üçün birini alıcaz. Bir şeyler duyduk da haydi hayırlısı bakalım...

24 Mayıs 2011 Salı

Suat Usta, Fatih Sonkaya -- Veli Kavlak!!

Rapid Wien'de oynayan Veli Kavlak'la görüştüklerini borsaya bildirmiş Beşiktaş. Sırf Beşiktaş'a gol attı diye bir futbolcu transfer edilir mi bilmem; ama gereksiz bir transfer olacağı kanaatindeyim. Vasat ötesi bir futbolcu. Yerli rotasyonda yer alır düşüncesi güzel, ancak Avusturya kültüründe büyümüş bir adamı getirip buraya adapte etmek yerine aynı düzeyde verim elde edebileceğin bir alt yapı oyuncunla uğraşman daha mantıklıdır bence.
Zamanında Galatasaray ve Beşiktaş'ın Suat Usta ve Fatih Sonkaya transferleri vardı hatırlarsanız. Dimağlarda hiçbir iz bırakamadan gittiler. Bir ara Azerbaycan'a kadar yolu uzandı ikisinin de.. Bu sezon biri Diyarbakırspor'da biri Erciyesspor'da oynadı yanlış hatırlamıyorsam. Halbuki ikisi de kötü topçu değildi, vasatlardı. Ne varki genç yaşta (aynı Veli'nin şimdiki yaşı) geldikleri Türkiye'ye alışamadılar, hak ettiklerinden daha kötü bir kariyere sürüklendiler ve bu yazıyı yazmasam çoğunuzun aklına bu sene hiç gelmeyeceklerdi bile.
Bırakın abi Veli'yi oynasın Avusturya'da. Hem de Rapid Wien'de oynuyor ne güzel. Şimdi getireceksiniz buraya, salak bir performans sergileyecek, sonra göndereceksiniz Ankaragücü'ne Manisa'ya falan. Ondan sonra belki tekrar ülkesine döner ikinci ligde falan oynar, belki Azerbaycan.. En iyisi hiç ilişmeyin abi, düz bırakın...
Related Posts with Thumbnails