Uzun bir süredir düzenli yazamıyorduk bloga. Bugün itibariyle bu sessizliğimizi bozmaya karar verdik. Aldığımız bazı yorumlar, karşılaştığımız bazı tepkiler bizi blog yazmaktan soğutmuştu açıkçası. Ama bir yerlere gelmek için birilerinin kıçını yalamaktansa "siklememeyi" yeğliyoruz, aklımızdan geçeni klavyemize dökmeye devam edeceğiz. Bir yerlere gelme olayı da o yerlerde bulunmayı hak etmeyenlerin kıçına girsin...
Dönüş yazım Fener'in şampiyonluğuyla ilgili değil, Galatasaray'ın durumuyla ilgili olsun istedim. Galatasaray'ın bugünkü durumunu daha Ağustos 2010'un başında öngörmüş ve yazmıştım. Sağolsun o zaman küfür içeren yorum yapan, adını açıklayamayan yüreksizler bu yazıyı okuyorlarsa ne düşünüyorlar merak ediyorum. Ben miymişim populistlik adına sorunları abartıp Galatasaray'a çamur atan, bir bir çıkmadı mı o yazılardaki satırlar?? Hatırlatmak için Ağustos 2010'da yani 10 ay önce, yani daha bu rezil sezon başlamamışken, takımın başında Rijkaard varken, Misimovic ismi Insua ismi taraftarları heyecanlandırırken yazdığım iki yazıdan iki alıntı yapmak istiyorum:
"Gelelim Özhan Canaydın'a. Rahmetli başkan klübün en kötü döneminde geldi takımın başına. E bu adam iyi adam tamam, ama ekonomiden anlamaz. Düzeltemedi bir türlü vaziyeti. Altı senede hiçbir katkı sağlayamadı klüp mali yapısına. Ama asla çalmadı, sportif olarak oldukça geriye gitsek de boynumuzu hiç bükmedik! Unutmayalım! Sonra ne oldu peki? Sene 2008 olunca klübü Adnan Polat'ın kucağına attı liseliler. Bu adam ekonomiden anlar diye düşündüler. Doğru Adnan Polat ekonomiden iyi anlar. Allah'ı var ekonomiyi çok düzeltti. Yeni stad, Riva, Store'ların düzenlenmesi derken, transferlerden bile para kazanmaya başladı klüp. Aldığım duyumlara göre Adnan Polat'ın babasının bu başkanlık işine şiddetle karşı çıktığını biliyorum. Ama Polat'ın Galatasaray sevgisi ağır bastı ve başkanlığa geldi. Ancak ne yazık ki ekonomide yakaladığı başarıyı sportif anlamda yakalayamadı. Hal böyle olunca kural devreye girecek: Liseli değilsen kalamazsın! Eğer Faruk Süren gibi başarılı olabilseydi onun verdiği güvenceyle kuvvetlenir başkanlığa devam edebilirdi; ama olmadı. Yanından bile geçemedi başarıların ve misyonunu tamamladı. Bir dahaki kongreyi kazanma ihtimali yok artık! Sportif başarıyı yakalayamadığı gibi etrafındaki komisyoncuları da uzaklaştıramadı klüpten. Dediğim gibi liselilerin gelenekleri ve Galatasaray sevgileri önemlidir. Galatasaray'ı kendi çıkarları için kullananları sevmezler. Polat da bu çıkarcıları etrafından uzaklaştıramadığı için, arkasına sığınacağı bir başarısı da olmadığı için çekilmeye mahkümdür.
Biz de Adnan Polat'ı, klübü büyük maddi sıkıntıdan kurtaracak başkan olarak hatırlayacağız. Gönül isterdi ki sportif başarıları da olsun, efsane olsun; çünkü öyle bir kahramandı başkanlıktan önce. Başkan olarak da kahraman olsaydı keşke. Ama olmadı, artık olamaz da! Klübün başarılı günlerine dönebilmesi için liselilerin de desteğini alan bir başkanla yola devam edilmelidir artık. Neticede biz Türk olmayan takımları yenmek için kurulmuş bir klübüz, saçma sapan takımları acaba eleyebilecek miyiz diye düşünmek için kurulan bir klüp değiliz!"
"Eğri oturup doğru konuşmanın vakti geldi artık. Kendimizi kandırmanın manası yok. Adnan Polat 1992'de gerçekleştirdiği devrimi bu kez başaramadı. Bu kez aldığı kararlar ters tepti. Mesela yeni Galatasaray'ın iskeletini kursun diye yoğun eleştirilere rağmen getirdği Kalli o sezonun sonunda "Hakan kalsın, Ümit gitsin" diye rapor vermişti. Ama Polat tam tersini yaptı. Peki ne oldu, Ümit ertesi sezon sıfır çekti! Bu sefer tutturamadı Adnan Polat! Yine de Kalli'yle iyi sayılabilecek bir iskelet oluşturdu; ama ondan sonra gelen Skibbe'ye sabredemedi. 1992'de gösterdiği dirayeti bu kez gösteremedi. Rijkaard çok önemli bir hamleydi, ama kadro istikrarını yakalayamadı bu sefer. Her sene 5-6 futbolcu gönderip, 5-6 transfer yaparak takım olmayacağını biz biliyoruz da Polat ve ekibi bilmiyor mu Allah aşkına? Malesef Polat günü kurtarma politikasına girmiştir artık. Galatasaray gibi köklü bir klüpte bu kabul edilebilir bir şey değildir, Polat ve ekibinin de bir dahaki kongreye kadar ömrünün kaldığı açıktır. Ama dediğim gibi milyonlarca insanın duygularını etkileyen bu takımın iki sene daha kaybetme lüksü var mıdır?.."
İşte o günlerde küfürlü tepkiler almıştı bu yazılar, şimdi ise görüyoruz ki ilk kongreye kadar bile dayanamadı Polat yönetimi ve olağanüstü kongrede yerlerini lise destekli bir yönetime bırakıp gitmek zorunda kaldılar. Bundan sonra da bu şekilde akıl süzgecinden geçirip yorumladığımız, inandığımız her şeyi her konuyu yazmaya devam edeceğiz. Bir kişi bile bizi okuyup takip ediyorsa ona teşekkür ediyoruz..
Geniş geniş okumak isteyenler için işte 1 ağustos 2010 ve 2 ağustos 2010 tarihli yazılar: Polat, Şükür, Şaş, Rijkaard, Arda ve Galatasaraylılık Ruhu!, Galatasaray Gelenekleri ve Adnan Polat!
24 Mayıs 2011 Salı
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Cami Duvarı'na İşiyorsan Cemaatin Tepkisine Katlanacaksın!
Galatasaray Lisesi'ne fenerbahçe bayrağı asmak isteyen kıt akıllı 5 fenerbahçe taraftarı bıçaklanmış.Büyük ihtimalle beyne oksijen gitmiyordu,açılan deliklerden biraz oksijen girsin de kafaları çalışmaya başlasın!
25 Nisan 2011 Pazartesi
Galatasaray 2010-11 Bölüm 3: Hakemler

Pek de başarılı olamayan futbol takımının kaç maç hakemler tarafından doğrandığını açıkçası hatırlamıyorum bu sezon. Ligin ilk haftasından beri sistematik bir şekilde takım hakemler tarafından da sabote ediliyor futbolcular ve yönetim bize yetmiyormuşçasına. Sadece hatırladığım hataları yazsam 10-15 puan farkedecek bu rezil futbola rağmen.
Açıkçası bu da yeni bir sorun değil. Yıllarca Aziz Yıldırım'ın etkisini gördük ama bize de ucundan birşeyler koklatıyordu MHK ve Oğuz Sarvan. Ancak Adnan Polat yönetimi geldiğinden beri camianın hakemler konusunda hiç yaptırımı kalmadı.
Sezon boyunca kollanan Fenerbahçe ilk defa Hüseyin Göçek sayesinde puan kaybetmeye yakın bir görüntü verince bütün Fenerbahçe yönetimi terör estirdi bir hafta boyunca. Bir allahın kulu çıkıp da diyemedi Lugano'ya ceza yok mu diye. Ya da olaylar sonucu saha kapanmayacak mı diye.
Aslında tam olarak toparlayamadım zira sonraki konulardan biri de yönetim olacak ve bu konular bana göre yönetim zaafiyetine giriyor.
P.S: Fotoğraftaki arkadaş hayatım boyunca gördüğüm en rezil hakem performansını Skibbe dönemindeki FB-GS maçında göstermiştir.
19 Nisan 2011 Salı
Galatasaray 2010-11 Bölüm 2: Hagi Dönemi

Rijkaard'ı yollayan yönetim Fenerbahçe maçı öncesi taraftarın gazını almak için Hagi'yi göreve getirmişti. Hagi ilk maçında Kadıköy'den puan çıkarınca çoğu Galatasaraylı mutlu oluyordu. Ancak Hagi savunmada Rijkaard'ın ipini çeken Servet'e yer vererek bir kısım taraftardan eksi not aldı. Ki tepki gösterenler Hagi'ye en çok destek veren kısım olan yabancı düşmanı olmayan taraftarlardı.

Okan-Emre'den beri gelen futbolcular arasındaki yabancı düşmanlığı Hagi'nin gelmesiyle teknik heyete de sıçradı. Misimoviç bilinmeyen bir nedenle kadro dışı kalırken sol bekte Gustavo Victoria, Orhan Ak gibi futbolcuları bizlere aratan Balta'yı nasip görmüştü geçen sene Liverpol'da ilk 11 oyuncusu olan İnsua'nın yerine Commandante. Takımda futbolcuların alışık olmadıkları yerlerde oynamaları da Hagi'nin eksileri hanesine yazılırken Elano takımdan gönderiliyordu 2 mandal, 1sepet karşılığında. Velhasıl takım inişli çıkışlı bir grafik sergilerken sezonun ilk yarısı bitti.
Rijkaard döneminden kalan futbolcunun fiziği yerine aklını kullaması bazlı oyun yerini tamamen kaos futboluna bırakırken sezon başında buna göre kondisyon çalışması yapmayan takımın 50-55 dakikada fiziken tükenmesi sorununa bir çözüm bulunmasını ve kadro kalitesinin yükseltilmesini bekliyorduk derve arasında. Devre arasında Misimoviç, Ali Turan, Mehmet Batdal gibi oyuncular gönderilirken kadroya Culio, Stancu, Yekta, Kazım ve Zapata katıldı. Transferler tamamen Hagi'nin isteğine göre yapılırken bu oyuncuların yeterliliği pek sorgulanmadı. Bugün şampiyonluğa oynayan takımlarda Culio haricinde hiçbiri ilk 11 oynayacak kapasiteye sahip olmayan bu oyuncular Galatasaray'da kadroya ezberden yazılmak zorundaydı. Ki yeniden Rijkaard'ın dediği kadro yetersizliği sorunu ortaya çıkıyordu. Ancak yine de takımdaki en büyük sorun kondisyondu. İkinci yarıya TT Arena'da başlayan Galatasaray ilk 60 dakikalarda iyi mücadele ederken bir çok maçı son yarım saatte yediği gollerle kaybediyordu. Bu olay Fenerbahçe maçında da devam edince Adnan Polat yeniden taraftarların gazını almak için Hagi'yi de yolladı.

Her şeye rağmen 'i love you Hagi'
18 Nisan 2011 Pazartesi
Galatasaray 2010-11 Bölüm 1: Rijkaard Dönemi

Uzun süredir bir şey yazmıyordum ama Arda'nın forma olayı ve kadın basketbol takımına yapılanlardan sonra biraz olsun sinirlerimi yatıştırmak için sezon özeti babında bir şeyler karalayacağım.

2009-2010 sezonun üçüncü bitiren Galatasaray yeni sezona sene içinde aksayan mevkilere takviye yapma amacıyla başladı. Bilindiği üzere Rijkaard orta saha, stoper, sol bek ve forvet istiyordu. pek çok kişiye göre bunların en önemlisi orta sahaydı. Yönetim orta sahada Mehmet Topal'ı gönderirken Rijkaard'ın sistemine pek uymayan Lorik Cana'yı transfer etti. Sol beke Çağlar Birinci gelirken defansa Ali Turan alındı. forvet mevzusuysa tamamen saçmalıktan ibaretti. Önce Rijkaard'a Giovanni ve Stoch vaat edilerek geçen senenin en çok maç kazandıran adamı Keita yollandı. 6+2+2yi doldurması için kaleci terminatörü Pino, ardından genç yetenek 24 yaşındaki Mehmet Batdal ve yıllık Beşiktaş kontenjanından Serdar Özkan alındı.

Bu hamleler yapılırken asıl yapılması gereken yanı takıma zarar verenleri gönderme işlemi es geçildi. Ki bana göre Rijkaard'ın en büyük hatası da buydu. Hocanın son şansı diyen Servet, her maç sahada toplam 3 dakika görünen Sarp, Euro 2008'den sonra vasat maç bile çıkaramayan Balta, bir önceki sene Sivaslı bir futbolcunun canına kasteden Barış gibi futbolcular kadroda tutuldu ve sezon başladı. İstanbul'daki Belgrad maçı 2-2 bitince bir kazadır oldu diyorduk. Zaten ikinci maç da 6-1 mi ne bitti. Ardından Kharpaty maçı geldi çattı. İstanbul'da yine 2-2 lik bir skor. Ve deplasmanda alınan 1-1'lik skorla elenen Galatasaray'da geçen sene kadro yetersiz diyen Rijkaard'ın kadrosu daha da zayıflatılınca doğru söylediği anlaşıldı. Bu maçın ardından Galatasaray'ın ikinci kaptanı hava alanında gülerek 'Dışarda taraftar var mı?' deyince gönderilmesi gerekip gönderilmeyenler listesine bir kişi daha eklendi. Avrupa Ligi'nden elenildikten sonra yönetim kadroya iki futbolcu daha ekledi. Misimoviç ve İnsua. İnsua herkes için sürpriz olurken Misimoviç'in yaklaşık bir ay süren transfer pazarlıkları sonrası gelmesi yönetimin yanlışları hanesine eklendi.

Ligin ilk iki maçında Sivas ve Bursa'ya yenilen Galatasaray ardından 4 maç üstüste kazandı sonrasında Karabük'e kaybeden takım Ankaragücü maçında sezonun dip noktasını gördü. Baros'un hırsından kendini sakatladığı maçta Servet ve Balta'nın muazzam(!) performasları ile alınan 4-2 lik mağlubiyet bir ay önce hocanın kontratını uzatacağız diyen Adnan Polat'ın şovuyla son buldu. Maçtan sonra açık açık bana güvenmezseniz maç satarım diyen Servet'i takımda tutan Polat, Rijkaard ve Neskeens'i gönderdi.
11 Aralık 2010 Cumartesi
Askerlik!
Bloga 6 aylığına ara veriyorum askerlik dolayısıyla. Ankara/Mamak'ta donaraktan 6 ay nasıl geçer merakla bekliyorum ama yine de çok şükür, iyi bir yere gidiyoruz. Askerliğin rahatı olmaz ama nispeten rahat olacağımızı söylüyor önceden gidenler, umuyorum öyle olur. MEBS'de piyade olarak yapacam, oraya giden okuyanımız varsa irtibata geçelim :)
6 ay ben yokum, Horto Magiko ve Exceptional yazarak blogu boş bırakmayacaklardır umuyorum. İlk 1 ay değil ama sonrasında umuyorum yazacak zaman ve imkan bulabilirim. Herkes için her şeyin hayırlısını temenni ediyorum, hakkınızı helal edin.
6 ay ben yokum, Horto Magiko ve Exceptional yazarak blogu boş bırakmayacaklardır umuyorum. İlk 1 ay değil ama sonrasında umuyorum yazacak zaman ve imkan bulabilirim. Herkes için her şeyin hayırlısını temenni ediyorum, hakkınızı helal edin.
2 Aralık 2010 Perşembe
Cana Geleceğine...
Sonra da Cana'yı niye seviyorsunuz diyorlar. Kaç Galatasaray taraftarı Sabri'ye şunu yapmak istemez ki :) Şaka bi yana hem Cana hem Sabri candır, uzun yıllar kalsınlar takımda hatta Cana direk kaptan olsun. Sabri de "Cana geleceğine,mala gelsin." esprisini yapmazsa 5.kaptan falan olabilir :)
28 Kasım 2010 Pazar
Galatasaray'da Transfer Bitmez!
Bu mağlubiyet bir bakıma iyi oldu. Galatasaray taraftarı Kayserispor maçı sonrası yeniçerilere ve yönetime açtığı isyan bayrağını indirecekti neredeyse. Beşiktaş tarafında işler durulur, haftaya tekrar kaynarlar. Zira onlar da top oynamıyorlar. Ersan ve Cenk savunmada, Guti ilerde işleri halletti. Zaten Galatasaray'ı yenmek için 3-4 tane topçunun iyi oynaması yetiyor, Kayserispor'un da Cangele'si olsa yenerlerdi.
Ali Turan diye bir "şey" var, zira ben topçuluğundan şüpheliyim. Hadi iyi oyuncu değilsin, şuncacık beynin de mi yok kardeşim? Dışarıda düşürsene adamı lan, yetişemeyeceğin belli işte bu kadar da mı beynin yok! Ama suç senin değil Rijkaard zamanında takımı yaktın Hagi her zamanki inatçılığıyla seni oynatmaya devam etti ve sıra Hagi'yi yakmakta. Hagi tek gitmez umarım Polat'ı da götürür.
İnsua>Balta kardeşim bunu göremeyen ya cahildir ya inattır. Hagi cahil değil, inat! Her şeyi kendi biliyor. Bugün Barış değişikliğini niye yaptı mesela? Niye Ayhan değil de Servet çıktı? Biri anlatsın bana yahu çok merak ediyorum.
Sabri tam olgunlaşıyordu ki sağduyulu Rijkaard gitti, gözü kara Hagi geldi ve aynı Sabri. Tabata'ya hakemin gözü önünde salladığı tekmenin ne mantığı var? Yok. Çünkü artık bu takım mantık takımı değil, Hagi takımı. Sabri'ye hala küfür edenleri anlamıyorum. Şu takımda sizin benim gibi Galatasaraylı 2-3 adamdan biridir ve O'na sövmenin mantığı yok. İlla sövecekseniz el freni Ayhan var, hayalet Balta var, "sihirbaz" Pino var, ruhsuz güven adamı 76 var işte var oğlu var! Sabri elinden geleni yapıyor, keşke diğerleri de yarısı olsa!
Cana için maçtan önce demiştim maçın adamı olur diye. Hagi stopere çekmese Guti 2.golün asistini yapamazdı. Cana Galatasaray'ın en iyisiydi Kewell'la beraber. Gördüğü sarı kartı da eyyamcı Cüneyt kıçından uydurdu çünkü Cana geldiğinden beri en yumuşak oyununu oynuyordu ve orda da topa girmişti. Avrupa'da bambaşka bir Cüneyt Çakır var, Türkiye'ye gelince havasından suyundan etkilenip eyyama kayıyor. Verdiği penaltı doğru ama Holosko'nun sürekli yaptığı faulleri es geçmesi falan komik yani. Bir o tarafa, bir bu tarafa kayıyor yönü.
Galatasaray'ın forveti Pino olamaz. Herkes olur Pino olamaz. Sözde "sihirbaz" bu adam yahu. Sirk topçusu diyecek kadar ukala değilim ama açık açık söylüyorum şu takımda oynamaz, 25 kişinin en az 15-16'sı gibi o da bu takımın topçusu değil ama Adnan Sezgin transferi işte. Bir insan bu kadar yeteneksiz olabilir mi yahu? 3 defa karşı karşıya kalıp 1'ini atamayan adam mı Galatasaray'ın forveti? Bu transferleri kim yaptı çıksın ben yaptım desin yahu. İyi bir şey olunca "ben yaptım" demeyi biliyorsunuz! Pino'ya bugün kaç kişi M.Sarp gibi seslendi?
Neill gibi adamlar lazım takıma, pek sevmem ama adam gibi adam tabiri adama cuk oturuyor yahu. Nobre'nin sarı kart görmemesi için nasıl güzel çırpındı. Adamın hası denen Alex rakip atılsın diye uğraşır, rakibi tekmelerken bunu yapabilen adam güzel adamdır. Yarın kaç kişi bundan bahsedecek çok merak ediyorum. Alex adamsa Neill peygamberliğini ilan eder yahu!
Arda, Sabri, Serkan Kurtuluş, Neill, Cana, Baros ve Kewell hariç o formayı giyenlerin hiçbiri haketmiyor! Arda'yla Sabri'yi de Galatasaraylı kontenjanından saydığımız için, yoksa Arda da gitse üzülmem.
Galatasaray resmen lige havlu atmıştır. Bundan sonra deplasmanlarda 1 puan, içerdeki kolay maçlardan alınacak 3 puanlara ihtiyacımız var yoksa küme düşebiliriz. Türkiye Kupası tek hedef olmalı bu saatten sonra. Ha bi de unutmadan "Galatasaray'da transfer bitmez." ve "Kiralık oyuncu istemiyoruz."
Etiketler:
beşiktaş,
galatasaray,
türkiye süper lig
Cana Mı,Guti Mi?
Askere gitmeme 15 gün kaldı ve bu süreçte Galatasaray maçı yazıp daha çok sinirlerimi yıpratmak istemiyordum ama bu Ali Sami Yen'deki son derbi, sırf bu yüzden izleyecem ve yazacam. Şu takımda Neill, Kewell, Baros ve Cana gibi bizi hala heyecanlandıran, sevindirme potansiyeli olan adamlar var ama çoğunluğu için aynı şeyleri düşünmüyorum. Yeniçerilerden birinin gol atması, hat-trick yapması, muhteşem oynaması falan beni zerre ilgilendirmiyor ve sevindirmiyor. Yani şu saatten sonra Servet, Sarp ya da Balta oyunlarına seviye atlatıp Puyol, Xavi ya da Bale olsalar çok da umurumda olmaz, sonuçta topçu olamazsınız demedik adam olamazsınız dedik!
Bu akşam Beşiktaş ile maçımız var. Galatasaray'ın Kadıköy'de 10 senedir alamadığı beraberlik hep konuşulur da bizim 6 yıldır Beşiktaş'a içerde puan göstermediğimiz hiç konuşulmaz. Bu Fener medyasından mı kaynaklıdır, yoksa 2 büyük kavramı var ya bilinçaltlarında onun dışa vurumu mudur? Bence 2 büyük var her zaman ama heralde medya da öyle düşünüyor. Evet Galatasaray 6 senedir puan göstermiyor içerde Beşiktaş'a ve bu maç da farklı olmayacak heralde. Bobo veya Q7'den biri sahada olsaydı biraz da olsa korkulabilirdi ama şu Beşiktaş'ın Galatasaray'a hele Hagi sistemiyle oynarken gol atması imkansız gibi. 4 çakılı defans, 3 ön libero ile oynuyoruz ve 3 ön liberomuz da sadece savunma yapan türde. E Beşiktaş kanatsızken, Nobre dışında forveti yokken bu takıma gol atması çok da kolay değil. Holosko eski günlerinden bir demet sunar, Guti'nin ara paslarını değerlendirebilirse bir nebze şansları var da Holosko'nun eski günlerine dönme şansı yok gibi. Ha ben böyle konuşuyorum da biri çıkıp son 5 maçta 2 gol atan bir takımın nasıl kazanacağını sorsa o konuyu açıklamak daha da zor. Schuster bu maçta ofansif oynayamaz, çizgi savunma kurduramaz, Toraman-Ersan ikilisini önde oynatamaz. O da defansif oynayacak ve çok kısır bir maç olacak, hepimiz fıtık olacaz. Ama Galatasaray Pino, Elano, Kewell gibi adamlara sahip ve Beşiktaş kadrosunda hiçbiri yok şu an. Ayrıca iyileşen Baros 15 dakika bile oynasa çok iyi olur Galatasaray için. 1-0 gibi kısır bir skor bekliyorum ama o da olmazsa 0-0'a kilitlenir maç, tabi bizim defansta bir 76 numara var ki ne yapacağı belli olmaz.
Galatasaray taraftarı için ASY'de oynanacak son derbi olması dışında bir önemi yok bu maçın. Beşiktaş taraftarı ise yine her Galatasaray maçında olduğu gibi 20 sene önce yaşanan Mühendis Oktay olayını açıyorlar. Ben o elem olayı okuyarak öğrenen biri olarak bunun acısını 20 sene sonra bile taze tutmayı anlarım ama hesabını bu dönemin tribünlerinden sormayı anlayamam. Sizin amacınız yas tutmak değil, kitleleri kışkırtmak. çArşı grubu kusura bakmasın ama içleri gittikçe boşalıyor. Bizim tribünün "Gücüne güç katmaya geldik." bestesine yaptığı kontra ne kadar anlamsız ve gereksizse, Mühendis Oktay'ın hesabını şu tribüncülerden sormak da o kadar anlamsız ve gereksizdir. Yani her zaman dediğim gibi hepsi aynı bokun laciverti, yok birbirlerinden farkları.
Neden Cana resmi koydum. Çünkü bu maçta Galatasaray'ın kilit adamı Cana. Cana iyi oynarsa maç sonu yazılarında Cana resimleri göreceksiniz, iyi oynayamazsa da Guti resimleri :) İşte bu yüzden maçın kilit adamı Cana. Pino ve oynarsa Baros da hücum hattında etkili olabilecek isimler. Beşiktaş için Guti'yi saydık, diğer isimler de Holosko ve Ersan bence. Holosko hızıyla, Ersan da iyi savunmasıyla etkili olabilir. Ernst'i söylemeye gerek yok, adam istikrar abidesi zaten. Kaybederlerse Schuster maç sonu Hagi'ye sallar, Yıldırım Demirören "Hocamızın arkasındayız." deyip hoca arayışına başlar vs. Beraberlik Hagi'ye yarar, sonuçta büyük takımdan alınan puanlar kümede kalma yolunda önemli!
Etiketler:
analiz,
beşiktaş,
galatasaray,
türkiye süper lig
24 Kasım 2010 Çarşamba
Şamar Oğlanı Caner
Şamar oğlanı Caner Erkin Arda'dan sonra bu kez de Bilica'dan dayak yedi. Elbet bu pembe arabalı delikanlının da dövebileceği birileri çıkar :) Gökay ya da Okan'a sarsın diyecem de bu sefer de taraftar döver Caner'i, hem de Okan Mardinli ha aşiret çocuğu akıllı ol Caner :)
Video linki : http://www.ntvspor.net/videogaleri/futbol/7574/canerbilica-kavgasindan-goruntuler/1
21 Kasım 2010 Pazar
Galatasaray'ımı Geri Verin!
Gheorghe Hagi. Gördüğüm en büyük futbolcusun. Dünyanın en iyi futbolcusu kim dendiğinde "Pele mi, Maradona mı?" tartışması yapılır. Bana sorulunca "Tartışmasız Hagi." derim, kimseyle de tartışmam Hagi'yi. Pele'yi, Maradona'yı, Messi'yi, Ronaldo'yu tartışsınlar ben Hagi'yi tartışmam abi, Hagi ulan. 5 yıl boyunca onu Galatasaray formasıyla her gördüğümde daha çok aşık oldum takımıma, O'nu her gördüğümde içim güvenle doldu, korkmuyordum ne Real'den ne Barça'dan çünkü bizim Hagi'miz vardı. Bu sadece benim için değil birçok Galatasaraylı için böyledir. Hagi 5 yıl boyunca bizim hayatımızı güzelleştiren bir adam. 5 yıl oynadı ve bir maçta bile yürekten oynamadığını görmedim. Yenince zaten onun payı vardı, yeniliyorsak eğer sahada çıldırırdı. Herkes çirkef derdi ama biz Galatasaraylılar biliriz ki Hagi Galatasaraylı olduğu için yenilmeye, bizlerin üzülmesine dayanamadığı için bunların yapardı. Hagi dışında bir Galatasaraylı bu hareketleri yaptığında biz bile söverdik ama Hagi Erol Ersoy'a saldırdığında 2 tane çaksaydı dedim ben şahsen.
Neyse Hagi mevzusuna bunun için girmemiştim ama yine söylüyorum Hagi ulan bu, sabaha kadar konuşurum hakkında hiç susmadan! Ama aynı Hagi bizi üzüyor bugünlerde. Belli ki bir şeylerden korkuyor, birilerinden çekiniyor. Belli ki ortada yine bir pislik dönüyor ki biz alıştık Polat dönemindeki pisliklere, şaşırmıyoruz artık, tepki gösteremiyoruz. Evren 80 darbesini yaptığında apolitik gençlik yaratmayı amaçlamıştı ve başarmıştı. Polat da sanki devrim devrim diyerekten bize darbe yaptı. Tepki gösteremiyoruz, acı çekiyoruz belli edemiyoruz. Herkes afyonlu gibi. Televizyonlarda birkaç şerefsiz İnsua'ya, Neill'e, Baros'a, Kewell'a sallıyor biz konuşamıyoruz, susturamıyoruz. Yeniçerilerin sırtını sıvazlıyor birileri, destek veriyor ki bunu yapmaya götleri yetiyor! Evet Hagi korkuyor. Hakan Balta'yı kesmeye korkuyor, Servet'i kesmeye korkuyor, saçma sapan kararlar veriyor. Hagi Galatasaray tarihinin en kötü teknik direktörlerinden biridir ama aptal değildir ve bu kararlar maalesef aptalca. Aptalca olduğu için kararları kendisi vermiyor diyorum.
Maç şu an başladı. Skor ne olursa olsun bu benim tuttuğum takım değil, bu benim Galatasaray'ım değil. Ben Galatasaray'a aşık olduğum günden beri hiç böyle hissetmemiştim. 5-0 yenilse sinirlenemiyor, 5-0 kazansa sevinemiyorum. Yeniçerilerden biri gol atınca kıpırdamıyorum bile, rakibin adına üzülüyorum hatta. Artık küçük sevinçlerim var. Pino gol atıyor, seviniyorum. Ya da Ufuk kurtarış yapınca, ya da Neill top kesince ya da Kewell gülünce ya da İnsua oynayınca ya da Cana topa dalınca. Artık küçük mutluluklarım var, azla yetinmeyi öğrendim Polat yönetimi sayesinde. Fenerbahçe beraberliğini kutladım mesela geçenlerde, bundan sonra her 24 Ekim'de anacam o günü. Kolay mı lan beraberlik aldık Kadıköy'de Fenerbahçe'den. Bugün Kayserispor'u yenersek Sabri'yle Servet 3'lü çektirsin, taraftar Meksika Dalgası yapsın, Hagi'yle Tugay kenarda halaya dursun, Adnan Polat şeref tribününde taklalar atsın falan, seneye de kutlayalım bunu mutlaka.
Maç sonucu ne olursa olsun defolun Adnanlar, defolun yeniçeriler. Bize Galatasaray'ımızı geri verin. Galatasaray Türkiye'dir diyorsunuz ya, sayenizde gerçekten memleket gibi olduk, batıyoruz lan!
18 Kasım 2010 Perşembe
Samimiyetsizsin!
Oyunculara Galatasaray gibi büyük bir kulüpte oynadıklarını birilerinin öğretmesi lazım. Bu oyuncular Kewell, Baros, Elano gibi, giden Santos ve Jo gibi oyuncular. Galatasaray'ın en önemli yıldızları diyebileceğimiz oyuncular. Adres yanlış yerde aranıyor. Buldular, Ayhan'ı, Servet'i, Sabri'yi, onların üzerinden besleniyorlar.
Rıdvan Dilmen
Rıdvan Dilmen bu ülkenin en büyük futbol otoritesi ve bundan utanıyorum. Bu memlekette spor programı izleyenlerin %80'i bu adama tapar gibi inanıyor yahu. Sonra da Türk futbolu neden gelişmiyor? E siz bir futbol cahilinin laflarına inanıyorsunuz, sonra da çıkıp bunun söylediklerine göre hareket ediyorsun ve diyorsun ki gelişsin futbol. Ulan bu adam cahil ama futbol cahili. Yoksa her boku biliyor, söylediği laflarla kitleleri etkileyeceğini biliyor. Çıkıyor 2 lafıyla gündem belirliyor, gündem değiştiriyor!
Çıkıp her yabancı futbolcuya rahat rahat sallıyor, lobisi olmayan her topçuyu yerden yere vurabiliyor. Ahlak dersi veriyordu ekranlarda, telekulak çetesiyle ilişkisi ortaya çıktı ama nasıl bir lobisi, nasıl bir gücü varsa 2 günde kapandı gitti konu! Yabancı futbolcuların hakkında rahat rahat konuşuyor, özellikle Galatasaraylı futbolcular hakkında. Neden? Çünkü yabancı onu yolda görüp "abi ne diyorsun böyle hakkımda?" diye sormayacak, arayıp "hocam oldu mu böyle?" demeyecek, araya adam sokup hatır koydurmayacak. Kısacası yabancıyla muhattap olma şansı düşük ki karşılaşsa da konuşamaz Türkçe'den başka dil bilmez en büyük otoritemiz. Ama yerliler öyle mi? Arda'ya 2 kelime etse akşam Play-Station turnuvasında Arda gönül koyar ona çünkü. Emre Belözoğlu'na söyleyemezsin zaten hiçbir şey, kardeşin çünkü o. Servet milli topçu sonuçta araya hatırlı adamlar sokabilir ki sen korkarsın o adamlardan çünkü işin düşmüş daha önce. Ayhan-Sarp bunlar zaten Arda'nın kankası korunur bunlar. Ama Cana öyle mi? Yolda görse suratına bakmaz senin. Misimoviç? Sorsak o kim lan, der. Kewell? Adamın Şampiyonlar Ligi kupası var, televizyondan başka yerde gördün mü Rıdvan Dilmen? Baros? Oynadığı her maç afedersiniz götünü yırtan adam mı gayr-ı ciddi? Cana için daha dün "bundan Türkiye'de 60 tane var." diyordu, bugün çarketmiş beyefendi. Eee doğal, rüzgar yön değiştirince bu da değiştirir ki ayazda kalmasın!
Yaptığı açık açık faşizm bu adamın ve kimse söyleyemiyor. İşin komiği taraftar diye anılan adamların, tribüncülerin çoğu bu adamın söyledikleriyle hareket ediyor. Rijkaard'a her program salladı salladı en son adamı gönderttiler el birliğiyle, Manisaspor maçı sonrası "Rijkaard aklandı." diyor. Bu kadar kolay mı yahu insanlarla oynamak? Bu kadar kolay mı milleti aptal yerine koymak? Kolay anasını satayım kolay. Bu ülke insanı balıktan daha iyi bir hafızaya sahip olmadığı sürece kolay, biz bu kadar kolay büyütüp bu kadar kolay unuttukça bu cambazlar hep başarılı olacak. Di mi Güntekin?
Kaynak : http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/dilmen/2010/11/16/galatasaray_adresi_yanlis_yerde_ariyor
14 Kasım 2010 Pazar
Lütfen Git Polat
![]() |
| Galatasaray Tarihinin en başarılı yönetimi |
Galatasaray tarihinin en başarılı yönetimine teşekkür ediyoruz öncelikle. Fenerbahçe maçından sonra "Teşekkürler" yazmıştım ve birçok itiraz gelmişti o yazıma. Antalyaspor maçından sonra da "Sadece 3 puan mı güzel günlerin başlangıcı mı?" demiştim. Şimdi o yazıların üzerinden seri olmuş gibi 3. yazıyı yazacam ve bu son olacak.
Galatasaray yönetimi tarihin en başarısız yönetimidir. İstediği kadar Aslantepe desin Riva desin vs. Adnan Polat Galatasaray tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Özhan Canaydın başkanlığını gördük, bu kadar rezil bu kadar yeteneksiz bir takım göremeyiz dedik. Doğru bu takım yeteneksiz değil ama tarihin en rezil takımı. Hakan Şükür zamanında bile bu kadar hizipçilik yoktu yahu. Bu kadar karaktersiz topçuyu biraraya toplamak için çok uğraştınız mı? 76 ve 22 benim için listenin başındadır, şu formayı giydikleri her gün içim kan ağlıyor. Prekaziler, Hagiler, Metinler olmasa silip atacam da neyse ki bize onlardan miras bu takım.
Cana, Neill, Lucas gibi adamlar var takımda. Bu kadar karaktersizin içinde bu adamlar ne yapabilir ki? Eğer bir takımın en iyisi Sabri'yse "sıkıntı" var demektir. Karaktersizin biri daha 3 hafta önce bana güvenilirse başarılı olurum diyordu. Ulan her hafta 11 oynuyorsun, hata yapıyorsun kimse ağzını açmıyor yine banko 11'sin, paranı alıyorsun. E güvenden kastın ne kulübün anahtarı mı? Misimoviç diye bir adam aldınız, adamın daha yayın etrafındayken pas alabildiğini görmedik, illa santranın oraya gelip top alacak! Elano var, adam da şaşırdı nerede oynayacağını. Arkasında Ayhan-Sarp-Cana var ki 3'ü bütün sene 5 gol atamaz, yeteneksizler! Baros'u Türk doktorları yerine Türk kasaplarına mı emanet ettiniz anlamadık 2 maç üst üste oynayamıyor.
Bu maç nezdinde konuşmuyorum, zaten bu seneden çoktan vazgeçtim ben. 16, 76, 22, Ali Turan, Aykut, Ayhan, içim kan ağlayarak Kewell, aynı şekilde Elano ve kaleci antrenörü Nezih Ali Boloğlu ile yarın yollar ayrılmalı. Paf'tan çocukları çıkarın oynatın, bundan kötü olmaz. Rijkaard 8 maçta 12 yaptı, Hagi 4 maçta 4 puan yaptı. Mourinho'yu getirin bu takımla 10 maçta en fazla 17-18 puan alır. Sorun hocada değil, sorun kadronun yetersizliğinde de değil. Sorun ön libero, stoper, forvet, kaleci falan değil yani. Sorun futbolcuya dayalı sistem. 2008 şampiyonluğu bizi öyle bir yere getirdi ki herkes keyfine göre oynuyor, Galatasaray kimsenin umurunda değil! Çürükleri temizleyip Ahmet Kesim, Musa, Cumhur, Cem Sultan gibi adamlarla devam etsek 12 maçta 16 puan yine yaparız heralde, daha kötü olmayacağına göre ne duruyorsunuz?
Ha bunları yazıyoru öyle çok kolay falan diyecek birileri. Kolay değil ama resmen dipteyiz! Hoca değişikliği falan çözmez bunu radikal çözümler lazım, kelle almak lazım amiyane tabirle! Diyoruz ama bunu yapacak basiretli yönetim nerde? Adnan Polat yarın çıkıp "Aslantepe, Riva, hede hödö." diyecek, hepimiz biliyoruz. Tarihin en kötü, en basiretsiz, en iş bilmez, en demagog başkanıyla karşı karşıyayız maalesef. İstifa seslerini de duymaz o şimdi. He taraftarın bu kadar kötü gidişin en sonunda bu tepkiyi göstermesi sabır mıdır, yalakalık mıdır bilemeyecem ama çok geç kaldınız beyler! Siz Rijkaard istifa diye bağırdığınız gün bittiniz zaten!
Yazsam 2 gün daha yazarım da kopuk kopuk oluyor zaten bu sinirle yazı, hoşuma gitmiyor. Lütfen git artık Polat. Bizler senden yeterince nefret ettik ama herkes nefret etmeden, birileri senin ne olduğunu henüz farketmemişken git. 20.45'ini de al git. Galatasaray'ın hiçbir başkanı Anadolu kulüpleriyle kavgalı olup, Fenerbahçe Başkanıyla bu kadar kanka modunda olmamıştı. Sen bize bunu bile gösterdin ya lütfen git, bak lütfen diyorum!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












